Bu köşe yazısı, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının yeniden görülmeye başlanan duruşmalarında yaşanan kritik gelişmeleri ve gizli tanık Serdar Sertçelik’in çarpıcı savunmasını ele almaktadır. Sertçelik, kendisi aleyhine delil olarak sunulan “buluntu telefonun” sahte olduğunu ve emniyet mensupları tarafından siyasi bir kumpas kurmak amacıyla kurgulandığını iddia etmektedir. Savunmasında, bazı siyasetçi ve yargı mensuplarının dosyaya zorla dahil edilmeye çalışıldığını belirten Sertçelik, bu süreçte kendisine baskı yapıldığını öne sürmektedir. Duruşmada ayrıca savcının tarafsızlığı, gizli tanıklık süreci ve firari tanık Mustafa Öztaş’ın yargıyı yönlendirme çabaları üzerine sert tartışmalar yaşanmıştır. Mahkeme heyeti, Sertçelik’in bazı suçlardan tahliyesine karar verirken ana suçlardan tutukluluk halinin devamına hükmederek davayı ileri bir tarihe ertelemiştir. Metin, genel hatlarıyla yargı, emniyet ve siyaset üçgeninde şekillenen bir hukuk mücadelesini ve iddia edilen kumpas girişimlerini detaylandırmaktadır.
Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının M7 kodlu gizli tanığı Serdar Sertçelik, kendisine ait olduğu öne sürülen buluntu telefonda oluşturulan mesajlarla, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin polisleri “darbeci” olarak nitelendirmesinin intikamının alındığını belirtirken, dönemin KOM Şube Müdürü Şevket Demircan’la yaptığı görüşmelerde adı geçmediği halde eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da sözkonusu buluntu telefonla listeye eklendiğini söyledi.
İstinaf’ın kısmi bozma ve birleştirme kararlarından sonra geçen haftadan bu yana Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmesine başlanan 76 sanıklı davanın bugünkü celsesinde Serdar Sertçelik’in savunmasının alınmasına devam edildi.

“BEN İSTİHBARAT BAŞKANI MIYIM?”
Dışişleri Bakanlığı kanalıyla Macaristan’dan gelen yazıyla, buluntu telefondaki mesajlar, mailler ve görüşmelerin yapıldığı tarihlerde kendisinin cezaevinde olduğunun, cezaevinde de cep telefonu kullanma imkanının bulunmadığının ve sadece sisteme kaydedilen numaralarla görüşmesine izin verildiğinin doğrulandığını anlatan Sertçelik, kendisiyle ilgili olarak Büyükelçiliğimiz kanalıyla yapılan yazışmalar sırasında Macaristan makamlarının, “Hükümetle mahkeme arasında çelişkiler var” tespitinde bulunduğuna dikkat çekti.
Buluntu telefonu oluşturduğunu iddia ettiği isimler için “Allah’ın belaları, sahtekârlar” ifadelerini kullanan Sertçelik, bu kişilerin soruşturmanın her aşamasında korunduğunu iddia ederken de soruşturma savcısı Mustafa Kaya’yı şöyle suçladı:
“Benim Macaristan cezaevlerindeyken bu yazışmaları yapıp yapamayacağımı soracağı yerde, bana eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Macaristan İçişleri Bakanı ile İstanbul’da yaptığı görüşmede iadem için uğraştığı dedikodularını anlattı. Senin bu dedikodularla işin ne?”
Sahte telefonda kendi adına açılan mail, X ve Instagram hesaplarının aynı kişi tarafından kullanıldığını öne süren Sertçelik, kendi adıyla bazı devlet kuruluşlarına gönderilen 14 sayfalık maile ilişkin olarak da şunları söyledi:
“Ben istihbarat başkanı mıyım, bu kadar bilgi trafiği bana nereden gelir? İstihbarat başkanı bile bu kadarını bilmiyordur. Bu bilgi ancak emniyet istihbarat müdüründe olur, bu kumpası başıma getiren KOM Müdüründe olur.”
Sertçelik, yazışmalardaki kimi ifadelere dikkat çeken de, “Şevket Demircan’ın kullandığı çok sayıda ifade var. Nurullah Özgür Kopuk’a sadece Şevket Demircan ‘Nuri’ diyor. Bu yazışmalarda da ‘Nuri’ deniyor. Ben hiçbir zaman Nuri demedim.” dedi.
“FAHRETTİN KOCA YOKTU”
Türkiye’den kaçtıktan sonra Şevket Demircan’ın kendisiyle yaptığı görüşmelerde, Bekir Bozdağ, Mücahit Aslan, Hasan Doğan, Osman Aslan’ın isimlerini vermesini istediğini hatırlatan Sertçelik, bu konuşmalarda eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın adının hiç geçmediğini, ama şimdi buluntu telefondaki yazışmalarla listeye onun da eklendiğini vurguladı.
Savunmasına telefondaki mesajları tek tek okuyarak devam eden Sertçelik, bir bakana takılan lakabı kesinlikle kendisinin koymadığını, bu lakabı takanın Şevket Demircan olduğunu öne sürünce Mahkeme Başkanı, lakabı söylememesi uyarısında bulundu. Sertçelik, yazışmalarda adı geçen bir hakim için “Bu hakim, bu davadaki bir KYOK kararını kaldıran adam. Ya bunlarla araları bozuldu ya da başka hesapları var, onu da katmışlar.” deyince Başkan, bunların yargılamanın konusu olmadığını belirtecek, söyleyip geçmesini istedi. Sertçelik de, “O zaman onlar amacına ulaşmış olur. Amaçlarına ulaşmamaları lâzım.” karşılığını verdi.
“ADLİYE KORİDORUNDA BAĞIRDI”
Buluntu telefondaki mesajlarla; “FETÖ” ile mücadele eden Sabah Gazetesi, Abdurrahman Şimşek, Nedim Şener gibi isimlerden intikam alındığını, İsmail Saymaz’ın da dahil edildiğini anlatan Sertçelik şöyle devam etti:
“MHP’den de intikam almayı unutmamışlar. Devlet Bahçeli’nin grupta yaptığı konuşmanın intikamını almışlar. Biz kimiz ki, öyle bir konuşma metnini hazırlayalım? Abartmışlar, saçmalamışlar. MHP’ye yakınlığıyla bilinen Veysel Kaçmaz’a (Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili) da iftira atarak, intikam almışlar. Polislerin gözaltına alınıp tutuklanmalarından Veysel Kaçmaz’ı sorumlu tuttuklarını, hatta Murat Çelik’in adliye koridorunda, ‘Veysel Kaçmaz seninle görüşeceğiz’ diye bağırdığını herkes biliyor.”
Sertçelik, “Meslektaşınızın namusuna laf edilmiş” diyerek, bir başka yargı mensubuyla ilgili mesaja geçince Mahkeme Başkanı, “herkes okudu, gördü” diye müdahale etti. Bunun üzerine Sertçelik, “Bunların sorumlusu Mustafa Öztaş kaçarsa, kimin yaptırdığını bulamazsınız. Bunların içi bu kadar pislik, bu kadar kötü. Mustafa Öztaş burada kendisini Trump’ın ortağı gibi gösterdi. Oysa emlakçı bir adam. Bir yığın sabıkası var. Beni tanımadığını söyledi. Her dönemin Emniyet müdürleri ile yakın biri. Onlarla mekanlarıma çok defa gelir, localara oturur, sabaha kadar içer, bir kuruş vermeden giderdi.” diye konuştu.
Savcı Mustafa Kaya’nın, gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle kendilerine tek bir evrak vermezken dosyanın tamamını polislere verdiğini, onların da bunu haklarındaki idari ve adli soruşturmalara delil olarak sunduğunu kaydeden Sertçelik, savunmasını şöyle tamamladı:
“Bu sahte telefonu oluşturan kim varsa namussuz, şerefsiz; Allah’ı, kitabı olmayan insanlardır. Allah belalarını versin. Bir yığın insana, yargı mensubuna ve siyasetçiye iftira attılar. Bunu yapanları bulalım. Devletimiz bu kadar aciz mi? Bunu yapan adam kaçarsa, sorumlusu heyetiniz olur. Bu yazışmalarda adı geçen herkesin muhatapları Murat Çelik, Şevket Demircan, Mustafa Öztaş, Av. R.Ö. ve Av. T.’dir. Ben söz konusu tarihlerde cezaevinde olduğumu delillerle ispatladım. Yarın öbür gün devletimizin bunları tutuklayacağını, her şeyin aydınlanacağını düşünüyorum.”
Savunmasının ardından Mahkeme Başkanı, Bora Kaplan tarafından tehdit edildiğinin öne sürüldüğünü belirterek, müşteki olmak isteyip istemediğini sordu. Sertçelik, “O mailler bana ait değil. Şikâyetçi değilim.” dedi.

SAVCI “SAYIN MÜDÜRLER” Mİ DEDİ?
Çapraz sorgusunda savcının soruları üzerine polislerin, kaçmasının yolunu açtığını belirten Serdar Sertçelik, “Kaçmasam tutuklanacak ve beni nasıl gizli tanık yaptıklarını anlatacaktım.” dedi. Sertçelik kaçışı, yurtdışında Şevket Demircan’la görüşmesine ilişkin detaylı sorulara da şöyle tepki gösterdi:
“Daha önce defalarca anlattım. Anlatmak istemiyorum. Psikolojim bozuluyor. Sanki her defasında bir farklılık yakalar mıyım gibi sorular soruyorsunuz, o yüzden cevap vermek istemiyorum.”
Sertçelik’in avukatı Alperen Ekinci, savcının sanık olan polislerden söz ederken, “sayın müdürler” ifadesini kullandığını, böylece tarafsızlığını yitirdiğini belirterek davadan çekilmesini isterken Bora Kaplan da, “Savcı bey, bana ‘Bora’, sanık polislere ‘sayın müdürler’ diyerek, onlara değer verdiğini, bizi değersiz gördüğünü göstermiştir. Çekilsin.” dedi.
Mahkeme Başkanı bu konuda karar vermek için araya gideceğini bildirince Savcı, kesinlikle bu ifadeyi kullanmadığını, SEGBİS çözümü yapıldığında bunun görüleceğini kaydettikten sonra, “Bunu söylediğimi hatırlamıyorum, olsa da dil sürçmesidir” açıklamasını yapıp, mevzuatımızda savcının reddine yönelik bir düzenleme bulunmadığını hatırlattı.
Bora Kaplan’ın avukatı Yakup Kılıç da, Savcının ifadesinin dil sürçmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle çekilmesi gerektiğini söyledi.
Mahkemenin, savcının çekilmesi talebinin reddine karar vermesinin ardından söz isteyen sanık avukatlarından İbrahim Kama, davanın tanıklarından Mustafa Öztaş’ın arayıp kendisine küfür ve tehditlerde bulunduğunu, bu konuda da suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
“APO’YA BİLE SAYIN DENDİ”
Mahkemenin ret kararına rağmen savcıyla ilgili tartışma sürdü.
Serdar Sertçelik, Mustafa Kaya’dan çok çektiği için hassas olduğunu belirterek, savcının görevini tarafsız bir şekilde yapmasını istedi.
Savcı ise talep reddedilse de konunun açıklığa kavuşması için tartışmalara yol açan ifadelerinin dinlenmesini istedi.
Bora Kaplan’ın avukatı, “Gerek yok”, Sertçelik’in avukatı, “Dinlensin” derken, Emniyet müdürü Murat Çelik’in avukatı Cengiz Varol, “Dinlesek ne dinlemesek ne? Zaten talep reddedildi. Savcı, dil sürçmesi olabileceğini belirtti. Apo’ya bile ‘sayın’ dendi. Bunlarla uğraşmaya gerek yok, daha ciddi meselelerimiz var.” diye konuştu.
Bu beyanlardan sonra savcının tartışmalara yol açan ifadeleri dinlendi ve “sanık polisler” dediği anlaşıldı. Bunun üzerine Bora Kaplan, “Özür dileriz, yanlış duymuşuz. Ağzımız yandı ya, yoğurdu üfleyerek yiyoruz.” dedi.

MACARİSTAN TARTIŞMASI
Savcı sorularının devamında buluntu telefondaki maili gündeme getirince Serdar Sertçelik, “Artık beynim dönüyor” diyerek cevap vermek istemeyince Mahkeme Başkanı, “Biz de çok memnun değiliz” yorumunu yaptı.
Sertçelik, Bora Kaplan’ın, “Gerekçeli kararda etkin pişmanlıktan yararlandığınız yazıyor, yararlandınız mı?” sorusuna ise “Hiçbir yere etkin pişmanlık beyanında bulunmadım” karşılığını verdi.
Bir tartışma da savcının, Macaristan’da yakalandıktan sonra Sertçelik’in mahkemede verdiği ifadelere ilişkin sorular yöneltmesi üzerine yaşandı. Av. İbrahim Kama, yönlendirme yaptığı gerekçesiyle savcıya itiraz edince Mahkeme Başkanı, müdahaleye devam ettiği takdirde salondan çıkarttıracağı uyarısında bulundu. Av. Kama itirazlarını sürdürünce de görevlilerden dışarıya çıkarmalarını istedi. Bunun üzerine Av. Kama duruşmadan ayrıldı.
Savcı, Sertçelik’e Macaristan’daki ifadesine ilişkin “neler anlattığı, baskı görüp görmediği, ifadeyi hür iradesiyle mi verdiği” şeklinde sorular sordu.
Sertçelik de, “Anlatmak istemiyorum. Sadece sorduğunuz anlamda polislerin bana burada neler yaptığını söyledim” dedikten sonra şunları kaydetti:
“Ben bu adamların zulmünden kaçmış gitmişim. Yayınlar yapmışım. Türkiye’ye gönderilsem, başıma ne geleceğini bilmiyorum, beni eleğe çevirirlerdi. Oradaki ifademi delil olarak kullanmak istediğiniz anlaşılıyor. Orada avukatlarımın yönlendirmesiyle iltica talebimin kabul edilmesini sağlamak için verilmiş bir ifadedir ve ifadenin tek doğru bölümü polislerin zulmü bölümüdür. Şimdi Macaristan’daki ifademin burada kullanmaya şey yapılması… Benim için sahte rapor veren doktor, gördüğü baskıları anlatınca, ‘kendi inisiyatifin olsa bunu yazar mıydın?’ diye sordunuz. Doktor, ‘yazardım’ dese polisler aklanacak, sorumlulukları ortadan kalkacak mıydı?”
Savcı bu tepki üzerine, “Biz de hakikati arıyoruz Serdar” deyince Sertçelik, “Hakikat böyle aranmaz” karşılığını verdi ve heyete, “Sizin adaletinize sığınıyorum” diye seslendi.
İstinafın bozma kararından sonra yeniden görülen Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davası sanıklarından M7 kodlu gizli tanık Serdar Sertçelik’in avukatı Alperen Ekinci, Sertçelik’in Macaristan’dan geldikten sonra yapılan sorgusunda, Sertçelik’in değil de adeta MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, o zamanki Genel Başkan Yardımcısı Ulvi İzzet Yönter’in ve MHP yöneticilerinden Necmi Yıldırım’ın sorgulandığını öne sürüp, “Savcı ideolojik görüşümü sordu. Ülkücü, milliyetçi olduğumu söyleyince de ‘Hassasiyetinizi anlıyorum, ama bu dosya bildiğiniz gibi değil’ karşılığını verdi.” dedi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görülen davanın bugünkü celsesinde Serdar Sertçelik’in avukatları savunma yaptı.
Öncelikle Sertçelik’in örgüt yöneticiliği ile suçlandığı Bora Kaplan suç örgütü davasına ilişkin beyanda bulunan Av. Alperen Ekinci, 2022’de başlatılan bu soruşturmada Sertçelik’in tanık olarak dahi ifadeye çağrılmadığını, 15 Eylül 2023 tarihi itibarıyla da örgüt yöneticileri ve üyeleri listesinde adının bulunmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Kapama, şişirme bir dosya olduğu için yeni tanık, delil lâzım oluyor. 10 gün sonra akıllarına geliyor ve Nurullah Özgür Kopuk vasıtasıyla Serdar Sertçelik’le irtibat kuruluyor. Sonra baskı, tehdit, şantajla gizli tanık yapılıyor. Maddi gerçeğe ulaşmak yerine önceden kurgulanmış senaryoya uygun delil üretilmeye çalışılıyor. Öyle ki, daha Serdar Sertçelik KKTC’den gelmeden önce Yüksel Kocaman ve Osman Arslan’la ilgili araştırma yapılmış. Bu nedenlerle M7 gizli tanık beyanının dosyadan çıkarılması ve hükme esas alınmaması anayasal bir zorunluluktur. Polislerin kendi aralarında yaptığı yazışmalar ortada, daha başka nasıl ispatlayacağız? Serdar Sertçelik 31 Ocak 2026’da döndü, fikri değişti gibi bir algı var. Oysa Macaristan’dan 4 kez dilekçe gönderip bu ifadelerin kendisine ait olmadığını bildirmiş ve istinabe yoluyla dinlenmesini istemiş. Hâle bakın; M7 olana kadar hiçbir suçu yok, M7 olduktan sonra kendisini sözde örgütün sağ kolu yapmış.”
“BU DOSYA BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL”
Av. Ekinci, Serdar Sertçelik’in Macaristan’dan gelmesinden sonra yaşananları da şöyle anlattı:
“Abisi beni arayıp avukatlığını yapmamı istedi. Bu arada CMK’dan Av. Ilgaz Teziç çağrılmış. Adliye’ye gittiğimde 3 kere kimlik kontrolü yapıldı, kim tarafından gönderildiğim soruldu. Müvekkilimle görüşmek istediğimde Savcı Mustafa Kaya görüştürmedi. Bu nedenle 31 Ocak’ta tutulan sözde tutanaklarda ben yoktum. Ama kamera ve HTS kayıtlarına bakıldığında, orada olduğum görülecektir. Beni araştırmışlar, ben de Mustafa Kaya’nın kim olduğunu biliyorum, ama… Savcı, Serdar Sertçelik’e, ‘Ya Ilgaz Hanım’la olur mu?’ diye sormuş. Niye olmasın, bu sorunun sorulmasının amacı nedir? 31 Ocak’ta Serdar Sertçelik’i ikna etmek, korkutmak için dosyayı bize vermedi; ama Kerem Gökay Öner’e, Nurullah Özgür Kopuk’a verdi. Bir hafta sonraki ifadesine girdiğimde Savcı, ‘Ne yaptın Serdar, düşündün mü?’ dedi. Neyi düşüneceğini sordum. Savcı Mustafa Kaya, müdahale etmememi istedi. Serdar Sertçelik’in ilk cümlesi, ‘Telefon bana ait değil’ oldu. Bize hiçbir kaydı göstermeden, sadece ‘Annenle, babanla konuştun mu?’ diye sordu. Niye? Çünkü Serdar Sertçelik’in etkin pişmanlıktan yararlanmasını istemiş, bunu yaparsa bırakacağını söylemiş. Aksi halde dosya çökecek, sanık müdürler ceza alacak. Öyle bir ifade aldı ki, sanki siyasi şubedeyiz. Sorgulanan da Serdar Sertçelik değil, MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli, o zamanki Genel Başkan Yardımcısı Ulvi İzzet Yönter, Necmi Yıldırım. ‘Para indirmişsin’ falan… Telefonun ona ait olmadığına dair beyanını zapta geçirmesini istedim, ‘Cevabını yazmayacağınız hiçbir soruyu sormayın. Madem bu isimleri geçirmeyeceksiniz, niye soruyorsunuz?’ dedim; ama hiçbir cevabı zapta geçirmedi. İdeolojik görüşümü sordu. Ülkücü, milliyetçi olduğumu söyleyince, ‘Hassasiyetinizi anlıyorum, ama bu dosya bildiğiniz gibi değil.’ dedi. Adeta dünya görüşüm uygun olmadığı için dosyadan çekilmem istendi.”
“GENEL MERKEZ’DEN İCAZET ALINMAYA ÇALIŞILDI MI?”
Bu iddialarının ardından soruşturma savcısı Mustafa Kaya’nın tanık olarak dinlenmesini isteyen Av. Alperen Ekinci, şu dikkat çekici soruları sordu:
“Poşet telefon savcılığa teslim edilmeden önceki 14 gün içinde Genel Merkeze götürüldü mi? İcazet alınmaya çalışıldı mı? Kapı dışarı edildiler mi, edilmediler mi?”
Av. Ekinci şöyle devam etti:
“Telefonu kimin, kimlerin bulduğu belli değil. Telefonun bulunduğuna dair önce dilekçe, iki gün sonra telefon veriliyor. Dilekçe kime düşecek, Mustafa Kaya’ya mı, ona bakılıyor. Mustafa Kaya’ya düşmese verilmeyecek miydi, öyleyse neden? O gün tevzi yapan savcı, memur kim? Serdar Sertçelik’in illa bir şekilde bu telefonu kabul etmesi mi gerekiyordu? Buluntu telefondaki WhatsApp yazışmalarında tarih düzeni tutmuyor, görüşme yapılmış görünüyor; ama arama listesinde bu numara yok. Bu bile telefonda manipülasyon olduğunu göstermiyor mu? Savcı da hakim de avukat da baksa, görür. Madem öyle, şurada aynısını yapayım, getirip Başkanın kapısına asayım. ‘Serdar Sertçelik bir telefon daha gönderdi’ mi diyeceğiz? Görmemize gerek yok, bilirkişiye şu telefonun aslını verelim. Niye imtina ediyoruz? Şu anda bilirkişiler, buradaki yazışmaları doğrulayamıyor da yalanlayamıyor da, çünkü veri tabanı yok. Tek gerçek şu: iddia edilen yazışmaların yapıldığı tarihlerde Serdar Sertçelik cezaevinde; bunları yazma veya üçüncü şahıslar üzerinden yapma imkânı yok. Buluntu telefondaki amaç; bu dosyanın biraz canlandırılması ve polislerin kurtarılması, aklanmasıdır. Cezalandırılmaları veya beraat etmeleri umurumda değil; kirli ellerinizi bu dosyadan çekin, adalet yerini bulsun ve bu telefon kiminse, onu yargılayalım.”
“ORGANİZE ŞUBE HUKUKU KURMUŞLAR”
Macaristan’dan geldikten sonra Serdar Sertçelik’in sorgusuna CMK’dan çağrılan, daha sonra da Sertçelik’in vekaletli avukatlığını üstlenen Ilgaz Teziş de şunları söyledi:
“Gittiğimde ne savcıyı ne Serdar Bey’i ne Alperen Bey’i tanıyor, ne dosyayı biliyordum. Serdar Sertçelik’in savcıya ilk sözü, ‘Biz bizeyiz, saklamaya gerek yok. Gizli tanık ifademi siz almadınız mı? Ben gizli tanık savcısı görmedim.’ oldu. Savcı, kamera kayıtlarını incelediklerini, Serdar Sertçelik’in 3 saat burada olduğunu söyledi. Bu, normal iletişime aykırı bir cevap değil mi? 3 saat 20 dakikanın tamamında savcının odasında olduğunu varsayalım; 19 sayfalık gizli tanık ifadesinin verilmesi, katibin yazması, düzeltmeler ve imza için çok kısa bir süre. 31 Ocak’taki sorguda soru cevaplamadık, yazı aşaması olmadı, 7 saat sürdü. Bir hafta sonraki sorguda 3 sayfa ifade de tam 9 saat sürdü. 31 Ocak’ta savcı, Serdar Sertçelik’e etkin pişmanlıktan yararlandığı takdirde serbest bıraktıracağını söyleyince, Serdar Sertçelik’e bunun hukuka aykırı bir vaat olduğunu belirttikten sonra nasılsa bana vekaletini vermeyeceğini düşünerek, ‘İleride ihtiyaç olursa, bu hukuka aykırı vaat konusunda tanıklığınızı yaparım’ dedim. O yüzden de şimdi yeminli tanık olarak ifade vermek istiyorum.”
Savunmasının devamında Serdar Sertçelik’in M7 koduyla gizli tanık yapılması sürecinde yaşanan hukuksuzluklara dikkat çeken Av. Teziş, “Hukuka aykırı işler yapmayı usul haline getirmişler. Organize Şube hukuku kurmuşlar.” dedi.
Av. Ilgaz Teziş, Sertçelik’in daha Macaristan’dayken içindekilerin lehinde mi aleyhinde olduğunu bilmeden buluntu telefonun kendisine ait olmadığını açıkladığını hatırlatarak, bu telefonun polislerin kendilerini aklama projesinden başka bir şey olmadığını öne sürdü.
Av. Teziş, buluntu telefona ilişkin süreçte yaşanan çelişkilere dikkat çektikten sonra da, “Bu telefon ne durumda, akıbetini hâlâ öğrenemedik. Adli emanette mi, kayıp mıdır? Bir cevabımız yok.” diyerek, bu telefonda ve içindeki not kağıtında parmak izi çıkan Mustafa Öztaş hakkında soruşturma başlatılmasını istedi.
“MUSTAFA ÖZTAŞ SORARLARSA KABUL ET DEDİ”
Avukatların beyanlarının tamamlanmasının ardından buluntu telefonda Serdar Sertçelik’le görüştüğü ve yazıştığı belirtilen iki isim SEGBİS bağlantısıyla tanık olarak dinlendi.
Bu tanıklardan S.Z., 2020-2021’de babası hastalandığında Instagram hesabından Serdar Sertçelik’ten yardım istediğini, onun da babasının ameliyatını yaptırdığını, ancak hiç yüz yüze görüşmediklerini söyledi.
Mahkeme Başkanı’nın sorusu üzerine 2025’te askerliğinin Ankara’ya çıkması üzerine ikinci kez Sertçelik’le bağlantı kurduğunu, Sertçelik’in, “Ankara’da değilim” dediğini, sonrasında ona ait olduğu gözüken hesaplara mesajlar attığını, ama dönüş olmadığını belirtti.
İkinci tanık C.K. ise Serdar Sertçelik’i tanıdığını, ancak 7-8 sene önce kavga ettikten sonra hiç görüşüp konuşmadıklerini, düşman gibi olduklarını, hiçbir şekilde iddia edilen mesajın gelmediğini ve bir görüşme yapılmadığını anlattı.
Sanıklardan Önder Polat’ın avukatı Duran Göçer de C.K.’ye, “Mustafa Öztaş’ı tanır mısınız? Soruşturma aşamasında verdiğiniz ifade konusunda size telkinde bulunan, sizi yönlendiren oldu mu?” sorularını yöneltti. Bunun üzerine şu diyaloglar yaşandı:
C.K. : Mustafa Öztaş’ı tanırım, yakın arkadaşımdır. “Emniyetten, savcılıktan seni ararlarsa, kabul et” dedi. Neyi kabul edeceğimi sordum. “Yüz yüze konuşuruz.” dedi.
Başkan: Neyle görüştünüz?
C.K. : Telefon üzerinden
Başkan: Tarih?
C.K. : 1 seneyi geçmiştir. Jandarmaya 4-5 ay önce ifade verdim. Bundan 5-6 ay öncedir.
Başkan: Sonra yüz yüz görüştünüz mü?
C.K. : Hayır. Yurtdışına falan gitti. Paris, falan giden birisiydi.
Başkan: En son ne zaman görüştünüz?
C.K. : 10-15 gün oldu.
Başkan: Bir şey söyledi mi?
C.K. : Hiç bu konuya girmedi.
Savcı: Mesajla ilgili detay vermedi mi?
C.K.: Yüz yüze anlatırım dedi, ama bir daha konusu açılmadı.
Savcı: Sormadın mı?
C.K. : İfadeden sonra bir kere gördüm, kalabalık ortamdaydı. Konusu da geçmedi.
Sanıklar ve avukatlarına, tanık beyanlarına karşı diyecekleri sorulduğunda Serdar Sertçelik, “Allah işte bir şekilde ayaklarına dolandırıyor.” derken Bora Kaplan şöyle konuştu:
“Mustafa Öztaş C.K.’yi aradığında muhtemelen sarhoştur. Akşam 7’den sonra içmeye başlayınca kendisini kaybediyor. Sabah uyandığında, aradığını bile hatırlamamıştır. Telefonla ilgili söylenecek her şeyi söyledik. Artık vicdanınıza bırakıyorum.”
Bora Kaplan ve Serdar Sertçelik’in avukatları, Mustafa Öztaş hakkında tanığı etkilemeye teşebbüsten suç duyurusunda bulunulmasını isterken Av. Ilgaz Teziş, Sertçelik’in savcılık ifadesi sırasında yaşananları anlatmak üzere yeminli tanık olarak dinlenmesi talebini tekrarladı.
SAVCI SERTÇELİK’İN YAĞMADAN TAHLİYESİNİ İSTEDİ
Duruşmaya yaklaşık 4 saat ara verildikten sonra mütalaasını sunan Savcı, sanıklar ve avukatların taleplerinin büyük bölümünün reddi yönünde görüş bildirirken Serdar Sertçelik’in sadece Muhammet Sağ’a yönelik yağma olayından tahliyesine, Sertçelik ve Bora Kaplan’ın diğer suçlardan tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi.
Savcı, polis müdürlerinin beraatıyla sonuçlanan Cevheri Güven davasına ilişkin dosyanın getirtilmesini, buluntu telefondaki zaman kayması konusunda inceleme yaptırılmasını, Av. Ilgaz Teziş’in tanık olarak dinlenmesini, savcı Mustafa Kaya’nın tanık olarak dinlenmesinin reddedilmesini, Serdar Sertçelik’in M7 kodlu gizli tanık ifadesinin dosyadan çıkarılmasının ve Mustafa Öztaş hakkında suç duyurusunda bulunulmasının ise yargılama sonucunda değerlendirilmesini talep etti.
Mütalaaya karşı beyanı sorulan Serdar Sertçelik, “Allah rızası için telefondan tahliye edin. Her şeyi anlattık. İlla Mustafa Öztaş’ın bu telefonu yaparken kamera kaydı mı çıksın?” derken Bora Kaplan, en önemli taleplerin reddinin istenmesine, “Akla ziyan. Böyle bir hukuk anlayışı yok” diye tepki gösterdi.
Avukatlardan Alperen Ekinci de savcının dosyanın kapatılmasına yönelik taleplerde bulunduğunu, bu şekilde bir yere varılamayacağını belirterek, buluntu telefonun aslının incelenmesi taleplerinin olduğunu hatırlatırken Av. Yakup Kılıç ise daha buluntu telefonun nerede olduğu bilinmezken, delil karartmadan söz edildiğini vurguladı.
1.5 saatlik aranın ardından Mahkeme Başkanı, Serdar Sertçelik’in avukatı Ilgaz Teziş’in yeminli tanık olarak dinlenmesi başta olmak üzere taleplerin büyük bölümünün reddine karar verildiğini, Mustafa Öztaş’la ilgili yalan tanıklık ve tanığı etkileme suçları ile M7’nin ifadesinin dosyadan çıkarılmasının hükümle birlikte değerlendirilmesinin, buluntu telefonun aslının ise diğer incelemeler tamamlandıktan sonra bilirkişiye gönderilmesinin kararlaştırıldığını açıkladı. Serdar Sertçelik’in Muhammet Sağ ve Mehmet Taha Ergin’e yönelik yağma olaylarından tahliyesine, Sertçelik ve Bora Kaplan’ın diğer tüm suçlardan tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 3-4 Eylül’e erteledi.
Kararlar üzerine Bora Kaplan tepki gösterince Başkan, “Taleplerinizin büyük bölümünü kabul ettik.” dedi.