Yazar Mehmet Edip Ören, Türkiye’nin güncel ekonomik ve siyasi atmosferini sert bir dille eleştirerek bayram öncesi vatandaşın içinde bulunduğu zorlukları aktarmaktadır. Metinde, hayat pahalılığı ve enflasyon altında ezilen kesimlerin aksine, hükümetin tatil odaklı yaklaşımı ve sermaye gruplarına sağlanan imtiyazlar üzerinde durulmaktadır. Eğitim sistemindeki aksaklıklar, nüfus politikalarındaki tutarsızlıklar ve bakanların halktan kopuk söylemleri yazarın temel eleştiri odaklarını oluşturmaktadır. Devlet yetkililerinin gençlere yönelik gerçekçi olmayan tavsiyeleri ile staj mağdurlarının taleplerine verilen yanıtlar, toplumsal adaletsizliğin örnekleri olarak sunulmaktadır. Ayrıca, milli kaynakların harcanma biçimi ve kamu yönetimindeki liyakat sorunları ironik bir üslupla sorgulanmaktadır. Sonuç olarak kaynak, iktidarın politikaları ile halkın reel yaşantısı arasındaki derin kopukluğu gözler önüne sermektedir.
Önümüz Bayram. Bu Bayram’da kim kurban, vatandaş olabilir mi… Bana göre cevap, kesinlikle evet … Peki, yakınınızda, etrafınızda, çarşıda pazarda karşınıza bayram heyecanı hisseden ve de yansıtan tek kişi çıkıyor mu.
Çıksa çıksa, dokuz günlük tatili, hangi sahilde geçireceğinin heyecanını çekenler var … Kısaca, Bayram havası yerini tatil havasına bıraktı.
Düşünün bu dini bütün (!!!) iktidarın, Turizm Bakanı bile “Dokuz günlük tatil turizm açısından iyi olur” diyebiliyor… Herkese merhabalar olsun.
Türkiye birden büyüktür…
Geçelim başka bir Bakan’a… Çoğunluğunuz Yasef’ten bahsettiğimi anlamıştır. Hazret; okulların ulaşım, beslenme, temizlik ve depreme dayanıklılık vb. meselesini halletti.
Akran şiddeti senelerdir görülmüyor, tarihe karıştı. Uyuşturucu satıcıları okulların bir km. civarından bile geçemiyor.
Öğrenci velileri okul basıp çocuk, öğretmen, müdür vb. dövmüyor.
Cebinde, mebzul miktarda silahla dolaşıp katliam yapan veya teşebbüs edenler, zinhar yok.
Kantinler sağlıklıları bile tehdit eder noktada, üstelik ateş pahası.
Ne idüğü belirsiz, İngiliz – ABD casusu tarikatlar sınıflarda fink atıyor… Daha çok yazarım da satır alarmı çalacak.
Bütün bunlar halledildi, çözüldü, iş ara tatillere geldi.
Onu da çözdük mü, biz bu Milli Eğitim’i ne güzel yönetiriz.
RT her yılı, o sene halledileceklerin yılı ilan ederdi. Bu sefer, önümüzdeki on yılı ilan etti.
Aile ve doğum yılımız, mübarek olsun. O da bunlara nasip oldu. Nüfus artışımız tarihin en düşük seviyesine geldi.
Bence istenen oldu. Ama iç siyasete dönük, “Tavşana kaç, tazıya tut” yaklaşımı, gerçek niyetin örtüsü olmaya devam ediyor … Sen insanlara kendi karınlarını bile doyuramayacak ücretler vereceksin, sonra da üç-beş çocuk muhabbeti yapacaksın.
Geç efendi geç, bu masallara karnımız tok … Haaa bir de Afyon asıllı Belçika vatandaşı Aile Bakanı’mız var.
Yolunu şaşırdı, gitti Brüksel’deki esnafı ziyaret etti. Çok iyi izlenimlerle ayrıldı. Halkın karşısına çıkamayanlara cesaret verdi.
Gayet tabii tenkitler de peş peşe geldi. Bu ehl-i din kızımız, hepsine cevap verdi.
“Ben bura vatandaşıyım, iki yıl da milletvekili oldum. Hepsi akrabam ve tanıdığım” diyerek kendini müdafaa etti … Eeee, işte tam anlamıyla “Yerli ve Millî” bir kızımız.
Gücendirmeye gelmez, ya kocasını da alıp çekip giderse ne yaparız. En azından Yunus Emre Vakfı’nın hali nice olur.
Yapmayın beyler yapmayın, böyle değerli bir aile lütfedip gelmiş, başımıza geçmiş, kıymetini bilelim… Her neyse biz dönelim konumuza; Reis (Reyis) ne diyor, en az üç çocuk.
Dinleyen var mı… Yok… Öyle demeyin, var. Kim mi.
Anlaşıldı hiçbiriniz gazete okumuyor, televizyon seyretmiyor … Yaren Leylek’i unuttunuz … Baba oldu, yuvasında üç yavru var.
Ömrü sadece “Lak lakla” geçenlere duyurulur.
Bir zamanlar Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı, iyi kötü dostluğumuz da olan, TRT’deki programıma çıkan, AKP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Nihat Zeybekci Bey, kendisinden hiç beklemediğim, staj mağdurlarını hedef alan bir laf etmiş.

“Sizin isteklerinizi yerine getirirsek, gelecek nesillerin kaynaklarını heba etmiş oluruz” diyivermiş. Kendisi iyi bir ekonomisttir.
Bunu mutlaka, bir dil sürçmesi sonucu demiştir. Gelecek nesillerin kaynakları, 3-5 staj yapanın elinde heba olmaz.
Ben haddim olmayarak, nasıl heba olacağını açıklamak istiyorum … YİD (Yap-İşlet-Devret) modeliyle yapılan her şey.
Köprüler, Otoyollar, Hastaneler, Tüneller vb. vb. işler önümüzdeki 40-50 yıl sadece gelecek nesillerin değil, topyekûn bütün Millet’in kaynaklarının heba olması anlamına gelir.
Sayın Zeybekci’nin bunu bilmemesi bence mümkün değildir.
Evet, ekonomik sıkıntılarımız var. 25 yıldır çöze çöze bir noktaya geldik. İnşallah önümüzdeki 5-10 yıla kalmaz düze çıkarız.
Ah o kuraklık, ah o zirai don, ah o İran Savaşı, bunlar olmayaydı, Halep’te kesin yüz arşın atlardık.
Bütün her şeye rağmen; emeklimizi, çalışanımızı enflasyona ezdirmedik … Biri şu kargaların gagasına yapışsın, böyle de gülünmez ki … Garip gurebanın yanında, para babalarının korkulu rüyası olan Hükümetimiz, önemli işlere de imza atıyor.
İşte birkaç örnek: İşsizlik fonu Devlet katkısı yarı yarıya düştü.
Yakın zamanda BES katkı payı da aynı akıbete uğramıştı. Vergi dilimleri çalışanların başındaki bela. Daha ikinci aydan üst dilime geçiliyor.
Senenin üç ayı devlete çalışılıyor. Herhangi bir düzenleme gündemde bile değil … Doğalgaza, elektriğe %30 zam yapıldı.
Akaryakıt fiyatları tepede, pazara girmek bir yana civarından bile geçilmiyor.
Kasabın adresi unutuldu… Buna karşılık; ihracat yapan holdinglere, şirketlere önemli ölçüde vergi indirimi getirildi … Kurumlar vergisi düşürüldü… Gördüğünüz gibi, çalışanın ve emeklinin yanında bir iktidarımız var.
Ya olmasaydı. Varın halimizi siz hesap edin…
Geldik son durağa. Potpori diyeceğim ama eski başlık yazarımız Fehmi Aygün Kardeşimizden korkuyorum.
Tavsiyesi üzerine, çeşitleme demeye devam … Afyon ve Dinar Başkanlarını görünce aklıma ne geldi.
Savaşta, esir alınan askere silah zoruyla istenilen her şey söyletilir, kayda alınır ve propaganda olarak medyaya servis edilir ya.
Siz de onu özgür iradesiyle söylemiş zannedersiniz…
Çeşitlemeler: Bana göre isminin o olmaması gerektiğini düşündüğüm Amedspor, Süper Lig’e çıktı.
İhtiyar bunağın göreve çağırdığı Ahmet’lerden biri, “Kürdistan’ın bir takımı Süper Lig’e çıktı” diye beyanat vererek, vücut artığını ağzı yoluyla tahliye etti … Bu konu, önümüzdeki yıl, çok baş ağrıtacak gibi… Hulusivil Paşa’mızı bilirsiniz.
Hani kızı usulsüz olarak doktor olandan bahsediyorum … Gençlere nasihat ediyor:
“Ailenizi bile dinlemeyin, Çin’e gidin.” İlahi Paşa; gençler metrobüse bile binemiyor, Bayram’da memleketine bile gidemiyor, sen 250-300 bin masraf edip Çin’e gitmelerini salık veriyorsun … Geçtiğimiz günlerde Gürcü olduğunu söyleyen RT, Arap olan eşi ile Kazakistan’a gitti … Havalimanında “Ata yurdunuza hoş geldiniz” diye karşılandı, yorum yok … AKP Aksaray Milletvekilinin karısı fakirlik belgesi aldı.
Kocası çabaladıkça batıyor. Çıkıp “Yanıldım, doğru bir şey yapmadım. Allah’ım ve Millet’im affetsin” dese olay kapanacak…
Hepiniz, O yüce Makam’a, Allah’a emanetsiniz. Hoşça kalınız…