Erol Sunat
  • 614 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Ne ara bu kadar yağcı olduk?

Adama yağ çekilmesi yetmiyor, az geliyor. Gündem olmak istiyor, gündemde kalmak istiyor, bir de bunu sürekli istiyor. Yanından araba geçse, saçlarına rüzgâr esse ondan bahsedilsin, onun ismi geçsin, şöyle yaptı, böyle yapacak denilsin istiyor. Sonra da soruyoruz… Biz ne ara...

Devamını Oku

Doğru Adamın Hikayesi

Bir kıssadır anlatılan. Her kıssadan bir hisse alına denmiştir. Bu hikâyede, anlatılanlarla bir benzerlik var ise, tamamen tesadüften ibarettir. Ne kimse gönül koya ne de alınganlık göstere… Sürçü lisan eylediysek affola…   Uzun uzun zaman önce memleketin birinde doğru konuşanların...

Devamını Oku

Geldik Eylül ayına!

Hoş geldin Eylül dedik demesine amma…Eylül ve rakamlar…Eylül ve zamlar…Eylül ve okullar…Eylül ve kışa doğru…Eylül ve kiralar kördüğüm… Üstelik çok düğümlü…. Düğüm-düğüm bağlanmış bir halde… Ya o düğümler açılacak… Ya da kesilecek… Anadolu’nun kördüğümünü kılıcıyla kesip atan İskender efsanesini bilirsiniz?...

Devamını Oku

Selam olsun 30 Ağustos’a

Selam olsun 30 Ağustos’a! Selam olsun Şehitlerimize, selam olsun Gazilerimize ve isimsiz kahramanlarımıza, selam olsun Anadolu’mun taşına toprağına! 30 Ağustos öyle bir destan ki, bir asrı aşan zaman diliminde hâlâ diri, hâlâ canlı, hâlâ taptaze… Türk Milletinin kahraman ordusuna ve...

Devamını Oku

Adanmışlar!

Bursa Eğitim Enstitüsünden okul arkadaşım Faruk Yücer, “Adanmışlar” adlı eserinde diyor ki, “Mesleğimin gereklerini hayat felsefem olarak kabullendim. Sevdim, sevildim. Sürüldüm, vuruldum. Ama bu mücadeleden vazgeçmedim. ” Adanmışlık duygusu imkansızı mümkün kılma azmidir” Buna inandım, doğru bildiğim yolda yürüdüm.”  ...

Devamını Oku

Yola çıktık çıkalı!

Aşık Veysel’in “Uzun ince bir yoldayım” türküsünü bilmeyende yoktur, sevmeyende…Her birimiz o uzun ince yollarda gündüz gece yürüdük. O yollardan herkes kendince nasibini aldı. Bazen anladık, bazen anlamadık, bazen anlamak işimize gelmedi. O yol hayat yoluydu… Bazılarımıza göre kader yolu…...

Devamını Oku

Çolak ustanın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde sessizliği, sakinliği ve huzuruyla anılan, tanınan bağlık, bahçelik içinden küçük nehirlerin aktığı güzel mi güzel bir şehir varmış. Bu şehrin eski eşrafından olan kocasını uzun yıllar önce kaybetmiş bir kadın, evinin her işine koşan...

Devamını Oku

Eskiden Olsa!

Eskiden olsa, gıda fiyatlarındaki patlamayı bir gören olurdu. Mâni olunurdu. Gıda tutulacak, önüne geçilebilecek, dur biraz, yapma, etme, bu kadar da ileri gitme denebilecek çıtaları çoktan aştı. Gıdanın koyduğu çıta günlük olunca, bizim çıtalar, eğildi, büküldü kırıldı, döküldü… Eskiden olsa...

Devamını Oku

Ne mi yapalım?

Tanzimat Edebiyatının önemli şairlerinden Recaizade Mahmut Ekrem, “Gül hazin, sümbül perişan bağ-zarın şevki yok” diye başlamış o hüzünlü şiirine… Halimiz aynıyla vaki… Bugünlerin penceresinden bakıldığında hüzün bizde, keder bizde, elem bizde, dert bizde… Derman masallardaki kadar çok uzaklarda bir yerlerde…...

Devamını Oku

Zeytin dalı kime lazım?

Ağzında bir zeytin dalıyla barışa uçar, barışa kanat çırpar güvercin. Zeytin dalı barışın, barışmanın, küslüklerin sona erdirilmesinin nişanesidir.   Barışanların uzattığı el, zeytin dalını temsil eder. Bütün dünya, barışla zeytin dalını özdeşleştirmiştir. Zeytin dalı kime lazım? Kime lazım değil ki…...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!