Bu köşe yazısı, milliyetçi bir yönetim anlayışının temel ilkelerini ve bu ideolojinin devlet idaresindeki somut yansımalarını ele almaktadır. Yazara göre gerçek milliyetçilik, etnik köken veya inanç ayrımı yapmaksızın tüm vatandaşları kucaklamayı ve anayasanın ilk dört maddesine sadık kalarak milli bütünlüğü korumayı gerektirir. Devlet yönetiminde liyakat ve fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için laiklik ilkesinin hayati bir öneme sahip olduğu vurgulanmaktadır. Ayrıca, kamu hizmetlerinde tarafsızlığın esas alınması gerektiği belirtilirken, dini grupların veya cemaatlerin yönetimde imtiyaz sahibi olmasının ulusal birliğe zarar vereceği savunulmaktadır. Sonuç olarak eser, Türkiye’nin toplumsal huzuru için her türlü ayrımcılıktan uzak, eşitlikçi ve kapsayıcı bir yönetim modeline dönmesi gerektiğini ifade etmektedir.
Bilindiği üzere milliyetçilik, milletin tüm katmanlarını, tüm fertlerini kapsayan ve milletin tamamını mutlu kılmayı, yüceltmeyi amaç edinen bir ideolojidir. Bunun için milliyetçi bir insan milletin fertleri arasında hangi sebeple olursa olsun ayrım yapmaz. Herkesi aynı derecede sever, sayar. İşte Devleti yönetenler de böyle davranmalı, milletin fertleri arasında hangi sebeple olursa olsun ayrım yapmamalı, milletin tüm fertlerini aynı derecede sevmeli, değer vermelidir. Böyle davranıldığı zaman milliyetçi bir yönetimden söz edilebilir.
Milliyetçi bir yönetimden söz edebilmek için bazı hususların mutlaka var olması, bu hususlara kesinlikle uyulması şarttır. Bu hususları şöyle açıklayabiliriz:
- Anayasamızın ilk üç maddesi, çok acı tarihi tecrübeler neticesinde tespit edilmiş, milli varlığımızı sürdürebilmemiz için olmazsa olmaz hükümleri içermektedir. Dördüncü madde ise ilk üç maddeyi korumak için konulmuştur. Anayasanın ilk dört maddesinden vazgeçilmesi, taviz verilmesi kesinlikle mümkün değildir. Bu maddeler, Türk Milleti için ekmek, hava, su kadar hayati önemdedir. Bu sebeple, devleti yönetenlerin bu ilk dört maddeye en ufak taviz dahi vermeden sahip çıkmaları şarttır.
- Milliyetçi bir yönetimin mümkün olabilmesi için TBMM’den çıkacak kanunların, anayasa değişikliklerinin Anayasanın ilk dört maddesi ile uyumlu olması, ilk dört maddeyi kuvvetlendirecek, pekiştirecek nitelikte olması gerekir.
- Milliyetçi bir yönetimin mümkün olabilmesi için çok önemli bir gereklilik de milletin Anayasanın ilk dört maddesine, milli devlete sımsıkı sarılması, korumak için her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olmasıdır.
- Büyük Türk Milliyetçisi Atatürk, Türk Milleti’ni tarif ederken “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir.” demek suretiyle, Türk Milleti’nin bir ferdi olma şartının belli bir etnik kökene, belli bir dine, belli bir mezhebe ait olmak olmadığını; hangi etnik kökenden olursa olsun, hangi dine inanırsa inansın Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan ve kendisini Türk Milleti’ne mensup hisseden herkesin Türk Milleti’nin bir ferdi olduğunu çok veciz bir biçimde açıklamıştır. Bilindiği üzere ülkemizde Türk etnik kökeninden gelen vatandaşlarımız olduğu gibi, Kürt, Arap, Çerkez, Arnavut vs. çeşitli etnik kökenlerden gelen vatandaşlarımız da vardır. Gene, İslam Dini’ne inanan vatandaşlarımız olduğu gibi, başka dinlere inanan vatandaşlarımız da vardır. Bunların dışında hiçbir dine inanmayan vatandaşlarımız da olabilir. Atatürk’ün tanımında belirtildiği üzere vatandaşlarımız etnik kökeni ve inancı ne olursa olsun kendisini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olduğunu ve Türk Milleti’nin bir ferdi olduğunu düşünüyorsa Türk’tür, Türk Milleti’nin şerefli bir mensubudur. Milliyetçi bir devlet yönetiminden söz edebilmek için Devlet’i yönetenlerin etnik kökenine, dini inancına, mezhebine bakmadan tüm vatandaşlarımıza eşit mesafede olması, tüm vatandaşlarımızı sevgi ile kucaklaması, devlet hizmetlerinin yerine getirilmesinde tüm vatandaşlarımıza eşit davranması gerekli ve zorunludur.

- Milliyetçi bir yönetimden söz edebilmek için kamu görevleri, kamu hizmetleri tüm vatandaşlarımıza eşit şekilde açık olmalıdır. Her vatandaşımız, etnik kökeni, dini, mezhebi ne olursa olsun kamu görevlerine girebilmelidir. Kamu görevlisi alınırken uygulanacak kriterler sadece söz konusu kamu görevinin gerektirdiği, eğitim, liyakat, tecrübe vs. olmalıdır.
- Milliyetçi bir yönetimin olmazsa olmazlarından birisi de Devlet hizmetlerinin tüm vatandaşlarımıza eşit şekilde sunulabilmesi, kamu görevlisi alınırken her vatandaşa fırsat eşitliği tanınabilmesi için Devlet Yönetiminin Laik olmasıdır. Laiklik ilkesi hayata geçirilmeden Devlet hizmetlerinin yerine getirilmesinde ve kamu görevlisi alımında eşitlik sağlanması hiçbir şekilde mümkün değildir. Laiklik ilkesi, Devlet yönetiminde tüm dinlere, tüm mezheplere, tüm inançlara eşit mesafede olmayı zorunlu kılar. Laik bir Devlette Devlet, vatandaşlarının hangi dine, hangi mezhebe, hangi inanca sahip olduğu ile ilgilenmez. Gene, laik bir Devlet, herhangi bir dinin ve mezhebin mensuplarının lehine veya aleyhine icraat yapmaz. Laik bir Devlet, belli din, mezhep, tarikat, cemaat mensuplarının Devlet’e sızmalarına, Devlet organlarını ele geçirmelerine hiçbir şartta izin vermez. Bu yönde çaba gösterenler hakkında her türlü yaptırımı uygular.
- Devlet yönetiminde milliyetçilik, başka bir ifadeyle Devlet’in milliyetçi bir anlayışla yönetilmesi, milli birlik ve bütünlüğün sağlanmasında çok önemlidir. Milliyetçi bir anlayışla yönetilen Devlet’in milleti birlik içindedir, ülkesi bütündür. Milliyetçi bir anlayışla yönetilen Devlet’in milletini bölmek mümkün olmadığı gibi, ülkesini de parçalamak mümkün değildir.
Halen Devletimiz milliyetçi bir anlayışla mı yönetilmektedir? Maalesef, bu soruya olumlu cevap vermek mümkün değildir. Devleti yönetenlerimiz, vatandaşlar arasında etnik köken ayrımı yapmasalar dahi, din, mezhep, tarikat, cemaat ayrımı yapmaktadırlar. Alevi mezhebine mensup vatandaşlarımız, Devlet hizmeti alırken sıkıntı çektikleri gibi, kamu görevlerine girme konusunda da sıkıntı çekmektedirler. İktidar partisi ile işbirliği yapan belli tarikat ve cemaat mensupları her türlü işlerini gördürebildikleri gibi kamu görevlerine girmede diğer vatandaşlara göre çok imtiyazlı olmaktadırlar. Bu tarz yönetim böyle devam edemez, etmemelidir. Bu tarz bir yönetim milli birlik ve bütünlüğümüzü çok olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle derhal milliyetçi devlet yönetimine dönülmesi şarttır.