Erol Sunat
  • 614 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Paragözün Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde sineğin yağını hesap eden, menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan insanların yaşadığı bir şehir varmış. Bu şehirde de paragöz namıyla tanınan oldukça açgözlü bir adam yaşarmış. Bu adamı anlatanlar, aç gezdiği günlerin, aç yattığı gecelerin...

Devamını Oku

“Mutlu olmak nasıl bir şey”

Mutluluğu; borç verenlere, mutluluk tacirlerine, borç olarak mutluluk arayanlara sorun… Neden mutluluğu borç olarak arar hale geldiğimizi bir daha düşünün… Bir de bize mutluluk borcu olanları…   Rahmetli Müslüm Baba, “Borç mutluluk istiyorum” şarkısına “Mutlu olmak nasıl bir şey” diye başlıyordu. Ve şöyle...

Devamını Oku

Var mı enflasyonla arası iyi olan?

Bu enflasyon o bildiğimiz yaramazlıklarına katlandığımız, göz yumduğumuz enflasyon değil… Canavar olmuş dikildi karşımıza… Kasım ayına doğru havalar soğuduğunda ne olacak? Kaloriferler yanacak, doğalgaz faturalarını tahmin edebilmek mümkün değil. Ve yine soracağız…Var mı enflasyonla arası iyi olan?   Diyorlar ki,...

Devamını Oku

Bu şehirde kaç Zeki Oğuz daha kaldı?

“Onun yüzüne bakmak Anadolu’ya bakmaktır” demişti dostları. Kültür adamlarının, kültür elçilerinin, kültüre doğuştan sevdalı olanların yüzünde daima Anadolu’yu görürsünüz." Özlerinde, sözlerinde, ortaya koydukları eserlerde buram buram Anadolu vardır hep. Zeki Oğuz kardeşimiz bu anlatımlara, bu övgülere mazhar olabilen ender kültür adamlarından...

Devamını Oku

Makam mahur hava eyyamı bahur!

Efendim mahur demek, ferahlık ve mutluluk veren demek, Eyyamı Bahur ise Ağustos’un ilk yedi günü, yaz aylarının en sıcak ve boğucu günleri demek. Yazımızın başlığı ise böyle havalarda dahi ferahlık ve mutluluk taşıyan bir iyimserliğe ve hoşgörüye sahip olma halinin...

Devamını Oku

Kıskancın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde kıskanç ve haset insanların yaşadığı bir şehir varmış. Hani öyle böyle değil derler ya. Kıskançlık konusunda hiçbir şehir bu şehrin eline su dökemezmiş. Bu şehrin ya mayasında ya toprağında var bu kıskançlık derlermiş. Şehre...

Devamını Oku

Bir menemen bile yiyemedikten sonra…

Menemen mi, melemen mi? İnanın ne derseniz, deyin, nasıl söylerseniz söyleyin. Hepsi kabul. Hepsi makbul. Hepsi geçerli… Menemen evlerde en kolay yapılan, malzemesi el altında bulunan yaz aylarının en sevimli yemeklerinden biriydi… Yalan oldu… Ne mi diyor insanlar? Bir menemen...

Devamını Oku

Mustafa Uzunpostalcı’nın ardından…

Geçtiğimiz günlerde Hakk'ın rahmetine kavuşan Prof. Dr. Mustafa Uzunpostalcı, Konya İmam Hatip Okulunun ilk mezunlarından ve 104 nolu öğrencisiydi. Mezun olduğu okul olan Konya İmam Hatip Okulunda da öğretmenlik yapma bahtiyarlığına erişmiş, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde Dekanlık yapmıştı. O hayatta...

Devamını Oku

Yılandan mı korkarsınız yalandan mı?

Yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar denir ya hani…Artık kim yılandan korkar, kim yalandan belli değil. Doğru, dürüst ve temiz insanlar hayatlarının her döneminde yalandan nefret etmiş ve geri durmuş olarak tanındılar ve bilindiler. Lakin biz onları değil, hep yalancıları daha...

Devamını Oku

Derbent’in ilk müftüsüydü…

Derbent’in ilk Müftüsü olan Süleyman Yüksel Hakkın rahmetine kavuştu. Mekânı cennet olsun inşallah. Derbentli bir daha hiçbir Müftüyü onun kadar sevmedi. Sevmediği gibi ondan sonra atananları hep onunla teraziye çıkardı. Müftüm olsa şöyle derdi, şöyle yapardı, şöyle davranırdı diyerekten. Herkesin...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!