Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. 23 Nisan’a Saldırılar (2)

23 Nisan’a Saldırılar (2)

featured
0
Paylaş

Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu metin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın tarihi kökenlerini ve toplumsal gelişimini kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Yazar, savaş yıllarında yetim kalan çocukların korunmasından Meclis’in açılışına kadar uzanan süreçte, bayramın nasıl bir devrim mirasına dönüştüğünü kronolojik verilerle açıklamaktadır. Kaynakta, Atatürk’ün çocuklara verdiği değer vurgulanırken, günümüzde bu anlamlı günün mahiyetini değiştirmeye çalışan çeşitli siyasi ve kültürel yaklaşımlar eleştirel bir dille irdelenmektedir. Metnin temel amacı, millî egemenlik ile çocuk sevgisinin birleştiği bu özel günün tarihsel gerçekliğini korumak ve gelecek nesillere doğru aktarılmasını sağlamaktır. Yazar, bayramın kutlanma amacının saptırılmaması gerektiğini savunarak Cumhuriyet değerlerine sahip çıkılması çağrısında bulunur. Sonuç olarak çalışma, 23 Nisan’ın sadece bir tatil değil, toplumsal hafızanın ve bağımsızlık mücadelesinin yaşayan bir sembolü olduğunu hatırlatmaktadır.

 

23 NİSAN’I BULANDIRMAK

23 Nisan Millî Egemenlik ve Çocuk Bayramı bazılarına göre BMM’nin açılış, bazılarına göre ise çocuk bayramıdır.

Bu bayram hakkında derli toplu bilgi edinmek için biraz gerilere gidelim.

Biz Balkan (1912-1913), Çanakkale (1914-1916), Kurtuluş (1914-1918) ve Doğu Cephesi (1919-1921) savaşlarında 600-700 bin arası şehit verirken en azından bir bu kadar çocuğumuz öksüz ve yetim kaldı.

Bu arada II. Abdülhamit ve Vahdettin gibi padişahlar halkın iradesi olan meclisi kapattılar, zorlamayla açtılar.

Kurtuluş Savaşı sürerken 23 Nisan 1920 günü Ankara’da BMM adıyla açıldı.

BMM 23 Nisan gününü 1921’de Millî Bayram (Hakimiyet-i milliye) olarak kabul etti. 30 Haziran 1921 günü Ankara’da Türkiye Himaye-i Etfal Cemiyeti (Çocuk Esirgeme Kurumu) açıldı. Meclis üyeleri Kurtuluş Savaşı’nda öksüz ve yetim kalan çocukların korunması için çalıştılar.

1922’de Meclis’in açılış törenine öğrenciler de katıldı.

23 Nisan günü 1925’te Çocuk Günü, 1926’da ise Çocuk Bayramı sayıldı.

1927’de Atatürk’ün isteği ve çocukların da katıldığı Ankara ve İstanbul’daki bayram kutlamalarına ağırlık verildi.

1929’da Himaye-i Etfal’in şubesi 400’e çıktı, Türk Ocağı yönetimi ocağın yönetimini 23 Nisan’da çocuklara bıraktı.

Atatürk 23 Nisan 1933 günü çocukları makamında kabul etti. Kabulde çocuklar Mahmut Esat Bozkurt’un yazdığı “Türküm, doğruyum…” andını okudular.

1935’te çıkarılan bir yasayla Millî Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun ile 23 Nisan Hakimiyeti Milliye Bayramı olarak ilan edildi ama bayramın adı ve kutlanmasında çocuklar da oldu. [1]

Atatürk Büyük Taarruz’un hazırlıklarını yapmak için Akşehir’de iken 24-27 Temmuz 1922 günlerini Konya’da geçirir.

24 Temmuz günü Yetim Çocuklar Yurdu’na gider, çocuklarla sohbet eder. Sonra Mevlâna Dergâhı’nı ziyaret eder. Ardından yakındaki Şems İlkokulu’na uğrar.

Okulda kendisine çiçek sunan ikinci sınıf öğrencisi (Ermenekli Sıtkı Gür’ün kızı) Nuriye İdil’i kucağına alır, onunla sohbet eder.

Nuriye, Atatürk’ün, “benden bir isteğin var mı” sorusuna: “Biz çocukların da bir bayramı olsa” der.

Atatürk bu isteğe uygun bir yanıt verir.[2]

Biz millî egemenlikle, meclisin işleviyle hürriyeti, eşitliği ve uygarlığın değerini tanıdık. Meclisin bayramı şunun bunun değil, hepimizindir.

Bugüne kadar hep böyle oldu. Geldiğimiz şu yıllarda kimileri “Osmanlı”, kimileri “din”, kimileri “devrim” diyerek—kasıtlı veya kasıtsız—kafamızı karıştırıyor;.

Millî bayramlarımızdan kutsal değerlerimize kadar neyimiz varsa bulandırıyor. Buna iki örnek vererek yazımı bitireyim.

Bir: Caner Arabacı adındaki bir Tarih hocası 23 Mayıs 2024 günü KON TV’de dedi ki: “Konya’da çocuklar Şivlilik (üç ayların başlangıcı) toplar. Nisan ayı aynı zamanda çocuk bayramıdır. Çocuk bayramıyla şivlilik birleşse olur…”.

Böylesi düşünce sahipleri, önümüzdeki yıl çocuk ve öğrencilerimize, kurulacak *“Şivlilik-23 Nisan İttifakı”*nın Başkanı olsalar, çocuklarımız şivlilik toplayarak Meclis’e gitseler nasıl olur?.

Yetmezse bir de “Âmin Alayı” kurarız.

İki: Tarih 21 Nisan 2026. Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Çıkış Yolu programında özetle dedi ki: “23 Nisan çocuk bayramı yapılmamalıydı. 23 Nisan devrim günümüz. Çocuklara gün mü yok. Bir tane gün bulunabilirdi…”.

Olur, öyle yapalım, hemen bir çocuk günü bulalım. Varsın Atatürk ve döneminin meclis üyeleri, Meclis’in açılışıyla çocukların sevincini birleştirsin, aradan 106 yıl geçti.

Atatürk ve arkadaşları çocukların ortak edildiği bir devrim gününü belirlerken yanlış yapmışlardır, devrimi gölgelemişler, öyle değil mi?.

Burada şu düşüncelerimi dile getirmeden edemeyeceğim:.

Atatürk ne yaptığını ve ne yapacağını bilen büyük bir devrimci, başarılı bir devlet adamıdır.

Atatürk’ün asıl umudu zihinleri kirlenmemiş çocuklar ve gençlerdi. Atatürk bu yüzden Cumhuriyet’i gençlere emanet etmiş, daha ilkokul çağındaki çocukları devrimlerinin merkezine oturtmuştur.

Bize düşen Atatürk devrimlerini sağa sola çekmeden anlatmak, kafaları karıştırmamaktır.

 

 

[1] Konu ile ilgili olarak Prof. Dr. Makbule Sarıkaya ve Prof. Dr. Yaşar Semiz gibi araştırmacıların çalışmalarına baktım.
En güzel ve en aydınlatıcı bilgiyi Yaşar Semiz’in çalışmasında buldum. Kendilerine sağlıklı günler diliyorum.
[2] Konu ile ilgili olarak geniş bilgi için bakınız:
Mehmet Önder, Atatürk Konya’da, Atatürk Araştırma Merkezi Yayınları.
Seyit Küçükbezirci, Mustafa Kemal Atatürk’ün Konya İle Yakınlığı, Necmeddin Erbakan Üniversitesi Yayınları.
Mustafa Ertaş, Orta Toroslardan Yükselen Ses.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!