Bu köşe yazısı, Türkiye’deki ekonomik adaletsizliği ve hükümet yetkililerinin halkın yaşadığı zorluklara karşı duyarsızlığını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, yüksek mevkideki bürokratların aldıkları fahiş huzur haklarını ve çift maaşları, geçim mücadelesi veren emeklilerin sefaletiyle kıyaslayarak derin bir toplumsal uçurumu gözler önüne serer. Türk lirasının uluslararası alanda değer kaybetmesi ve hayat pahalılığı karşısında vatandaşın temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelmesi, yazıda merkezi bir tema olarak işlenmektedir. Devlet yöneticilerinin halkın gerçeklerinden kopuk yaşamasına tepki gösteren yazar, emeklilerin yaşam haklarının hiçe sayılmasını ahlaki ve dini değerler üzerinden sorgular. Sonuç olarak eser, refahın sadece küçük bir azınlığa paylaştırılmasına karşı yükselen toplumsal bir sitemi ve adalet arayışını temsil etmektedir.
41 yerden maaş alan Akapeli bürokratlar huzur hakkı tabii ki alacaklar. 461.000 lira para mı yahu şimdi? Bu sözler Kuveyt ya da dolar milyarderi ülkelerdeki devletin en üst kademelerinde görevli birisi tarafından söylenmiyor. Bu ara kısa bir not: Türk lirası Suudi Arabistan tarafından kurdan çıkartılmış paramız pul kadar değersizleşince… Artık kullanılmayan değersiz paralar kategorisine alınmış… Hani şu mübarek ırk dediğiniz Arap kardeşleriniz tarafından.
Bu Emeklisine 20,00 lirayı elleri titreyerek veren patron ve iktidar temsilcileri Türkiye’de yaşıyor Bay Cevdet, anlaşılıyor ki asgari ücrete göre dünyanın en çok maaşını alan vekillerin yarısı vekil maaşları yetmemiş olacak ki emekli vekiller emeklilik maaşı da alıyorlar. Halkın vekilleri olduklarını unutanlar aslında halkın büyük bir kısmını da unuttular. Emekli ek iş yapmadan nasıl yaşayacak, Bay Cevdet? Ev kirası, elektrik, su, doğalgaz parası verdiğiniz maaşa anca yetiyor. Seksen yaşında bir emekli ek iş olarak yaptığı amelelik işinde damdan düşüp ölmüştü. Bu bir insanlar hava suyla mı besleniyorlar? Allahtan su olmasa bile şimdilik hava almak bedava, Bay Cevdet.
Emekli maaşlarını bir lütuf gibi gören yetkililer emeklilerin alın teriyle verdikleri paralarla sayemizde yolunmuş kaz gibi oldular. Devlete yük olarak gördükleriniz emekliler tüm kış evden çıkmıyorlar. Sahi, Bay Cevdet, Cumhurbaşkanı Yardımcısı olarak ne kadar maaş alıyorsunuz? Bir bürokrat huzur hakkı olarak 461.000 lira alıyorsa zatınız en az 1 milyon almalı, şöyle kılçıksız haliyle. Bay Cevdet, halkın büyük çoğunluğu huzursuz iken bu neyin huzur hakkı?
Geçenlerde bir pulun bedeli 210 lira oldu, haberiniz yok tabi. Yani en büyük para birimimiz 200 Türk lirasının bir pul kadar değeri yok. Böylesi bir durumda vatandaş Bireysel Emeklilik içinde başvurduğunda devletin katkısı yüzde otuzdan yüzde yirmiye düşürüldü, mali tasarruf nedeniyle. Bay Cevdet, sizlerin emeklilik günlerinde biraz destek olsun diye Bireysel Emeklilik gibi bir derdimiz yok. Hatta geçinmekte zorlanan emeklilerin ek iş yapmaları halkın vekilleri gibi kolay değil.
Sizce vergisini peşin peşin aldığınız emeklilere bir lütuf gibi verdiğiniz, ölsünler de devlete yük olmasınlar diye bakılan emeklilerin o yaşta torun sevmek, zengin ülke emeklileri gibi hayatlarının ikinci baharlarını huzur içinde yaşama hakları yok mu? Evet, Cevdet Bey, sanırım emeklilerin 416.000 liracık aylık alan bürokratlarınızdan fazla maaş aldıklarını sanıyorsunuz. Öyleyse yardımcılığını yaptığınız Erdoğan’ın vay haline.
Dinimiz bana kul hakkıyla gelmeyin derken huzur hakkıyla yaşayamayanları sırça köşklerinizden çıkın da görün. Onları asık suratlı yaz günleri saatlerce bir bardak çay parası olmadığı için vakit öldürürken, ucuz alışveriş kuyruklarında ve akşam saatlerinde pazarlarda görürsünüz, Bay Cevdet.