Yazar Mehmet Bacaksız, Türkiye’deki eğitim sisteminin plansızlığı nedeniyle genç nesillerin potansiyelinin nasıl harcandığını çarpıcı bir dille ele almaktadır. Ülkenin insan gücü ihtiyacı ile çocukların bireysel yeteneklerinin göz ardı edildiğini, bu durumun hem işsizliğe hem de niteliksiz mezun sayısında artışa yol açtığını savunmaktadır. Özellikle meslek liselerindeki verimsizlik ve üniversite mezunlarının yaşadığı istihdam sorunları, gençlerin gelecek umutlarını yitirmesine neden olan temel unsurlar olarak sunulmaktadır. Metne göre, en donanımlı gençlerin beyin göçü ile yurt dışına gitmesi, ülkenin geleceği için ciddi bir beka sorunu teşkil etmektedir. Yazar, nitelikli insan kaynağının Batı ülkelerine kaptırılmasını ve eğitimdeki programsızlığı ulusal bir israf olarak nitelendirerek acil çözüm çağrısında bulunmaktadır.
Evet, maalesef, çocuklarımızı israf ediyoruz. Bunu iki şekilde yapıyoruz. Birincisi, çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerini, ülkenin nitelikli insan gücü ihtiyacını dikkate almayan plansız bir eğitimle;
ikincisi, az da olsa nitelikli yetişen çocuklarımızı Batı ülkelerine kaptırmak suretiyle bu israfı gerçekleştiriyoruz. Şimdi, bunları nasıl yapabildiğimizi açıklayalım.
1- Mevcut eğitim sistemi, çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerini, ülkenin insan gücü ihtiyacını dikkate almak suretiyle planlanan bir sistem değil maalesef.
Daha ilkokuldan itibaren zekâ ve yetenek testleri uygulanmak suretiyle çocuklarımızın ilgi ve yeteneklerinin tespit edilerek buna göre yönlendirme yapılması gerektiği halde, bu hiçbir şekilde yapılmamaktadır.
Bunun sonucunda çocuklarımız rüzgârın önünde savrulan yaprak misali ilgi ve yeteneklerine ters okullara, bölümlere gitmek zorunda kalabilmektedirler.
Normalde olması gereken, ülkenin gelecek yıllarda ihtiyaç duyacağı nitelikli insan gücünü tespit ederek bu ihtiyacı karşılayacak sayıda ve nitelikte okul açılmasıdır.
Bunun yapılabilmesi için öncelikle çok ciddi bir planlama yapılması şarttır. Üzülerek belirtmeliyim ki; böyle bir planlama mevcut değildir.
Plansız, programsız okul açıldığı için bazı alanlarda ihtiyaç fazlası mezunlar söz konusu iken bazı alanlarda ise nitelikli eleman sıkıntısı fazlasıyla yaşanmaktadır.
Örnek olarak, ülkemizde atanamayan, özel okullarda iş bulamayan yüzbinlerce öğretmen vardır.
Yine, iş bulmakta zorlanan çok sayıda mühendis, avukat, işletmeci, hatta diş hekimi vardır.
Bu kişiler, zorlukla iş bulabilseler dahi alabildikleri ücret asgari ücrettir. Asgari ücretin altında bir ücretle çalışmak zorunda kalanlar da vardır.
Nitelikli insan yetiştirmek amacıyla açılan meslek liselerinin durumu ise adeta bir faciadır.
Bunun asıl sebebi, meslek lisesi mezunlarına okudukları bölümle hiç alakası olmayan fakülte ve yüksekokullara (kâğıt üstünde) gitme hakkının tanınmasıdır.

Bu, ilk bakışta cazip görünmesine rağmen gerçek böyle değildir. Meslek liselerinde okuyanlar; üniversiteye giderek öğretmen, avukat, doktor, mühendis, işletmeci vb. olmak hayaliyle meslek derslerini ihmal etmekte, üniversiteye gitmeye odaklanmaktadırlar. Meslek lisesi öğrencileri, üniversite sınavlarında genellikle başarılı olamamaktadırlar.
Bunun iki sebebi vardır:
Liselerde tam olarak okutulan Türkçe, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya vb. dersler meslek liselerinde çok az okutulmaktadır.
Üniversite sınavları lise programlarına göre hazırlanmaktadır.
Meslek liselerinde okuyanlar, yukarıda belirtilen sebeplerle üniversiteyi kazanamadıkları gibi meslek derslerini ihmal ettiklerinden okudukları bölümle ilgili mesleği de öğrenememekte, iki yönlü zarara uğramaktadırlar.
Piyasada diplomasında elektrikçi, motor teknisyeni, inşaat teknikeri, muhasebe elemanı vs. yazan, ancak yukarıda açıkladığımız sebeplerle diplomasında yazılı mesleği öğrenmemiş milyonlarca meslek lisesi mezunu işsiz vardır.
Sonuç olarak, çoğu üniversite-yüksekokul mezunu, geri kalanı en az lise-meslek lisesi mezunu milyonlarca gencimiz ya işsiz olduğu, ya istediği ücreti alamadığı ya iş bulmasını sağlayacak bir meslek sahibi olamadığı için mutsuzdur.
Gençlerin en az yüzde yetmişi ülkemizden ümidini kesmiş durumdadır. Bulabilecekleri ilk fırsatta yurt dışına gitmek istemektedirler.
Bu durum, ülkemiz açısından çok büyük bir israf olduğu kadar aynı zamanda çok önemli bir beka sorunudur.
Çözümlenemezse önümüzdeki dönemde milletimizin birliği, devletimizin tekliği, ülkemizin bütünlüğü tehdit altında demektir.
2- Ülkemizde az sayıda da olsa kaliteli eğitim veren birkaç üniversite vardır.
Bu üniversitelerde ülkemizin en zeki çocukları okuma imkânı bulabilmektedir. Bu üniversiteleri bitiren zeki, yetenekli gençlerimizin önemli bir kısmı gerek yurt içinde kendilerine uygun iş bulamadıkları, gerekse ülkedeki haksızlıklardan, adaletsizliklerden, kötü yönetimden bunaldıkları, kendilerine aydınlık bir gelecek göremedikleri için yurt dışına gitmeyi tercih etmektedirler.
En zeki, yetenekli gençlerimizin yurt dışına gitmek durumunda kalması ülkemiz açısından çok büyük bir israftır.
Bu da ülkemiz için çok önemli bir beka sorunudur. Çözümlenemezse önümüzdeki dönemde milletimizin birliği, devletimizin tekliği, ülkemizin bütünlüğü tehdit altında demektir.