Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Arap Bir Gazetecinin Sözleri

Arap Bir Gazetecinin Sözleri

featured

Yazar Nazım Peker, Türk toplumunun dini değerler maskesi altında Arap kültürü tarafından asimile edildiğini ve bu durumun toplumsal kimliği zayıflattığını savunmaktadır. Metne göre, dilimizden isimlerimize kadar uzanan bu yoğun kültürel etkileşim, toplumun rasyonel düşünceden uzaklaşmasına ve hurafelere hapsolmasına neden olmaktadır. Tarihsel örneklerle desteklenen anlatımda, Osmanlı’dan günümüze bilim ve akıl yerine mistisizme sığınmanın askeri ve sosyal çöküşü beraberinde getirdiği vurgulanmaktadır. Batı’nın aydınlanma sürecine karşılık, doğu toplumlarının eğitim ve liyakat eksikliği nedeniyle geri kaldığı gerçeği eleştirel bir dille ifade edilmektedir. Sonuç olarak yazar, gerçek bir ilerleme için dini dogmaların ötesine geçerek Türklük bilincine ve hür düşünceye dönülmesi gerektiğini belirtmektedir.

 

Hep derim ya! Ben sosyal medyada çok dolaşırım; bulduğum ilginç şeyleri de sizlerle paylaşırım. İşte bunlardan birisi, Arap gazetecinin ibretlik ve düşünülesi sözleri:

“Siz Osmanlı’nın 400 yıl bizi yönettiğini söylüyorsunuz, ama biz sizi çocuklarınıza verdiğiniz isimlerden, cenazenizi nasıl defnedeceğinize, düğünlerinize ve selamlaşmanıza kadar 1400 yıllık masallarımızla yönetiyoruz zaten.” Tespiti üzerine düşünce ve yorumum:

Haksız mı sevgili okurlarım? Arap alfabesini kutsal alfabe, Arapçayı Allah kelamı, sahabe isimlerini kutsal adlar, Arap milletini “kavm-i necip” görenler ülke nüfusunun yüzde kaçı acaba?

Günlük konuştuğun dilde: 7 bine yakın kelime Arapça, Arapça sözcük kullanmadan beş cümle kuramazsın. Arapça isim oranı: yüzde 60, Türkçe isim oranı yüzde 20 kadar.

Selam verir Arapça, selam alır Arapça, ibadet eder Arapça, Tanrı’ya yakarır anlamını bilmediği kelimelerle Arapça, orucunu açar hurmayla. Neden kayısı, armut ile açmıyorsun desen, hurmanın kutsallığını anlatır.

Dileği kabul olur, “inşallah”; beğenir, sevinir, hafifçe tükürür “maşallah”; istemediği bir durum olursa “maazallah” der ama ne dediğini bilmeden. Sanki Tanrı, senin ne dediğini bilmeyecek mi?

Tanrı dersen kızar; Rab, Hüda, Allah dersen sevinir, nedenini bilmeden.

Çocuğunun pipisini keser sünnet, tabağı sıyırır sünnet, sarık sarar sünnet, sakal bırakır sünnet. Ölür, mezar taşına “Hüve’l-bâkî” yazılır Arapça; sorsan “Biz Araplaşmadık, Müslüman olduk” der, “fesüphanallah”!

Müslüman olmak; Araplaşmak mıdır?

Bana kızan varsa, önce adına bir baksın lütfen!

Sevgili okurlarım! Bir Türk’ü Arabistan’a götürseniz 20 yılda Araplaşır. Gel gör ki bir Arap’ı Türkiye’ye getirin, 300 yıl kalsa Türkleşmez; Türkü Araplaştırır.

Çünkü Arap kültürünü din maskesiyle anlatır. Araplar, dünyanın en ırkçı uluslarıdır.

Araplarda bilim yok, sanat yok, edebiyat yok, felsefe yok, üretim ve sanayi yok. Tarikat ve cemaat çok; onun yerine şeyh çok, cami çok, imam çok.

Sanmayın ki din var, o da yok, iman yok. Çünkü vicdan ve merhamet yok. Öküzün öküzlüğü doğallığındandır; beyin vardır ama zekâ yoktur.

İnsanın ise, insanlığı her ne kadar doğal yapısından geliyor ise de, beyni ve işleyen, işletilen bir zekâsı vardır. Fakat içi hurafelerle doldurulduysa, ne anlatsanız boştur, kâr etmez; karanlıktan aydınlığa çıkaramazsınız.

Büyük Friedrich’i bilir misiniz? Aydınlanma Çağı’nın önde gelen hükümdarlarından biri. (Esin kaynağı Voltaire.) Ne yapmıştı biliyor musunuz? Orduyu güçlendirdi, Prusya’yı adil bir devlet yaptı, okul sayısını artırdı, aklı ve bilimi rehber edindi.

Bizim III. Mustafa’yı bilirsiniz, okumuşsunuzdur. Cahil bir adamdı. Ülkeyi müneccimlere, kâhinlere danışarak yönetmeye çalıştı. Prusya girdiği bütün savaşları kazanınca: “Herhalde onun müneccimleri benimkinden daha iyi” diye düşündü, Friedrich’ten üç müneccim rica etti. Kral, müneccim yerine akıl gönderdi: 1- Güçlü bir ordu, 2- Güçlü bir ekonomi ve dolu bir hazine, 3- Tarih okuyarak günü anlayıp, geleceği görmek ve yön vermek.

Bizimkisi anlamadı Kralın ne demek istediğini; içinden “Bizi kıskanıyor kefere” bile demiş olabilir.

O sırada Fransa’nın İstanbul Büyükelçisi olan amcasını ziyarete gelen Baron de Tott ile tanıştı. Baron subaydı. Barondan orduyu teftiş ederek bir rapor vermesini rica etti. Baron inceledi: “Silahlarınız çok eski, subaylarınız bilgisiz, okula ihtiyacınız var” diyen raporu verdi.

Bizimkisi yutar mı? “Kıskanıyorlar, medreselerimiz var, orada çok büyük alimlerimiz var; istediğini sorabilirsin, istersen sınayalım” dedi.

Sınama günü geldi. Baron göklerden değil, yerden bir soru sordu: “Bir üçgenin iç açıları toplamı kaç derecedir?”

Çıt yok. Kimseden ses çıkmadı. Durumun kötülüğünü kavrayan medrese emini söze girmek zorunda kaldı ve “Üçgenine göre değişir Sultanım!” diyebildi. Oysa bunu, Avrupa’daki ilkokul öğrencileri bile biliyordu. “Bir gecede cahil bırakıldık” diye ortalarda fink atan Osmanlı torunları, nasılsınız? Medreseniz bile cahildi, cahil!

Çeşme Deniz Savaşı çıktı. Cahil subayların komutasındaki donanmada, bir gemi dışında bütün gemiler Rus güçlerince yakıldı. Bir gemi kurtulmuştu, o da Cezayirli Gazi Hasan Paşa’nın gemisiydi.

Bu facia üzerine, öncelikle deniz subaylarının yetiştirilmesi için “Mühendishane-i Bahr-i Hümayun” okulu açıldı (1773). Fakat iş işten çoktan geçmişti; çünkü bilime ve akla önem veren uluslar, çoktan modern silahlarla donatmışlardı ordularını.

Günümüzde Prusya Kralı’nın üç müneccimle bahsettiği olgu, ne yazık ki yok. Hâlâ depremin bizim sınavımız olduğunu, kadınların açık giyindiklerinden olduğunu, kader olduğunu anlatan yöneticiler, din adamları ve inanan bir toplumla yaşıyoruz.

Muhalefetin iddialarına göre eğitim, tarikat ve cemaatlere teslim edildiyse, nasıl çağdaş olacağız? Gabar’dan petrol, Karadeniz’den doğal gaz çıkartıp onların geliriyle emekliyi ihya edeceğiz sözüne inanan bir toplum; “Bizim Garibanlar” olarak kasabın vitrinine bakarak, Et ve Süt Kurumu’nun önünde ucuz kıyma kuyruklarında beklemeye devam edecek.

Önce Türk olun. Önce insan olun. Önce düşünen ve akıl eden olun. Önce kendinizin patron olduğuna inanın.

Gerisi kendiliğinden gelir.

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!