Mehmet Özkendirci
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diktatör Olmak

Diktatör Olmak

featured
0
Paylaş

Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu metin, diktatörlük kavramını ve tarihteki otoriter figürlerin ortak özelliklerini eleştirel bir dille incelemektedir. Yazı, Franco’dan Çavuşesku’ya kadar farklı liderlerin baskıcı yönetim anlayışlarını ve halkın yoksulluğuna rağmen sürdürdükleri şatafatlı yaşamları ironik bir bakış açısıyla betimlemektedir. Modern tiranların toplumu manipüle etme yöntemlerine değinen yazar, gücü kötüye kullanan yöneticilerin yarattığı toplumsal tahribata dikkat çekmektedir. Ayrıca küresel ölçekteki karanlık ilişkilere ve yozlaşmış siyasi yapılara atıfta bulunarak diktatörlüğün ahlaki çöküşünü sorgulamaktadır. Sonuç olarak metin, insani değerlerin ve vicdanın her türlü otoriter hırstan daha üstün olduğu mesajıyla noktalanmaktadır.

 

Bir yazımda tarikat kurup köşeyi dönmek istiyordum. İnsanoğlunun istekleri biter mi, şimdi de diktatör olmak istiyorum. Bu nedenle ciddi bir araştırma yaptıktan sonra ben de diktatör olmaya karar verdim haddim olmayarak. Önceden belirteyim ki burada kimseyi kastetmedim verdiğim örneklerle. Örneğin bizde diktatörlük olsaydı şimdi bu yazıyı yazamazdım öyle değil mi?

Önce diktatörler ikiye ayrılır; askeri ve siviller diye. Askeriyede bir paşa, “paşa gönlüm öyle istedi” diye bir darbeyle paşalıktan diktatörlüğe terfi edebilir.

Tarihte birçok diktatör olsa bile ben yakın tarihte olanları yazacağım.

İspanya’da Cumhuriyetçilerin kaşını gözünü beğenmeyen Franco, askeri bir darbeyle diktatörlüğünü ilan etti. İspanya’yı kan gölüne çeviren Franco, Picasso’nun İspanya İç Savaşı’nı resmettiği en anlamlı eseri Guernica tablosu için Picasso’ya “Bu eser sizin mi?” derken aldığı yanıt tablosu kadar meşhurdur: “Bu tablo sizin eserinizdir” der sanatçı duyarlılığı ve sorumluluğuyla…

Şimdiki diktatör Romanya’dan Çavuşesku. Hani kış günü eşiyle birlikte kurşuna dizilerek öldürülen… 12 katlı, 1100 odalı bir sarayı vardı; zenginlik budalası eşiyle birlikte kurşuna dizilen. Romanya halkı açlık ve sefaletle sürünürken Çavuşesku, her diktatör gibi çevresini ihya etmekle meşguldü.

Son örnek Kuzey Kore’den Kim Jong-un… Kendini ilahlaştıracak kadar manyak biri. Ülkesi dünyadan soyutlanmış, halkın tüm yaşam tarzına karışıyordu. Nasıl saç tıraşı olacaklarına, ne giyeceklerine bile o karar verirdi. Zamanla ilahlığına inandı.

Bir de yerli ve milli olduğunu söyleyen liderler var ki milleti afyon yutmuş danaya çevirirler. Koca bir çınar olan ülkeyi içten içe kemirirken kendileri ve çevresi semirdikçe semirir. Yedikçe geldiği yeri ve garibanları unutur. Ülke kendisine vaat edilmiş toprak gibi yönetilirken her saniye batağa saplanır.

İktidara gelirken en büyük rakip partinin iç çekişmelerle ikiye hatta üçe bölünmesine borçlu olduğunu hiç unutmaz. Oturduğu altın varaklı koltuktan son nefesine kadar kalkmak istemez. “İçeride aslan, dışarıda sıçan” diktatör modeli, günümüz diktatörlerinin en büyük ortak özellikleridir.

Şantaj, montaj, tehdit ve yalancı tanık oturdukları tahtın dört ayağını oluşturur. Yeni dünya düzeninde diktatörlerin de başlarında hadsiz, sapık, manyak, şımarık bir diktatör bulunur. Tabii onun da başında şeytana tapanlar konseyi bulunur. Yaptıkları insanlık tarihinin en iğrenç ve korkunç olan bu yaratıkların foyası skandallarıyla ortaya çıktı. Küçücük kız çocuklarına tecavüz edip, korkutup enselerinden alınan kanla beslenen adi vampirler… Epstein ahlaksızlığında kimler yok ki: ABD’nin sarı şeytanı sığır çobanı Trump, İngiltere veliahdı, siyasi liderler, oyuncular, sanatçılar, multimilyar dolar zenginleri, bedevi kralları…

Bunlar gözümün önüne gelince; oğlum senden diktatör olmaz, olsa olsa tüm canlıları seven Allah’ın bir kulu olur. O da bana verilecek en güzel unvan ve makam olur.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!