Prof. Dr. Vahit Türk
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir olay, bir soru

Bir olay, bir soru

featured

Bu yazı, Prof. Dr. Vahit Türk’ün geçmişte üniversite yönetimi içerisindeyken karşılaştığı şüpheli yabancı eğitimcilerle ilgili bir anısını ve bu durum üzerinden yönelttiği eleştirel soruları içermektedir. Yazar, misyonerlik ve ajanlık faaliyetlerinden şüphelenilen iki İrlandalı öğretmenin sözleşmelerinin feshedilme sürecini anlatırken, bu kişilerin yerel bir vakıf kolejinde çalışmaya devam etmelerine dikkat çekmektedir. Anlatıcı, geçmişteki bu olayı günümüzdeki akademik özerklik ve denetim mekanizmalarıyla kıyaslayarak mevcut üniversite yönetimlerinin bağımsız karar alma yetilerini sorgulamaktadır. Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı güvenlik tehditlerine ve dış müdahalelere vurgu yapan yazar, ülkenin bekasını Tanrı’nın korumasına bağlayan karamsar bir tablo çizmektedir. Bu kaynak, hem bir kurumsal hafıza aktarımı hem de eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetlerine yönelik sert bir siyasi eleştiri niteliği taşımaktadır.

 

Vaktiyle çalıştığım üniversitelerin birinde, bizim fakültenin bünyesinde İrlandalı iki kız kurusu, İngilizce öğretmek üzere sözleşmeli olarak görev yapıyordu. Bu öğretim elemanlarının sözleşmelerinin uzatılma zamanı gelmişti ve fakülte yönetim kurulundan bir arkadaşımız, bunların bir önceki hafta sonunu, 12 Eylül öncesinde pek çok çatışmanın yaşandığı, sıkıntılı bir ilçemizin bir köyünde geçirmiş olduklarını söyledi. Kimden öğrendiğini sordum, emniyeti işaret etti. Konuştuğu kişiyi aramasını ve durumu bize de anlatmasını istedim. Emniyet görevlisi durumu olduğu gibi anlattı. Sözleşmelerinin yenilenmemesi yolunda karar almayı ve rektörlüğe kararımızı bu şekilde bildirmeyi önerdim. Hem dekanımız hem de kurul arkadaşlarımız oy birliğiyle karar alıp rektörlüğe gönderdik; rektörlük de kararımıza uyup sözleşmeleri yenilemedi. Ancak bu iki kız kurusu misyoner, bir hafta sonra şehrimizdeki Osmanlı zamanının Amerikan Koleji, şimdinin Vakıf Kolejinde göreve başladılar. Durum sanırım anlaşılmıştır. Türkiye, iki misyoner ajana kim bilir kaç yıl maaş ödemişti ve daha sonra da ödemeyi sürdürdü.

Sorum da şu:

Bugün herhangi bir üniversitenin herhangi bir fakültesinin yönetim kurulu, rektöre danışmadan böyle bir karar alabiliyor mu? 22-23 yıl önce yaşanan bu durum, bugünün üniversitelerinde mümkün mü? Bilen, bilgilendirirse sevineceğim.

Aslında bu da bir Rahip Brunson olayı idi…

Türkiye; bize rağmen, içinde yaşayan yurttaşlara rağmen varlığını sürdüren bir ülkedir. Yüce Tanrı koruyor demekten başka bir söz söyleyemiyorum. Ha, daha ne kadar korur bilemiyorum elbette. Merhameti sonsuzdur, kendi bilir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!