Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Abdullah Öcalan’ı Kurtarma Ekibi

Abdullah Öcalan’ı Kurtarma Ekibi

featured
0
Paylaş

Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu metin, terör örgütü lideri Abdullah Öcalan ve ona yönelik ılımlı yaklaşımlar sergileyen siyasi figürlere yönelik sert bir eleştiri sunmaktadır. Yazar, çeşitli siyasi partilerin Öcalan’ı meşrulaştırma çabalarını vatana ihanet olarak nitelendirerek, bu durumu devletin bekası için ciddi bir güvenlik tehdidi olarak tanımlar. Metinde, Öcalan’ın güncel açıklamalarına atıfta bulunularak bölücü emellerinden vazgeçmediği vurgulanmakta ve siyasetçilerin bu gerçeği halktan gizlediği savunulmaktadır. Terörle mücadelede kararlılık çağrısı yapan yazar, mevcut politikaların Türkiye Cumhuriyeti’ni bir teröristin yardımına muhtaç hale getirdiğini iddia eder. Sonuç olarak eser, halkı uyanışa davet ederken, ülkeyi bu duruma sürükleyen popülist siyasetçilerin tasfiye edilmesi gerektiğini savunmaktadır.

 

Abdullah Öcalan denen kişi; Türkiye’yi bölmek için terör örgütü kuran, asker, polis, sivil, çocuk demeden 40-50 bin insanı öldürten bir katildir.

Öcalan yargılandıktan sonra idam cezası aldı. Ancak Öcalan, “Türk milliyetçisi” (?) Devlet Bahçeli’nin sayesinde idamdan kurtuldu, müebbet hapse mahkûm oldu; Öcalan ve PKK ihanetini sürdürdü.

Bunun sorumlusu Türk halkı değildir; bazı politikacı ve yöneticilerin açıklama ve tutumlarıdır.

Örneğin MHP, AKP, DEM, VP gibi partilerin bazı başkan ve sözcüleri diyorlar ki:

“Kürtlere eşitlik. Abdullah Öcalan önder. Abdullah Öcalan pişman oldu, devletle milletle bütünleşti. PKK silah bıraktı. Halk Öcalan’ın affını istiyor. Silah bırakan PKK’lılara iş, aş vermeliyiz. Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun. Öcalan’a statü verelim. Öcalan sürece müdahil olmadan barış gelmez. Bizim gibi düşünmeyenler Amerika, İsrail ajanıdır. Yeter artık barış gelsin…”

Bunlar sözde “eşitlikçi, dindar, Türk milliyetçisi, devrimci, antiemperyalist, devlet adamı” gibiler ama sıfatlarıyla mevsuf değiller;

Abdullah Öcalan’ı savunma ekibinde birer nefer gibiler. Madem öyle daha ileri gidin, inisiyatif kullanın, ortak bir kararla Öcalan’ı Türkiye’nin yönetimine ortak yapın, medyanızın müdürü yapın, “bu adama yalnızlık yakışmaz” deyin, evlendirin.

Burada size geçmiş yıllarda değil, daha iki ay önce, Şubat 2026’da Öcalan denen katilin dile getirdiği düşüncelerden birkaçını aktarıyorum.

“Bu mücadele (Kürtçülük) uzlaşmaya dayalıdır. Devlet Kürtleri resmi olarak kabul etmiyor. Zamanla Kürtleri anayasal olarak tanıyan bir devlet gerçekliğine ulaşmak gerek. Kürtler hukuk kapsamında değildir. Suriye’de ve Türkiye’de anayasa kapsamına alınmak istiyoruz. Bunu anayasaya nasıl taşıyacağız… Demokratik siyaset olarak bu konuştuklarımız yasalaştıktan sonra hukuk olur.”

(Aydınlık gazetesi, 23 Nisan 2026)

Bakın, Öcalan’da bir değişiklik yok; Öcalan hâlâ bölücü, Şeyh Sait ve Seyit Rıza’nın yolunda, BOP ve ARZ-I MEVUT savaşçısı.

Bizdeki “büyükler” bunu niye gizliyor, milleti uyutuyorlar? Yoksa başka yüzleri mi var?

Yazımın başında bazılarına, Öcalan ve PKK’nın sorumluları dedim. Çünkü Türkiye’de siyaset yapan, devleti yöneten bunlar.

Bunlar bir iki günde Kandil’i yok etme becerisini gösterselerdi bugünleri yaşamazdık.

Atatürk yıkılan bir devletten yeni devlet yarattı, bunlar bize beka sorunu yaşatıyor.

T.C. bir teröristin yardımına muhtaç olduysa oturup düşüneceğiz; bu duruma düşüren siyasal İslamcı, sahte milliyetçi, dış devrimci, popülist politikacı kim varsa def edecek, devletimizin öznesi olacağız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!