Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 23 Nisan’a Saldırılar (1)

23 Nisan’a Saldırılar (1)

featured
0
Paylaş

Bu yazı, Türkiye’deki millî bayram kutlamalarının son yirmi beş yılda uğradığı erezyonu ve bu duruma yönelik toplumsal eleştirileri konu almaktadır. Yazar, siyasi iradenin ve kamu kurumlarının Atatürk ilke ve inkılaplarına karşı sergilediği mesafeli tutumun, ulusal birliği zayıflatan bir tehdit oluşturduğunu savunmaktadır. 23 Nisan törenlerinde yaşanan somut örnekler üzerinden, millî kimliğin ve devletin temel değerlerinin sistematik bir şekilde ihmal edildiği vurgulanmaktadır. Makalede bu kültürel değişim, toplumu içten içe çürüten ve bağımsızlık ruhuna zarar veren tehlikeli bir hastalığa benzetilmektedir. Sonuç olarak yazar, tarihî bilincin korunması ve millî egemenliğe yeniden sahip çıkılması gerektiği konusunda sert bir uyarıda bulunmaktadır.

 

25 yıl öncesine kadar çocuk, genç, yaşlı hepimiz millî bayramlarımızı coşkuyla kutlardık, moralimiz artardı.

25 yıldır bayramlarımıza karşı bir ilgisizlik, soğukluk, hatta düşmanlık başladı.

Bunun nedeni mevcut siyasi yönetimin millî kültür ve kimliğimiz yerine milliyetsiz, akılsız bir kimlik ve kültürü öne çıkarması, bu yönde düzenlemeler yapmasıdır.

Türkiye’de Atatürk ve eserinin hedef alınması, millî bayramlarımıza karşı olan ilginin azalması, millî birliğimizin bozulması bizi çürütüyor.

Bu böyle sürerse millet ve devlet olarak içi boşalan bir ağaç oluruz. İçi boşalan ağaç kurur, yakıt olur.

2026 yılının 23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesinde ve gününde yaşadığımız olaylar, duyduğumuz sözler üzerinden hareketle yazıma devam ediyorum.

Abdullah Gül ve benzeri üst düzey siyasi yöneticiler millî bayramlarda çokça hastalandılar, işleri çıktı, sessizce Atatürk ve emanetine soğuk davrandılar.

Diyanet İşleri Başkanlığı birkaç yıl önce “Kutlu Doğum Haftası” diye bir hafta uydurdu.

Bunun, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı öncesine denk getirilip millî egemenliğimizin gölgelenmesi üzerine Diyanet geri adım attı.

Ama Diyanet son 23 Nisan’da da görüldüğü gibi hutbe ve vaazlarında millî bayramlarımızı sahiplenmedi. Diyanet T.C.

Devleti’nin bir kurumu değil mi, buradan beslenmiyor mu?

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu 17 Nisan 2026 günü Urfa ve Maraş’taki öğrenci katliamlarını gerekçe göstererek: “23 Nisan ile ilgili kutlama ve resepsiyonlar (kabuller) iptal edilmeli” dedi.

Gelen tepkiler üzerine geri adım attı.

Bu yıl Antep’te ilgililer 23 Nisan 2026 kutlamalarına bir çocuk mehter takımını kattılar, tepki aldılar.

Mehterin yeri 26, 30 Ağustos gibi bayramlar mı, 23 Nisan mı?

Bu 23 Nisan’da, bir kız öğrenci İstiklal Marşımız okunurken, “ben puta tapar gibi durmam” diyerek okulundaki bayrak töreni ve 23 Nisan kutlamalarına katılmıyor, öğrenciye görevini yaptıran yönetici suçlanıyor.

Bu hal ve gidiş nasıl?

Konya’daki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarında (geçmiş bayramlarda olduğu gibi) iktidar partisi ve ortağı ilgi duymuyor, törene idari erkan katılmıyor.

CHP, VP, ZP, gibi siyasi partiler çelenk koymak, bir etkinlik yapmak için izin almak zorunda kalıyorlar, resmi bir örgütün Atatürk Anıtı’na koyduğu çelenkteki Atatürk rozeti Anıt önünde düşüp kayboluyor.

Bunları Konya’da görürken, duyarken I. Dünya Savaşı’nda İtalyanlar, İngilizler tarafından işgal edilen Konya’nın kadın ve kızlarının başına gelenleri hatırladım.

O işgalde düşman askerleri evlere girmişler, namuslarımızı kirletmişler, Babalık gazetesini kapatmışlardı.

Bakın, işgal yıllarının acılarını unuttuk, bizi işgalcilerden kurtaran Mustafa Kemal ve yarattığı millî devrime sırtımızı dönüyoruz.

Bunları sağlıklı bir insanın bedenine girdikten sonra o insanı hastalandıran ve öldüren bir mikroba, mikrop kümesine benzetebiliriz.

O insanın hastalanmaması, ölmemesi için bedenine giren mikroptan temizlenmesi gerekir.

Bugün Türk milleti ve T.C. beynine mikrop girmiş hasta gibidir.

Bu hastalıktan kurtulmanın, ölümden kurtulmanın yolu beyin ve sosyal yapımızı hastalandıran gayri millî kültür ve düşünce mikroplarını beynimizden ve sosyal dokumuzdan çıkarıp atmaktır.

 

Devamı var

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!