Metin Akgün tarafından kaleme alınan bu metin, modern eğitim anlayışındaki eksiklikleri ve çocuk yetiştirirken düşülen sorumluluk bilinci noksanlığını eleştirel bir dille ele almaktadır. Yazıda, ebeveynlerin aşırı korumacı tavırlarının çocukları kendi görevlerinden uzaklaştırdığı ve toplumsal bir yozlaşmaya zemin hazırladığı vurgulanmaktadır. Yazar, ideal bir bireyin inşası için akletme, ahlaki olgunluk ve öz farkındalık gibi temel insani değerlerin rehber edinilmesi gerektiğini savunur. Başarının sadece akademik notlarla ölçülemeyeceği, asıl hedefin vicdanlı ve irade sahibi nesiller yetiştirmek olduğu ifade edilmektedir. Kaynak, çocukları sadece maddi hazlara odaklamak yerine, onları hayatın sorumluluklarına hazırlamanın hayati önemini hatırlatarak sona erer.
İlimizde görev yapan, elleri öpülesi öğretmenlerimizin sınıflarında yaşadıklarına dair paylaşımları; anekdot niteliğindeki yakınmaları ve eğitim sürecinde yaşanan değişimlere yönelik eleştirileri, bugünkü eğitim anlayışımıza önemli ölçüde ışık tutmaktadır.
Bu anlatılardan birinde; okula gelirken getirmesi gereken defter, kitap ya da araç gereçleri getirmeyen bir öğrenciye “Neden getirmedin?” diye sorulduğunda, öğrenci tüm samimiyetiyle öğretmenine, “Annem unutmuş sanırım, çantama koymamış” diyebilmektedir.
Oysa bu çocuklar, istiklal ve istikbalimizin teminatı olan evlatlarımız değil midir?
Kendi sorumluluklarının farkında olmayan bir nesil yetiştirdiğimiz gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız.
Bir başka örnekte; öğrencinin ödevlerini yapmaması ya da arkadaş ilişkilerindeki hataları nedeniyle sınıf öğretmeniyle görüşmeye gelen bir veli, sert bir ses tonuyla, “Sen dersini anlat, benim çocuğumun eğitimi seni ilgilendirmez” diyebilmektedir.
Bu yaklaşım, bugün sıkça eleştirdiğimiz ve yakındığımız toplumsal yozlaşmanın temel nedenlerini açıkça ortaya koymaktadır.
Bu anlayış sürdükçe, yaşanan bozulmanın kaçınılmaz olduğu daha net görülmektedir.
Yaratılanların en şereflisi olan insanı, yaratılış amacına uygun biçimde eğitmek ve onu yarınların inşasından sorumlu olduğu bilinciyle hayata hazırlamak, eğitimin en temel önceliği değil midir?
İnsan olma yolculuğundaki ilk ve en temel adım, kişinin kendini tanıması ve öz farkındalık geliştirmesidir.
Öz farkındalık; bireyin neyi, neden yaptığını bilmesi; değerlerini, zaaflarını ve davranışlarını etkileyen unsurları dürüstçe kabul edebilmesidir.
Bu bilinç, düşünce ve duyguların sağlıklı bir iletişim temeline oturmasını sağlar.
Bu durum evrensel bir ölçüttür.

Kur’an-ı Kerim’de insan, yalnızca biyolojik bir varlık olarak değil; irade sahibi, akleden, ahlaki sorumluluk üstlenen ve evrensel değerlerle donatılmış şuurlu bir varlık olarak tanımlanır.
Bu nedenle, insanın “insan” olma kriterlerini hatırlatmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz.
Bu bağlamda insan olma ve bu şerefi koruma ölçütleri şunlardır:
- Akletmek ve sorgulamak: İnsanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik akıldır. Kur’an, insanı aklını kullanmaya ve evreni sorgulamaya davet eder.
- İrade ve sorumluluk bilinci: İnsan, iyiyi ve kötüyü seçme iradesine sahiptir ve tercihlerinin hesabını vereceğini bilir.
- Ahlaki olgunluk ve doğruluk: Adalet, dürüstlük, emanete riayet ve ahde vefa insan olmanın temel ahlaki ilkeleridir.
- Merhamet ve vicdan: Tüm canlılara şefkatle yaklaşmak, zayıfı gözetmek ve kibirden uzak durmak olgun insanın vazgeçilmez özelliklerindendir.
- Hakikat arayışı: Allah’a ve ahiret gününe iman, insanın varoluş amacını kavramasına ve hayatını bu doğrultuda şekillendirmesine yardımcı olur.
Bugünü bu ölçütler ışığında değerlendirdiğimizde; çocuk yetiştirirken onların sorumluluklarını geliştirmek yerine çoğu zaman hazlarına odaklandığımızı görüyoruz.
“Ben yemedim yesin, ben giymedim giysin” gibi kalıplaşmış düşüncelerle, çocukların anlık tatminine yöneliyoruz.
Oysa bu çocuklar büyüdüklerinde, haz ekseni değişecek ve tatmin arayışı giderek artacaktır.
Bu süreçte, onları tatmin etmeye gösterdiğimiz hassasiyet kadar hayata hazırlamayı ne ölçüde önemsiyoruz?
Modern çağın anne-babaları ve eğitimcileri olarak kendimize sıkça sorduğumuz ortak bir soru var: “Çocuğumu hayata nasıl hazırlamalıyım?”
Günümüz dünyası başarıyı yalnızca notlar, dereceler ve unvanlarla ölçerken; sorumluluk duygusundan uzak, bencil ve mutsuz bir neslin ayak seslerini duyar hâle geldik.
Oysa bizim medeniyet anlayışımızda çocuk; yarışa sokulacak bir birey değil, zihni bilgiyle, kalbi değerlerle ve karakteri sorumluluk bilinciyle inşa edilecek kutsal bir emanettir.
Bir sonraki yazımızda, “Sorumluluklarının Farkında Olan, Mutlu ve Başarılı Çocuk Yetiştirmek İçin neler yapabiliriz?” sorusuna birlikte cevap arayacağız.