Bu köşe yazısı, Atatürk fotoğrafı takmayı reddeden bir teğmenle başlayan tartışmalar sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen Teğmen Ö.S.’nin hukuk mücadelesini ele almaktadır. İlk derece mahkemesinin ihraç kararını onamasına rağmen, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi bu kararı hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Üst mahkeme, teğmenin WhatsApp grubundaki sert ifadelerinin dini değerleri aşağılama amacı taşımadığını, aksine bu sözlerin Atatürk ilkelerine bağlılık ve fevri bir tepki çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Kararda, idarenin zamanında önlem almaması eleştirilirken, verilen cezanın askeri okul eğitimi ve olayın oluş biçimiyle orantısız olduğu vurgulanmıştır. Sonuç olarak mahkeme, teğmenin mesleğe geri dönmesinin önünü açarak disiplin sürecindeki hukuki dengesizliği gidermiştir.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun 19 Ocak 2024’te çok sayıda teğmenle birlikte TSK’dan ihracına karar verdiği Teğmen Ö.S.’nin avukatları İbrahim Yılmaz, Mustafa Güler ve İlter Aksoylu’nun bu kararın iptali için açtığı dava; İstanbul 5. İdare Mahkemesi’nce 30 Ocak 2025’te “TSK’dan ihraç işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle ve oy birliğiyle reddedilmişti.
Bu karara İstanbul Bölge İdare Mahkemesi nezdinde itiraz eden Teğmen Ö.S.’nin avukatları;
“Ö.S.’nin WhatsApp grubundaki sözlerinin tarikat şeyhleri ve müritlerine yönelik olduğuna, inanç ve değerleri aşağılama amacı bulunmadığına, ayrıca bu paylaşımların Atatürk fotoğrafı takmayı reddeden teğmenlerin üyesi olmadığı dönem mezunları WhatsApp grubunda paylaşıldığı için mesajların bu kişilere ulaşmadığına ve o sözler nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasının da ‘hakaret’ suçlamasıyla yürütüldüğüne” dikkat çekti.
Milli Savunma Bakanlığı ise Ö.S.’nin avukatlarının itiraz gerekçelerinin mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı ve kararın hukuka uygun olduğu yönünde savunma yapıp talebin reddedilmesini istedi.

“İNANÇ DEĞERLERİNİ AŞAĞILAMA KASTI YOK”
Ancak dosyaya bakan İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi, geçtiğimiz 20 Şubat’ta Teğmen Ö.S.’nin TSK’dan ihraç kararını oy birliğiyle iptal etti.
Kararda öncelikle, disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesinin hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu vurgulanıp Harp Okulları Kanunu’nun “Ana ilkeler” başlıklı şu maddesi hatırlatıldı:
“Harp Okullarında eğitim ve öğretimin planlanmasında, programlanmasında ve uygulanmasında aşağıdaki ana ilkeler göz önünde bulundurulur: a) Öğrencilere Atatürk ilke ve inkılapları doğrultusunda ve Atatürk milliyetçiliği; demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı hizmet bilincinin ve mesleki değerlerin kazandırılması sağlanır. b) Milli kültürümüz, örf ve adetlerimize bağlı şekil ve özellikleri ile evrensel değerler içinde korunarak geliştirilir ve öğrencilere milli birlik ve beraberliği güçlendirici ruh ve irade gücü kazandırılır. (…) hükmüne yer verilmiştir.”
Kararın devamında da olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek şöyle denildi:
“10 Kasım 2023 Atatürk’ü Anma Töreninde piyade teğmen A.A.’nın Atatürk’ün fotoğrafını uyarılara rağmen takmak istememesi ile başlayan ve devre arkadaşı olan diğer piyade teğmenlerin duruma tepki göstermeleri ile meydana gelen sürecin Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilke ve değerlerinden, teğmenlerin Harp Okullarına girmelerinden itibaren aldıkları eğitimin niteliklerinden bağımsız bir biçimde irdelenemeyeceği açık olup, idarece zamanında gerekli tedbirler alınsa idi meydana gelmesi engellenebilecek olay sebebiyle, Kara Harp Okulu 174. Dönem Mezunları arasında kullanılmakta olan WhatsApp gruplarında tepkisel birçok paylaşım yapıldığı, davacının da WhatsApp grubunda sarf edilmemesi gereken nitelikte sinkaflı sözler söylediği, olayın sebepleri ve meydana geliş biçimi içinde fevri şekilde paylaşılan sözlerin inanç değerlerini aşağılama kastı ile söylenmediği, nitekim davacı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan ceza soruşturmasının da hakaret suçu kapsamında yürütülmekte olduğu görülmektedir.
Bu durumda, Türk askerinin bağlı olduğu temel ilke ve kurallar ile olayın sebebi ve meydana geliş biçimi gözetildiğinde, davacının eyleminin Devletin ve TSK’nın itibarına zarar verecek nitelikte bir tutum ve davranış veya ağır suç veya disiplinsizlik olarak tanımlanabilecek mahiyet ve ağırlığının bulunmadığı sonucuna varılmış olup, davacının Silahlı Kuvvetler’den ayırma cezası ile cezalandırılması işleminde hukuka uygunluk, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.”