Mehmet Özkendirci’nin kaleme aldığı yazı, AK Parti kanadının yolsuzluk iddiaları karşısında başvurduğu savunma taktiklerini eleştirmektedir. Yazar, iktidar mensuplarının eleştirilere yanıt vermek yerine muhalefeti hedef alarak en iyi müdafaa saldırıdır stratejisini uyguladığını belirtmektedir. Özellikle İzmir’deki bir meclis toplantısında CHP’ye yöneltilen suçlamaların haksızlığına dikkat çekilmektedir. Buna karşılık, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığı ve eşinin SPK’daki rolü gibi şaibeli konuların üzerinin örtüldüğü ifade edilmektedir. Son olarak, mecliste fon araştırmasından kaçan iktidar yetkililerinin bu kaçışının telaş göstergesi olduğu vurgulanmaktadır.
Başlıktaki sözü en iyi bilenlerden biri, erken jübile yapan AK Parti Genel Başkanı Recep Bey’dir. Onun destekçileri de bunu bildikleri için; her yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık gündeme geldiğinde cevap vermek yerine muhaliflere saldırırlar.
“Siz de şunları yaptınız!” derken, kendilerinin bile inanmadığı sözleri hiç utanmadan söylerler. Son örnek; halkın oylarına çöküp “Milyarda bir ihtimal bile olsa AKP’ye geçmem” diyen sevgili İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın ilk meclis üyeleri toplantısında bir meclis üyesinin söyledikleridir.

İddiasına göre, dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, o günlerde CHP’nin yaptığı tüm yolsuzlukları ortaya çıkarıyormuş. Keşke bu hanımefendi tek bir suçlama yöneltmeden önce, şimdinin Adalet Bakanı Akın Gürlek’in tapularının sayısını da söyleseydi! Yine Akın Gürlek’in eşi, fon vurgunları yaşanırken SPK kurulunda neden sessiz kaldı; olan bitenden hiç mi haberi olmadı?
Evet, başlıktaki gibi: En iyi müdafaa hücum etmektir. Ama nereye kadar? Bu maç sonsuza kadar mı sürecek? TBMM’de adeta öcüden kaçar gibi fon araştırmasından kaçanlar, panikleyip en iyi müdafaanın hücum olduğunu unutmuş olabilirler mi acaba?











