Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Kalabalık Yollar Yoksulluğun Bittiğini Değil, Gelirin Kimde Toplandığını Gösteriyor

Kalabalık Yollar Yoksulluğun Bittiğini Değil, Gelirin Kimde Toplandığını Gösteriyor

featured

Atsız Burucu’nun kaleme aldığı bu metin, kalabalık yolların ve dolu alışveriş merkezlerinin genel bir refah göstergesi olmadığını savunarak toplumdaki gelir adaletsizliğine dikkat çekmektedir. Yazar, bayramlardaki yoğun hareketliliğin aslında nüfusun sadece en zengin yüzde 20’lik kesiminden kaynaklandığını ve bu durumun yanıltıcı bir istatistiksel algı yarattığını belirtmektedir. Ülkedeki servetin çok küçük bir grubun elinde toplanması, milyonlarca dar gelirlinin ve emeklinin görünmez hale gelmesine neden olmaktadır. Yazara göre ekonomik gerçeklik lüks tüketim alanlarında değil, geçim sıkıntısı çeken geniş kitlelerin mutfağında aranmalıdır. Sonuç olarak metin, görsel kalabalıklara bakarak yapılan ekonomik yorumların bilimsel bir hata olduğunu ve toplumsal eşitsizliği maskelediğini vurgulamaktadır.

 

Bayram geldiğinde aynı soru tekrar soruluyor:

“Ekonomi kötü deniyor ama yollar dolu. AVM’lerde adım atacak yer yok. Oteller dolu. Arabalar her yerde. Hani insanlar fakirdi?”

İlk bakışta mantıklı gibi görünen bu soru, aslında çok büyük bir istatistik yanılgısının ürünüdür.

Çünkü insanlar gördükleri kalabalığı bütün toplum sanıyor. Oysa gördükleri şey toplumun tamamı değil, gelirden en büyük payı alan kesimdir.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre en yüksek gelir grubundaki yüzde 20’lik kesim, toplam gelirin yaklaşık yüzde 48’ini alıyor. Buna karşılık en düşük gelir grubundaki yüzde 20’nin aldığı pay yalnızca yüzde 6,4 seviyesindedir.

Bu rakamların anlamı son derece nettir.

85 milyonluk bir ülkede yaklaşık 17 milyon kişi, ülke gelirinin neredeyse yarısını kullanmaktadır. Geriye kalan milyonlarca insan ise kalan gelir için mücadele etmektedir.

Üstelik mesele yalnızca gelir dağılımı değildir.

Servet dağılımı çok daha sert bir eşitsizlik göstermektedir. Avrupa karşılaştırmalarında Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesimin toplam servetin yaklaşık yüzde 40’ına sahip olduğu görülmektedir.

Yani mesele sadece maaş farkı değildir.

Evler, arsalar, şirketler, finansal varlıklar ve birikmiş sermaye de giderek daha küçük bir grubun elinde toplanmaktadır.

Bu nedenle insanlar bayram trafiğine bakarak ülkenin tamamını değerlendirdiğinde büyük bir örneklem hatası yapmaktadır.

Bir düşünelim.

Türkiye’de gelirden en büyük payı alan ilk yüzde 20, yaklaşık 17 milyon kişidir.

Bu nüfusun tamamı aynı anda yola çıkmasa bile birkaç milyon kişinin oluşturduğu hareketlilik bile birçok Avrupa ülkesinin toplam nüfusundan daha büyüktür.

Örneğin 5-6 milyon kişinin aynı dönemde seyahate çıkması, yüz binlerce aracın yollara dökülmesi ve milyonlarca insanın alışveriş merkezlerine yönelmesi zaten devasa bir görüntü oluşturacaktır.

Fakat görünmeyen başka bir Türkiye vardır.

Asgari ücretle geçinmeye çalışanlar.

Emekliler.

Kredi kartı borcu altında yaşayan aileler.

Tatil planını bırakın, şehirler arası otobüs biletini bile hesaplamak zorunda kalan milyonlar.

Bayram boyunca evinden çıkamayan insanlar.

İstatistiksel olarak bakıldığında soru şu olmalıdır:

“Yollar neden dolu?” değil,

“Yollarda olmayanlar nerede?”

Çünkü gerçek tabloyu kalabalıkların içinde değil, kalabalıkların dışında kalanlarda görürüz.

AVM otoparklarında yer bulamamak, toplumun tamamının refah içinde olduğunu kanıtlamaz.

Trafikte çok sayıda otomobil görmek de toplumun tamamının otomobil sahibi olduğu anlamına gelmez.

Bugün Türkiye’de milyonlarca insanın sahip olduğu toplam gelir, çok daha küçük bir grubun kullandığı gelirle yarışmaktadır. TÜİK’in gelir dağılımı verileri ve uluslararası servet raporları da bunu açık biçimde göstermektedir.

Bu yüzden kalabalık görüntüler üzerinden ekonomik değerlendirme yapmak, istatistik biliminin en temel hatalarından biridir.

Bir ülkenin ekonomik durumunu anlamak istiyorsanız AVM otoparklarına değil, emeklinin pazar filesine bakın.

Tatil bölgelerindeki araç yoğunluğuna değil, ay sonunu getiremeyen hanelerin sayısına bakın.

Çünkü refahı ölçen şey en görünür olanlar değil, görünmez hâle gelenlerdir.

Atsız Burucu (Mehmet Hoca), Budapeşte – 01.06.2026

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!