Yazar Mehmet Özkendirci, bu metinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik hakaret içerikli söylemler ile teğmenlerin ihraç istemiyle karşı karşıya kalmasını sert bir dille eleştirmektedir. Meclis çatısı altında orduya yönelik ağır ithamlarda bulunulurken siyasilerin sessiz kalmasına tepki gösterilmekte ve bu durum bir sadakat krizi olarak nitelendirilmektedir. Özellikle genç subayların Atatürk ilkelerine bağlılık yemini etmelerinin cezalandırılması, PKK bağlantılı siyasi oluşumların faaliyetleriyle kıyaslanarak sorgulanmaktadır. Metin, vatan savunmasının her türlü siyasi çıkarın üzerinde olduğunu vurgulayarak milli onur ve askeri disiplin arasındaki çelişkilere dikkat çekmektedir. Sonuç olarak yazar, devlet kurumlarının ve muhalefetin bu süreçteki tutumunu vatanseverlik perspektifinden bir öz eleştiriye tabi tutmaktadır.
Önümüzdeki ay PKK; İstanbul, Mersin dahil dört kentimizde asrın canilerinden Öcalan için büyük bir miting yapma hazırlığında. Bu mitinglerde onların güvenliklerini kimler sağlayacak? Katlettikleri polislerin arkadaşları mı yoksa TBMM’de Millî Savunma Bakanlığı bütçesi konuşulurken PKK’nın partisi DEM’li bayan vekilin şanlı Türk askerlerimiz için “eli kanlı tecavüzcü” dediği askerlerimiz mi? Evet, şerefli TBMM sonunda milletin gözüne baka baka bu adiliğe de tanıklık yaptı. Bu iki ayaklı canlı sanırım Ermenilerin Doğu isyanlarındaki çapulcular sürüsüyle Türk askerlerini karıştırmış. Kendisine Yunanlı işgal güçlerinin batı bölgemizde yaptıkları iğrençlikleri öğrensin de sonra iftira etsin şerefli Türk askerine. Adı barış süreci… İşte bu PKK sözcüleriyle nasıl ve neden olacak?

Bu PKK sözcüsü TBMM’de bunları söylerken cesur yürekli bir vatansever vekil gerekli yanıtını verirken; TBMM Başkanvekili, PKK sözcüsünün “Size söylemedi, siz neden üstünüze alındınız? Bu sözlerin muhatabı Millî Savunma Bakanlığı” gibi kendinden beklenen yanıtı vermişti. Evet, bu ihanet sözlerini milletin meclisinde söyleyebilen kişi için TBMM’de dokunulmazlığının kaldırılıp yargılanması için herhangi bir teşebbüste bulunuldu mu? Yoksa “Aman analar ağlamasın” sloganıyla başlatılan sözde barış sürecine zarar gelmesin diye duymazlıktan mı gelindi? Evet, şerefli Türk teğmenlerini tören sonrası daha önceki geleneklerini sürdürüp kılıç çatıp “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” dedikleri için disiplinsizlik suçundan ordudan atanlar, bu ihanet konuşmaları için sadece yeni bir anayasa için ses çıkarmıyorlarsa ölmüşüz de haberimiz yok. Burada Özel’in partisi CHP, sende de bir ses duymadık maalesef. Unutulmasın; “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır.” Evet, her Türk asker doğar ve her asker Mustafa Kemal’in askerleridir.