Yazar Nazım Peker, bu metinde Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde yaşanan siyasi ayrışmaları ve iktidarın yargı müdahaleleriyle muhalefeti şekillendirme çabalarını eleştirel bir dille ele almaktadır. Mevcut ekonomik sıkıntılar nedeniyle halkın bir çıkış yolu aradığını belirten yazar, Özgür Özel ve ekibinin yeni bir parti kurma ihtimalini lojistik ve maddi zorluklar açısından riskli bulmaktadır. Yaklaşan olası bir erken seçim karşısında muhalefetin parçalanmaması gerektiğini vurgulayarak; Özel, Dervişoğlu ve Özdağ gibi isimlerin güç birliği yapmasını önermektedir. Metnin temel odağını, kişisel ikballerden ziyade memleket menfaatlerinin ön plana alınması ve Türkiye’nin yeniden parlamenter demokrasiye dönmesi için ortak bir paydada buluşulması çağrısı oluşturmaktadır. Sonuç olarak yazar, muhalefetin ideolojik farkları bir kenara bırakarak tek vücut halinde hareket etmesinin ülkenin aydınlık geleceği için tek çare olduğunu savunmaktadır.
Ne acı ve ne yazık ki CHP, siyaset mühendisliği ile ikiye bölünmüş, parçalanmış bulunmakta. Bunun adına ne derseniz deyiniz; savunulacak demokratik yollar, hukuki süreç gibi sözlerle ne izahı ne de mantıklı bir açıklaması olamaz.
Bunun adına, siyasi rakipleri yargı sopasıyla dizayn etme, korkutma ve sindirme denir. Madem CHP’ye kayyum atandı, aynı şekilde o günkü delege ve komisyon üyelerinin de atanmış olması gerekirdi.
AKP’nin ve Sn. Erdoğan’ın başarısız ekonomik programından bunalan, illallah diyen, bakanların bu asil milletin sinir uçlarıyla oynamasından bunalan asil millet, bir çıkış yolu arıyordu.
Bu yolun da şimdilik CHP’de birleşmekle olacağına inandı ve Özgür Özel, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na yöneldi. İYİ Parti ve Dervişoğlu’na da çok iyi bir sevgi ve teveccüh var.
Tehlikeyi gören AKP ve kurmayları, CHP’yi ve Sn. Erdoğan’a rakip olabilecek kişileri yargı yoluyla minder dışına atmayı seçtiler. Otuz yıllık diplomayı iptal ettirdiler ki bunun faturası gelecekte çok ağır olacak gibi.
Çıkın Anadolu’ya, gidin bir ücra köye, oturun kahvesine ve sorun bakalım size ne diyecekler?
Kılıçdaroğlu‘nun asla ve asla Ö. Özel ve ekibine fırsat ve olanak vermeyeceğini gören Özel ekibi, çıkış yolları aramaktalar.
Son çare kendisinin de dediği gibi ya bir yol açacaklar ya da yeni bir yol bulacaklardı.

Haberlerden ve sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla bu yol, yeni bir parti kurmaya evrilmiş durumda.
Partilerin ve siyasetçilerin işine karışmak, akıl vermek ne yetkim ne de haddim.
Yılların eğitimcisi olarak şunu söyleyebilirim: Yeni bir parti kurmak, bütün Türkiye’de teşkilatlanmak hem zaman hem de maddi bir yüktür.
Türkiye’de 81 il ve 922 ilçe var. Beldeleri de katarsak rakam epey yüksek.
Ufukta bir erken baskın seçim kokusu dolaşıyor. Çünkü AKP ve kurmaylarının 2027’de ne enflasyonu ne de pahalılığı önleme ve halkı rahatlatma enerjisi görünmüyor.
Ö. Özel ve ekibi 81 ile il binası, il tabelası; 922 ilçeye ilçe binası, ilçe tabelası; il ve ilçe başkanları, yönetim kurulu üyeleri derken epey bir maddi yük çıkıyor.
Ülkeyi gerçekten seviyorlarsa, TBMM’de dedikleri gibi ülkeyi AKP’den kurtarmak istiyorlarsa Özel, Dervişoğlu ve Özdağ parti ve kendi ikballerini düşünmeden ortak bir yolda birleşip, tek vücut seçime girseler daha iyi, daha güzel, daha garantili olmaz mı?
Bu üçlü ortaklığa, Sn. Erdoğan ve ekibinin nasıl bir olumsuz propaganda yapacağını da aşağı yukarı tahmin ediyorum.
Ama söz konusu vatan olunca, gerisi teferruattan öte olmamalı.
Nasıl olsa ilk seçim sonrası Kılıçdaroğlu ve ekibi gidecek, parti de Özel ve ekibine kalacak. İki masrafa değer mi?
Sn. Dervişoğlu ve Özdağ’ın böyle bir ortak yapıma “hayır” diyeceklerini sanmıyorum. Ayrı ayrı seçime girdiklerinde kimin kaç vekil çıkaracağı da üç aşağı beş yukarı belli.
İnatlaşmadan, hizipleşmeden, ideolojilerini buzdolabına geçici olarak koyarak ortak akılla, ortak paydada birleşip bu cennet ülkeyi ve erdemli milleti parlamenter demokrasiye yeniden kavuşturmalılar.
Ondan sonra da köylü köyüne dönebilir. İstenirse de ülke çıkarları için ortak paydada icraat yapılabilir.
Emekli ve yaşlı bir eğitimci olarak; ülkem ve insanımın aydınlık geleceği için kaygılarımdan ötürü bu yazıyı kaleme aldım.
Beni anlayacağınız ümidiyle.
Esen kalınız.
