Bu köşe yazısı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerini ve CHP içindeki liderlik değişimini sert bir dille eleştiren eleştirel bir köşe yazısı niteliğindedir. Yazar, eski genel başkanın iktidar karşısındaki mağlubiyetlerini vurgularken, onu mevcut hükümetin çıkarlarına hizmet eden bir “kayyum” figürü olarak betimlemektedir. Metin içerisinde seçim yenilgileri, parti içi kurultay süreçleri ve anayasal tartışmalar üzerinden siyasi sisteme yönelik alaycı bir yaklaşım sergilenmektedir. Yazar, halkın ekonomik ve demokratik beklentilerinin aksine, siyasetçilerin şahsi menfaatlerini ve statükoyu koruma çabalarını “Babayasa” kavramıyla hicvetmektedir. Sonuç olarak bu kaynak, Türkiye’deki muhalefet yapısını ve iktidar-muhalefet ilişkilerini sorgulayan, siyasi bir sistem eleştirisi sunmaktadır.
AKP’ye karşı girdiği tüm seçimleri kaybeden, sırtı yenilgilerden nasır tutan Baybay Kemal’in yeni unvanı artık Butlak Kemal.
Butlan Kemal, son başkanlık seçiminde Özgür Özel karşısında koltuktan düşünce dünya rekoru kırdı… İstediği her belediyeye kayyum atayan AKP, yıllardır gizli stepne olarak görev yapan Baybay Kemal’i, “Anayasa, YSK’nın kararını bozamaz” kararına karşın yeniden CHP’ye başkan yaptı ve Türkiye’nin birinci partisine Mutlak Kemal’i kayyum atadı… Sizce de AKP’nin en büyük transferi Mutlak Kemal değil mi; milletin derdi demokrasi ve mutfak varken?..

Ellere, ayaklara kına yakılan kına günümüzde, bazı siyasilerin tüm bedenine yakılıyor. İsteklerine kavuşan, partisini babasının malı sayan siyasiler şimdi zil takıp oynasınlar; devir onların devri. AKP’nin muhalif belediyelerden transfer edilen başkanları, yer açın başınıza; iktidarın son umudu Mutlak Kemal geliyor…
İktidarın en büyük rakibi olan partiye mutlak butlan ataması, “Seçimlere tek parti gibi girmek olmaz mı?” diyenlere cevap;
Bal gibi olur, burası Yeni Yüzyıl Türkiye’si. Burada her şey olur fakat olmaz olmaz…
Sonuçta ataerkil toplumumuzda bir kez daha Anayasa değil, Babayasa kazandı…