Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tekinsizden Kurtulmak

Tekinsizden Kurtulmak

featured

Yusuf Dülger tarafından kaleme alınan bu metin, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yönetim anlayışını ve eğitim politikalarını sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, Bakan Tekin’in akademik yükselişini keyfiyet ve liyakatsizlik örneği olarak sunarken, mevcut eğitim sisteminin bilimsel derinlikten uzaklaştığını savunmaktadır. Özellikle müfredattan “Kurtuluş Savaşı” ifadesinin kaldırılmak istenmesi, tarihsel gerçeklerin reddi ve milli kimlikten kopuş olarak nitelendirilmektedir. Kaynakta, eğitimde dini cemaatlerle yapılan iş birliklerinin toplumu gericiliğe ve kültürel bir yozlaşmaya sürüklediği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak metin, Bakanın söylemlerinin toplumsal kutuplaşmaya yol açtığını belirterek kendisini makamının sorumluluklarını yerine getirmeye davet etmektedir.

 

Son yıllarda açıklama ve uygulamalarıyla can sıkan, çok tartışılan kişilerden biri Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’dir.

Recep Tayyip Erdoğan geçmişte Doç. Dr. Yusuf Tekin’i bir üniversiteye rektör yapmak istemiş; rektör olacakların profesör olması şart olduğu için Tekin’i bir gecede profesör ve rektör yapmış, Tekin ertesi gün doçentliğe dönmüştü.

Bunlar bize sultanlık ve keyfiliğin ne olduğunu, Osmanlı’nın “Beşik Uleması” geleneğini ve neden yıkıldığını, bilgi ve deneyimin önemini, hırs ve politikanın yapmayacağı bir şeyin olmayacağını göstermişti.

O zaman ben, “Bu Yusuf Tekin’e güvenilmez, yaptığı işlerden hayır gelmez, bu kişi uğursuzluk getirir, güven bunalımı yaratabilir” demiştim. Endişelerim her geçen gün gerçekleşti. Örneğin Millî Eğitim Bakanı olduktan sonra tarikat ve cemaatlerle iş birliği yaptı, millî eğitimimiz yozlaştı. Bugün anaokullarımızdan lise son sınıflara kadar her yerde dağınıklık, perişanlık, akılsızlık, gerilik/medrese kültürü var.

Medrese kültüründe araştırma, sorgulama, itiraz, maddeyi kullanma, dünyaya egemen olma, bilim, deney, üretim ve millî kimlik yoktur. Bu kültürde nazari bilgiler, ezber, tabulaştırma, hep kabul, mutlak itaat, başkasının emeğiyle yaşama ve milliyetsiz olma (yabancılaşma) var. Osmanlı’yı bu kafa yıkmıştı.

Yusuf Tekin bugün diyor ki: “Ders kitaplarındaki Kurtuluş Savaşı kalkacak, yerine Millî Mücadele gelecek. Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” Bu sözleri birkaç açıdan değerlendirelim.

“Neyden kurtuluyoruz” cümlesindeki “neyden” sözcüğü Türkçenin kuralına, konuşma biçimimize uygun değildir. Tekin, “neden” diyeceği yerde “neyden” diyor. “Neyden” sözcüğü yereldir, genel değildir. Bir profesör ve üstelik Millî Eğitim Bakanı bozuk konuşursa; öğretmen ve öğrencilerimize, hatta tüm halka kötü örnek olur.

“Kurtuluş Savaşı demeyelim, Millî Mücadele diyelim” mantığı gerçekçi değildir. İkisi arasında küçük farklılıklar olsa bile, Kurtuluş Savaşı Millî Mücadele, Millî Mücadele Kurtuluş Savaşı demektir. Kurtuluş Savaşı Türkçe, Millî Mücadele Arapçadır. Biz Türkiye Cumhuriyeti ile ana dilimize ağırlık vermeye, yabancı dillerin işgalinden kurtulmaya başladık. İnsan bunları bilir, düşünür, ona göre konuşur. T.C. bugün belli bir saygınlığa erişmişse, ilk nedeni her yönüyle millî ilkeler üzerine kurulmuş olmasındandır.

Tekin’in, “Önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı, neyden kurtuluyoruz?” demesi sosyoloji ve tarih açısından eksiktir; saplantılı olduğunu gösteriyor. Her devlet yıkılır, yerine yenisi kurulur. Tekin, İbn Haldun’u okusa böyle demezdi.

Tekin’in hâlâ Osmanlı hayranı oluşu, ders kitaplarından “Kurtuluş Savaşı” sözünü çıkarmaya kalkışı gerçeği inkârdır, mezarlıkta gezmektir. Osmanlı yıkıldı, yerine Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Osmanlı toprakları 1914’te işgal edilmeye başlandı, 1924’e kadar sürdü. Ordularımız ve halkımız verdiği Kurtuluş Savaşı / Millî Mücadele ile bu işgali sonlandırdı. İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan, Ermeni, Rum militanları kışla ve yerleşim birimlerimizi işgal ettiler, savaşanlarımızı esir aldılar, mal ve hububatımıza el koydular, kadın ve kızlarımızın namuslarını kirlettiler. Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının başlattıkları Kurtuluş Savaşı ile düşmanlar kovuldu, işgal ve esaretten kurtulduk. Bunu anlatan bir kavramdan (KURTULUŞ SAVAŞI) niye rahatsız oluyorsun? Zamanın padişahı Vahdettin o günlerde, 60-65 yaşına rağmen 18 yaşında bir kızla Boğaz’da beşinci evlilik sefası sürüyordu.

Sayın Yusuf Tekin; sen, söz ve uygulamalarınla tekin (zararsız, korkulmayan, uğurlu) değil tekinsiz davranıyorsun. Devlet, millet ve kimliğimizle uğraşma. Bugün varsın, yarın yoksun. Fitne ve fesat çıkarmak yanlıştır. Unvan ve makamının hakkını vermeyeceksen, veremeyeceksen bırak git.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!