Erol Sunat
  • 590 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Adanmışlar!

Bursa Eğitim Enstitüsünden okul arkadaşım Faruk Yücer, “Adanmışlar” adlı eserinde diyor ki, “Mesleğimin gereklerini hayat felsefem olarak kabullendim. Sevdim, sevildim. Sürüldüm, vuruldum. Ama bu mücadeleden vazgeçmedim. ” Adanmışlık duygusu imkansızı mümkün kılma azmidir” Buna inandım, doğru bildiğim yolda yürüdüm.”  ...

Devamını Oku

Yola çıktık çıkalı!

Aşık Veysel’in “Uzun ince bir yoldayım” türküsünü bilmeyende yoktur, sevmeyende…Her birimiz o uzun ince yollarda gündüz gece yürüdük. O yollardan herkes kendince nasibini aldı. Bazen anladık, bazen anlamadık, bazen anlamak işimize gelmedi. O yol hayat yoluydu… Bazılarımıza göre kader yolu…...

Devamını Oku

Çolak ustanın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde sessizliği, sakinliği ve huzuruyla anılan, tanınan bağlık, bahçelik içinden küçük nehirlerin aktığı güzel mi güzel bir şehir varmış. Bu şehrin eski eşrafından olan kocasını uzun yıllar önce kaybetmiş bir kadın, evinin her işine koşan...

Devamını Oku

Eskiden Olsa!

Eskiden olsa, gıda fiyatlarındaki patlamayı bir gören olurdu. Mâni olunurdu. Gıda tutulacak, önüne geçilebilecek, dur biraz, yapma, etme, bu kadar da ileri gitme denebilecek çıtaları çoktan aştı. Gıdanın koyduğu çıta günlük olunca, bizim çıtalar, eğildi, büküldü kırıldı, döküldü… Eskiden olsa...

Devamını Oku

Ne mi yapalım?

Tanzimat Edebiyatının önemli şairlerinden Recaizade Mahmut Ekrem, “Gül hazin, sümbül perişan bağ-zarın şevki yok” diye başlamış o hüzünlü şiirine… Halimiz aynıyla vaki… Bugünlerin penceresinden bakıldığında hüzün bizde, keder bizde, elem bizde, dert bizde… Derman masallardaki kadar çok uzaklarda bir yerlerde…...

Devamını Oku

Zeytin dalı kime lazım?

Ağzında bir zeytin dalıyla barışa uçar, barışa kanat çırpar güvercin. Zeytin dalı barışın, barışmanın, küslüklerin sona erdirilmesinin nişanesidir.   Barışanların uzattığı el, zeytin dalını temsil eder. Bütün dünya, barışla zeytin dalını özdeşleştirmiştir. Zeytin dalı kime lazım? Kime lazım değil ki…...

Devamını Oku

Paragözün Hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde sineğin yağını hesap eden, menfaatlerini her şeyin üzerinde tutan insanların yaşadığı bir şehir varmış. Bu şehirde de paragöz namıyla tanınan oldukça açgözlü bir adam yaşarmış. Bu adamı anlatanlar, aç gezdiği günlerin, aç yattığı gecelerin...

Devamını Oku

“Mutlu olmak nasıl bir şey”

Mutluluğu; borç verenlere, mutluluk tacirlerine, borç olarak mutluluk arayanlara sorun… Neden mutluluğu borç olarak arar hale geldiğimizi bir daha düşünün… Bir de bize mutluluk borcu olanları…   Rahmetli Müslüm Baba, “Borç mutluluk istiyorum” şarkısına “Mutlu olmak nasıl bir şey” diye başlıyordu. Ve şöyle...

Devamını Oku

Var mı enflasyonla arası iyi olan?

Bu enflasyon o bildiğimiz yaramazlıklarına katlandığımız, göz yumduğumuz enflasyon değil… Canavar olmuş dikildi karşımıza… Kasım ayına doğru havalar soğuduğunda ne olacak? Kaloriferler yanacak, doğalgaz faturalarını tahmin edebilmek mümkün değil. Ve yine soracağız…Var mı enflasyonla arası iyi olan?   Diyorlar ki,...

Devamını Oku

Bu şehirde kaç Zeki Oğuz daha kaldı?

“Onun yüzüne bakmak Anadolu’ya bakmaktır” demişti dostları. Kültür adamlarının, kültür elçilerinin, kültüre doğuştan sevdalı olanların yüzünde daima Anadolu’yu görürsünüz." Özlerinde, sözlerinde, ortaya koydukları eserlerde buram buram Anadolu vardır hep. Zeki Oğuz kardeşimiz bu anlatımlara, bu övgülere mazhar olabilen ender kültür adamlarından...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!