Geçmişte halk tarafından yanlış anlaşılan eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş, yazar tarafından milliyetçi ve haklı kararlarıyla anılmaktadır. O dönemde Durmuş, yabancı bir ülkeye ait hastane gemisinin ülkeye girişini engellemiş ve vatandaşlardan toplanan binlerce ünite kan örneğinin İsrail’e kaçırılacağını savunmuştur. Toplanan bu kanların DNA manipülasyonlarında kullanıldığı ve Türk halkının sağlığı ile genetik yapısının hedef alındığı iddia edilmiştir. Ayrıca, geçmişteki domuz gribi aşısına karşı çıkışının da zamanla haklı bulunduğu vurgulanmıştır. Yazar, bu uyarıların dikkate alınmamasından duyduğu pişmanlığı dile getirerek Osman Durmuş’tan özür dilemektedir.
Hatırlar mısınız, bir Prof. Dr. Osman Durmuş vardı. Sağlık Bakanlığı yapmıştı MHP kadrolarından.
Rahmetlinin radikal ama haklı çıkışları vardı.
O’nu çoğumuz anlayamamıştık.
Kimilerimiz “Deli Osman” bile demişti belki de.
Buraya neden mi geldim?
Günümüzde ülkemiz yol geçen hanına döndü. 60 yaşında Türk vatandaşlığı verilen Suriyeli, 65 yaşında yaşlılık aylığı almaya hak kazanıyor.
Yani benden, senden alınan vergilerle, elin Suriyelisi ölene kadar maaş alıyor.
Sizleri izninizle biraz gerilere götürmek istiyorum.
Osman Durmuş, yerli ve millî bir kişilik, yerli ve millî bir Sağlık Bakanıydı.
Epstein dosyalarını görüp okuyunca, Osman Durmuş’u rahmetle anmamak olmaz.
O’nun yukarıda da belirttiğim gibi radikal ama Türk ve Türklüğü önde tutan haklı eylemleri ve söylemleri vardı.
99 depremi olmuş, ülkenin kuzeybatısı yer ile yeksan olmuş, binlerce ev yıkılmış, binlerce insanımız ölmüş, on binlerce yaralımız vardı. Sanırım anımsadınız.
Osman Durmuş, terörün ve İslam ülkelerinin bir numaralı karşıtı Sam Amca’nın, iki bin kişilik hastane gemisine izin vermemişti.
Neden diyenlere de:
“Bu gemi iyi niyetle ve yardım amacıyla gelmedi” yanıtını vermişti.

Meşhur Babuna’nın oğlu Oktar Babuna vardı. Hastaydı ve onun için yurdun her yerinden kan örnekleri toplanmıştı.
Hatta insanlar kan verebilmek için sıralarda beklemişti.
Osman Durmuş, bu kan örneklerinin toplanmasına şiddetle karşı çıkmıştı. Haklı olarak: İsrail’in DNA oyunu diye kaygı ve endişesini belirtmişti. Ülkede “Aman canım sen de!” denilerek Sn. Durmuş’a karşı çıkılmıştı. O günkü Konya MHP il örgütünden bazı arkadaşlar bile, “Yahu bu bir yardım işi; bakan neden karşı çıkıyor, oy kaybedeceğiz” bile demişlerdi.
Toplanan kan örnekleri bir gecede buhar oldu, kayboldu.
Neredeydi, nereye gitmişti bilen yoktu.
Ama Osman Durmuş, bu eylemin İsrail’in bir DNA oyunu olduğunu ısrarla söylemekten geri kalmamıştı.
Rahmetli Durmuş, domuz gribi aşısına da karşı çıkmıştı.
Bugün anlıyoruz ki, Osman Durmuş bu kararlı karşı çıkışlarında yerden göğe kadar haklıymış.
Osman Durmuş böylesine kararlı ve dik dururken biz ne yaptık?
“Bu adam dellenmiş, deli” demedik mi?
“Yardımlar geliyor, kabul etmiyor” demedik mi?
Erişebildiğim kadarıyla bu asil ve necip milletten toplanan 19 bin ünite kan, İsrail’de çıkmadı mı?
İsrail ne yaptı?
Bizim DNA’mıza göre tohum üretti, gıdalar üretti, hatta giyim kuşam üretti.
Sonra mı?
Ucuz giyim kuşam mağazaları açıldı. Ucuz ürüne yöneldi Türk insanı.
Bizim yerli ve millî yün ve pamuktan üretilen tişört, gömlek, atlet, pantolon yerine naylondan üretilen ucuzları giydik. Terleyince bedenimize yapışan kimyasallar, insanımızın hem ruh özelliğini hem sağlık sistemini bozdu. Antidepresan ilaç tüketiminin neden bu kadar arttığının araştırmasını yaptık mı hiç?
Onun için, bu ülkeden yiğit, ülkesini seven gerçek yerli ve millî bir Prof. Dr. Osman Durmuş geçti diyorum. Onu anlayamadığımız için de özür diliyorum. Ne kadar da haklıymış.
Mekânı cennet olsun.
Esen kalınız.











