Müyesser Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Şehide yurtdışı yasağı!..

Şehide yurtdışı yasağı!..

featured
0
Paylaş

Bu makale, şehit Üsteğmen Murat Ataş ve eşi Sezen Ataş’ın karşı karşıya kaldığı hukuki ve bürokratik absürtlükleri konu almaktadır. Yazar, PKK saldırısında hayatını kaybeden bir askerin ölümünden yıllar sonra terör soruşturmasına dahil edilmesini ve hakkında yurt dışı çıkış yasağı konulmasını eleştirel bir dille anlatmaktadır. Şehit eşinin FETÖ üyeliği iddiasıyla yargılanma sürecine de değinen kaynak, yargı sistemindeki hataları ve liyakat sorunlarını gözler önüne sermektedir. Devletin en hassas kurumlarındaki veri karmaşası ve hukuksuz uygulamalar, bir ailenin yaşadığı mağduriyet üzerinden somutlaştırılmaktadır. Sonuç olarak yazı, Türkiye’deki adalet mekanizmasının gerçeklikten kopuşunu ve bir şehidin hatırasına yapılan saygısızlığı belgelenmiş örneklerle özetlemektedir.

Güzelim ülkemiz inanılmaz olaylar ve uygulamalarla resmen gerçek ötesi bir boyuta taşındı; “hayal” veya “bu kadar da olmaz” denilecek ne varsa oldu, olduruldu. İşte son örnek; PKK’lı teröristlerin 9 yıl önce şehit ettiği merhum Üsteğmen Murat Ataş’a “terör” soruşturmasından yurtdışına çıkış yasağı kondu.

Hiçbir şey anlamadınız, değil mi?

2020’den beri takip ettiğim bir konu olduğu için en baştan anlatayım.

15 Temmuz darbe teşebbüsünden 2.5 ay sonra Diyarbakır Lice’den iki şehit haberi geldi. Resmi açıklamalara göre; bölücü teröristlerin Lice’deki askeri üs bölgesine düzenlediği saldırı sonucunda Üsteğmen Murat Ataş ve Uzman Çavuş Oğuzhan Cito şehit düşmüştü. Ancak yıllar sonra bir mahkeme tutanağından; iki şehidimizin Diyarbakır Abalı kırsalında PKK pususuna düştüğünü öğrendik.

Medyamız, Üsteğmen Murat Ataş’ın şehadetini, “1 ay sonra çocuğu olacaktı” başlığıyla duyururken, doğmasını beklediği kızına “Başak Aslı” adının verilmesini istediği vurgulandı. Öyle de oldu; 1 ay sonra doğan kızına “Başak Aslı” adı kondu.

Şehidimizin eşi Sezen Ataş o vakitler 24 yaşındaydı ve Bursa’da yaşıyordu. Bir yandan depresyon tedavisi görüp bir yandan kızını büyütmeye çalıştı. Bu süreçte devlet yetkilileri aileyi hiç yalnız bırakmadı.

Ama devlet yetkililerinin, Ataş çiftinin evlilik yıldönümü olan 25 Temmuz 2019 sabahı yaptığı ziyaret bir başkaydı; Sezen Ataş, “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alındı. Evde yapılan 1.5 saatlik aramada, şehidin Diyarbakır’dan gelen ve dolapta duran bavuluna bile bakıldı.

Oysa bundan 15 gün önce Emniyet arayıp ifadeye çağırmış, o da hemen gidip ifadesini vermiş ve 3-4 saat sonra evine dönmüştü.

Evdeki gözaltı işleminden sonra Sezen Ataş soruşturmanın yapıldığı Nevşehir’e götürüldü, ifadesi alındı ve tutuklanması istendi. Ama Sulh Ceza Hakimliği, yurtdışı çıkış yasağı ve karakola imza adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmasını kararlaştırdı. Ataş da Gemlik’e, kızının yanına döndü.

1 ay sonra ise “örgüt üyeliğinden” hakkında iddianame düzenlendi ve Bursa 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına başlandı.

İki itirafçının beyanları esas alınarak hazırlanan iddianameye göre; Sezen Ataş üniversite öğrencisiyken, cemaat evinde kalmış ve sohbet toplantılarına katılmış, ayrıca ByLock kullanmıştı. Ancak araştırma tutanağına göre, söz konusu telefon 2013-2015 yılları arasında kullanılmış gözüküyordu. ByLock tespit tutanağı düzenlenmemiş, User ID eşleşmesi yapılmamış ve herhangi bir içerik de bildirilmemişti. Dahası Sezen Ataş’ın halası bu telefonu yıllar sonra ikinci el telefon satan bir bayiden almıştı ve o kullanıyordu.

 

Şehidin Banka Hesapları da Araştırılmıştı

Sezen Ataş’ın yargılanmasına dönersek; 12 Aralık 2019’daki ilk celsede nerelerde okuduğunu, nerelerde kaldığını, Murat Ataş’la nasıl evlendiğini ve ailesinde kaç şehit olduğunu anlatıp hakkındaki suçlamaları kesin bir dille reddetti. Mahkeme Başkanının, “etkin pişmanlıktan yararlanmayı isteyip istemediği” sorusuna, “Kesinlikle hiçbir terör örgütüne üye olmadığım için etkin pişmanlıktan faydalanmak istemiyorum” karşılığını verdi. Bu arada soruşturma aşamasında sadece kendisinin değil, şehit eşinin banka hesaplarının da araştırıldığını öğrenince, “Söylenecek bir şey yok. Eşim Edirnekapı Şehitliği’nde yatıyor. Gidip orada sorgulanabilir.” sözleriyle tepki gösterdi. Avukatı Pelin Emenir Abazoğlu da, “Ne yani, şehidin Bank Asya hesabı olsaydı, delil olarak mı kullanılacaktı?” diye sordu.

O ilk celsede esas hakkında mütalaasını açıklayan Savcı, Sezen Ataş’ın örgüt üyeliğinden cezalandırılmasını isterken Mahkeme, bir yandan ByLock iddiasının araştırılması için müzekkere yazılmasına karar verdi, öte yandan esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma için 13 Şubat 2020’ye gün verdi.

Bu gelişmelerden sonra biz de şunu sorduk:

“13 Şubat’ta bir şehit eşinin ‘terör örgütü üyesi’ olup olmadığından önce, 3 yaşındaki Başak’ın şehit kızı mı, terörist kızı mı olduğuna karar verilmiş olmayacak mı?”

Sonuç mu?

13 Şubat’taki duruşmada Sezen Ataş 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı… 8 ay sonra 14 Ekim’de Bursa İstinaf, kararı yerinde gördü, ancak “örgütsel konumu ve örgütsel faaliyetlerinin kapsamının alt sınırdan uzaklaştırmayı gerektirecek nitelikte olmadığını” belirterek, bu kararı kaldırdı ve cezayı 6 yıl 3 aya düşürdü!..

Halen Yargıtay’da bekleyen dosyada son durum şu; Cumhuriyet Başsavcılığı, eksik soruşturmadan bu cezanın bozulmasını istedi.

O vakitler, yani 5 yıl önce ise şöyle dedik:

“Yargıtay da onarsa, bu şehit eşi ‘terör örgütü üyeliğinden’ cezaevine girecek… Bu durumda da 5 yaşındaki Başak Aslı ne yazık ki, hem şehit hem de ‘terörist’ çocuğu olacak… Ne acı!..”

 

Şehadetinin 9’uncu Yılında Soruşturma Açıldı

Meğer beteri de yaşanacakmış…

Olan şu:

Sezen Ataş, geçtiğimiz günlerde şimdi 9.5 yaşında olan kızı Başak Aslı’ya okuduğu okulun bir yurtdışı kursu nedeniyle babası üzerinden yeşil pasaport almak için müracaatta bulundu.

Dün Nüfus Müdürlüğü’nden verilen randevuya gittiğinde ise Sezen Ataş’a aynen şu söylendi:

“Pasaport veremeyiz, çünkü Murat Bey’in yurtdışı yasağı var.”

Şok geçiren Sezen Ataş, “Bir yanlışlık olmalı. Eşim şehit. Benim yurtdışı yasağım var.” dedi. Kayıtlara bir kez daha bakıldı; hayır, yanlışlık yoktu. Şehit Murat Ataş’a 1 Ekim 2025’te, yani şehadetinin 9’uncu yılında İstanbul’daki bir Sulh Ceza Hakimliği tarafından yurtdışına çıkış yasağı konmuştu.

Devreye avukatı Pelin Emenir Abazoğlu girdi ve ne olduğunu araştırdı. Şehit Murat Ataş’ın T.C. numarası üzerinden yaptığı sorgu sonucunda iki soruşturma kaydına ulaştı.

Kayıtlardan birisine göre; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nca şehidimiz hakkında 25 Temmuz 2023’te bir soruşturma açılmış, ancak bu soruşturmada 30 Ekim’de soruşturmaya yer yok kararı verilmiş.

Diğer kayda göre de; 22 Temmuz 2025’te açılan soruşturma 1 Ekim 2025’te bir başka dosyayla birleştirilmiş ve bu birleştirmeyle birlikte şehidimize yurtdışı çıkış yasağı konmuş.

Liyakatsizlik, beceriksizlik, kraldan çok kralcılık; her neyse ne, ama ipin ucunun enikonu kaçtığının resmidir!..

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!