Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. BM GÜVENLİK KONSEYİ VE DÜNYA DÜZENİ

BM GÜVENLİK KONSEYİ VE DÜNYA DÜZENİ

featured
0
Paylaş

Bu metinde bir eğitimci, Birleşmiş Milletler’in dünya barışını koruma konusundaki etkinliğini ve mevcut küresel güç yapısını eleştirel bir bakış açısıyla sorgulamaktadır. Yazar, kurumun temel karar alma mekanizmasının beş daimi üyenin tekelinde olduğunu ve bu ülkelerin sahip olduğu veto yetkisinin adaletsiz bir düzen yarattığını savunmaktadır. Özellikle İslam ve Türk dünyasının bu yönetim kademesinde temsil edilmemesi, mevcut sistemin sadece emperyalist çıkarlara hizmet ettiği şeklinde yorumlanmaktadır. Mevcut kaotik düzenin arka planında bu beş aktörün stratejik uzlaşılarının yattığı belirtilerek, küresel dengenin sağlanması için acilen bir Türk ve İslam birliğikurulması gerektiği vurgulanmaktadır. Sonuç olarak yazar, dünya siyasetini doğru analiz etmek için bu ayrıcalıklı beşli yapının etkisini anlamanın zorunlu olduğunu ifade etmektedir.

Sevgili okurlarım, çok değerli takipçilerim;

Sıradan bir köy çocuğu; Türk devletinin okullarında okumuş, öğretmen olmuş, Almanya’da öğretmenlik yapmış bir eğitimci olarak, dünya düzeni hakkında yazmak istedim.

Batı emperyalistlerinin oluşturduğu NATO ve BM gibi güya dünya düzenini koruyacak oluşumlar var, değil mi? Bu oluşumlar kimlerin elinde ve emrinde hiç düşündük mü? Mesela dünyada savaşları önlemek amacıyla kurulan bir Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatı var.

Kuruluş amacı: İkinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkan büyük devletlerin liderliğinde oluşturulan bir dünya teşkilatı olan Birleşmiş Milletler; 20. yüzyılın ilk yarısında yaşanan savaşların ve barışa yönelik tehditlerin tekrarını önlemek, uluslararası barış ve güvenliği korumak amacıyla kurulmuştur. Amaç güzel, çıkış noktası şahane. Sonuç nedir? Hangi savaşı önlüyor ya da önlemiş?

Kaldı ki bu teşkilatın çok kritik unsurları var. Birleşmiş Milletler sisteminde en kritik güç, Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin elindedir. Kimdir bu daimi üyeler: ABD, Rusya, İngiltere, Çin ve Fransa. Bunların içinde iki buçuk milyara yakın nüfusa sahip bir İslam ülkesi var mı? Yeryüzünde iki yüz elli milyona yakın, dünyada Çin ve Hindistan’dan sonra üçüncü yoğunluğa sahip Türk nüfusu var; içlerinde bir Türk devleti var mı? Yok. Nedenini hiç sorguladınız mı? Geçelim.

Bu yapı içinde mesele basit bir “oy çokluğu” meselesi değildir. Birleşmiş Milletlerde güzel ve isabetli kararlar da alınmakta; ama zurnanın son deliği burası değil. Bu beş daimi üyenin ellerinde bütün kararların uygulanma aşamasıvardır; çünkü bu beş üyenin “VETO” hakkı bulunmaktadır. Yani bu beş üyeden herhangi birinin “HAYIR” dediği karar asla çıkmaz ve uygulanmaz.

Birleşmiş Milletlerin oy çokluğu ya da oy birliği ile aldığı bir karar, bu beş üyeden birinin veto etmesiyle kadük kalır. Müdahale, yaptırım, askeri operasyon ya da uluslararası güvenliği ilgilendiren kritik adımlar, ancak bu beşlinin itiraz etmemesiyle mümkün olur.

Sevgili okurlarım, bu durum şudur: Dünya siyasetinde görünen krizlerin arkasında çoğu zaman görünmeyen bir mutabakat ya da sessiz bir uzlaşı vardır. Küresel sistem, kaotik gibi görünse de kendi içinde bir denge üzerine kuruludur; yani emperyalizme hizmet.

Özetle, BM’deki bu “Beşli Yapı” sadece bir oylama mekanizması değil, küresel güç mimarisinin merkezidir. Onun için dünya sahnesinde yaşanan her büyük gelişmede bu beş aktörün pozisyonunu okumadan sağlıklı analiz yapmak olası değildir.

Bunun için Türk ve İslam birliği acilen kendi ulusal birliğini oluşturmalı ve dünya siyasetine bir denge unsuru olarak ağırlığını koymalıdır. Neden bir Türk Birliği olmasın?

Esen kalınız.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!