Bu yazı, Milli Eğitim Bakanı’nın Kurtuluş Savaşı yerine Milli Mücadele ifadesini kullanmasına yönelik sert bir eleştiri sunmaktadır. Yazar, bu dilsel tercihin tesadüfi olmadığını, aksine Türk gençliğini öz kimliğinden uzaklaştırıp Araplaştırmayı amaçlayan ideolojik bir yaklaşımın yansıması olduğunu savunmaktadır. Yazıda, 2011 yılında Milli Eğitim yasasında yapılan değişikliklerin eğitimi Atatürk ilke ve inkılaplarından kopararak küresel piyasa odaklı bir yapıya dönüştürdüğü vurgulanmaktadır. Tarihi belgeler ve askeri kayıplar referans gösterilerek, 1919-1922 yılları arasındaki sürecin bir “mücadele” değil, bedeli kanla ödenmiş meşru bir savaş olduğu ifade edilmektedir. Yazar, bu kavram değişikliğinin kahraman bir neslin emeğini değersizleştirdiğini ve tarihi gerçekleri siyasal İslamcı bir bakış açısıyla çarpıttığını ileri sürmektedir. Sonuç olarak kaynak, milli tarih bilincinin korunması gerektiğini hatırlatarak yöneticileri vefalı ve dürüst olmaya çağırmaktadır.
Sn. Yusuf Tekin’in, “Kurtuluş Savaşı” değil “Millî Mücadele” açıklaması asla ve asla bir dil sürçmesi değil. Bilakis dini eğitim verdiğini söyleyen kurumlarda; asil Türk çocuklarının nasıl Araplaştırdıklarının somut bir göstergesi ve elle tutulur örneğidir.
Siyasal İslamcıların, beyin altında nelerin olduğunun da somut bir göstergesidir. Bunu anlamak için Milli Eğitim Yasasına bir göz atmak gerekir: Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevleri nelermiş nelere değiştirilmiş.
2011 yılından önce Madde2:
Milli Eğitim Bakanlığının görevleri şunlardır: a) Atatürk İnkılap ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, Türk Milletinin milli, ahlaki, manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen… Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen vatandaş yetiştirmek…” derken:
2011’de yapılan değişiklikle;
“MADDE 2 – (1) Millî Eğitim Bakanlığının görevleri şunlardır: a) …küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ekonomik sistemin gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatarak geleceğe hazırlayan eğitim ve öğretim programlarını tasarlamak…” haline getirildi.

Bu değişikliğin nedenini pek çok eğitim bilimci:
“Neoliberal düzene uygun vatansız, milletsiz, kimliksiz, kişiliksiz bir gençlik yetiştirmektir.” Şeklinde yorumlamışlardır. Gerisi teferruattır. Fazla söze gerek de yoktur.
Sn. Y. Tekin’e. Sevgili Bakan nasıl oluyor da dünyanın en haklı, en meşru, en kutsal savaşlarından biri olan “Türk İstiklal Savaşı’na”; “Milli Mücadele” demektesiniz?
Sayın bakan, yaşlı bir eğitimci olarak size hatırlatayım: 1919 ila 1922’de Trakya ve Anadolu’daki işgallere kan ve can pahasına yürütülen bu mücadelenin tarihteki adı “SVAŞTIR” lütfen modası geçmiş bir ideoloji adına: tarihi gerçekleri ters yüz etmeyiniz.
Bu kutsal savaşa, mücadele demek, vatandan, özgürlükten ve milletten başka sevgili tanımayan o KAHRAMAN nesli değersizleştirmek demektir.
Yine tarihten bir gerçek söyleyeyim. Yunanlılar bu yenilgiye “FELAKET” demişlerdi ve bu felakette görev alan altı devlet adamlarını kurşuna dizmişlerdi, biliyor musunuz?
Bilemezsiniz normal. Çünkü siz Arap kültürüyle uğraşıyordunuz. Yunanlılar bu “Kurtuluş Savaşı’nda” 130 binden fazla zayiat verdiler. İşte bunun için adı mücadele değil “Savaştır.”
Yoksullukla ve yoklukla mücadele edilebilir.
Bir hatırlatma daha yapayım: 30 Ekim 1918’de bir Mondros Anlaşması vardı, hatırladınız mı? O anlaşma işgalin ve Osmanlı’nın bitiş düzeyini ve gerçekliğini gösteriyordu. Sanırım Siz, SEVR’i de hatırlamıyorsunuz?
İşte o yıllarda Osmanlı’da yoktu, sarayda padişah diye bir temsilci vardı.
Sevgili Bakan, “İstiklal Savaşı” yerine, “Milli Mücadele” demek tarihi ret etmek, tarihi küçümsemek ve verilen bu kutlu savaşı küçümsemek değilse nedir?
Kaldı ki bu kutsal savaş, sade Yunanlılara karşı değil İngiltere, Fransa, İtalya ve beraber yaşadıkları Türk komşularını katleden Ermeni çetelerine karşıda verilmiştir.
Sizin Savaş ve Mücadele anlayışınız bu ise tarihte “SAVAŞ” da bulamazsınız.
Kusura bakmayın ama bir hatırlatma daha yapacağım. Genel Kurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, 30 Aralık 1925’te; kazandıkları bu kutsal savaşa bir isim verilmesini ister. Başbakan İsmet Paşa (İnönü), 06.Ocak. 1926’da “İstiklal Harbi” yani “Kurtuluş Savaşı” adını vermiştir.
Tarih masal ve çocuk oyuncağı değildir. Tarihi yazanlar da, anlatanlar da , tarihe sadık kalmak zorundadır.
Çok sayın Bakan, “vatan sevgisi İmandandır, vefa da imandan gelir.”
Ne mutlu Türküm diyene!
Esen kalınız.
