Erol Sunat
  • 613 Yazı
  • 0 Yorum

Erol Sunat - Tüm Yazıları

Köprü

Beklemek denen mevzu büyüyor da büyüyor, hicran yarası oluyor, burukluk oluyor, gözler doluyor, gönül yakasına küsüyor. Köprü buluşmak için gözü yollarda bekliyor. Gönüller kendiliğinden çıkıp gelmezse, gönüllerin buluşamadığı o köprüye gönül köprüsü denir mi? Mademki gönül köprüsünde buluşamıyoruz, bari küsmemeyi...

Devamını Oku

Göl şehrinin hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde büyükçe bir gölün kenarında kurulmuş bir şehir varmış. Göl şehri derlermiş şehre. Göl memleketin en büyük göllerinden biriymiş. Şehrin ahalisinin geçimi balıkçılık üzerineymiş. Balıkçılığı kendine geçim kaynağı olarak kabul edenlerin oldukça ustaca kullandıkları kayıkları...

Devamını Oku

Tarih fi tarihiydi

Fi tarihi. Sevgi dolu insanlar vardı. Adam seçmezlerdi. Hak yemezlerdi. Kul hakkına girmezlerdi. Tüyü bitmedik yetimin hakkına göz dikmezlerdi. Haklıyı-haksızı ayırt ederler, taraf tutmazlar, taraf olmazlardı. Siyaset bile bir başka güzeldi fi tarihinde…Halimizi--hatırımızı soran siyasiler vardı. Kendiliklerinden dolaşırlardı aramızda, onların...

Devamını Oku

Kaç örnek versek, mesele anlaşılır?

Aşık vurmuş sazın teline, “Anlatırım, anlatırım anlamaz” diye sitem etmiş. Bazen yârine, bazen anlayışsız insanlara, bazen Ağalara, Beylere, bazen akrabasına, bazen kardeşine… Ne mi yapmışız? Sitem oklarından rahatsız olmuşuz! Sesin güzel sazın güzel amma keşke bu kadar ileri gitmeseydin be...

Devamını Oku

Link

Türkiye Cumhuriyeti, yüz yıl önce cümle linki koparılan, paramparça edilen bir coğrafyanın üzerinde Türk Milletine can veren linkler tesis eden bir kahramanın, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu cumhuriyet. Ondan aldığımız ilhamla kopan, koptu denen, kopuş yaşanan ne kadar link varsa bağlamak...

Devamını Oku

Yürekli Kadın’ın hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde yöneticilerinin anlamadığı, anlayış göstermediği bir şehir varmış. Ne şehrin Ağası ne şehrin Beyi, ne de şehrin Vali Paşası ahaliyi anlamazlarmış. Ahali ise biz ne kadersiz ne talihsiz ne bahtsız şehiriz derlermiş. Ağamız deriz yüzümüze...

Devamını Oku

Yalanı bir de yılanı sevmezlermiş!

Enflasyon yılan, rakamlar yalan. Ne de güzel anlaştıklarını 5 Şubat günü saat 10.00’da bir daha gözler önüne serdiler. Aylık bazda açıklanan yüzde 6,70 rakamını neredeyse el ele tutuşup dinlediler. Gülümsediler birbirlerine, daha bunların başına ne çoraplar öreceğiz dercesine… Yalancıların şahı...

Devamını Oku

Garip

Ateş düştüğü yeri yakar derler ya…Ateş garip…Düşmesi garip…Düştüğü yer garip…Yakması daha da garip…Bu garipliği anlatamamak, duyuramamak, gariplere dokunamamak bir değil bin kere garip. Dokuz saat arayla 7.6 şiddetinde iki büyük deprem şehirlerimizi yıktı. Enkazlar hâlâ kaldırılamadı. Haritadan silindi birçok yer....

Devamını Oku

Söz, etme dedi ses, dinlemedi!

Biz sesimizi yükseltmekten çok çektik. Bu çok çekmek bizi ne uslandırdı ne de akıllandırdı. Söz dur dedi, yapma dedi, etme dedi, karışma dedi. Bu engellemeler sesi daha da cesaretlendirdi. Demek ki benden çekiniyor dedi. Korkuyor dedi. Eli ayağı titriyor dedi....

Devamını Oku

Yaygara hikayesi

Uzun uzun zaman önce memleketin birinde okuyanı yazanı oyun bozanı, habersizden kuyu kazanı çok olan bir şehir varmış. Şehirde küsenler barışanlar, yalanda yarışanlar, olur olmaz her şeye karışanlar pek çokmuş. Bu şehir iflah olmaz diyenleri dinleyen yokmuş. Öyle olmuş ki,...

Devamını Oku
Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!