Bu metin, Türkiye’nin güncel jeopolitik konumunu ve çevresindeki ülkelerle olan diplomatik ilişkilerini stratejik bir bakış açısıyla ele almaktadır. Yazar, Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi ve İsrail arasındaki ittifakların Türkiye için oluşturduğu tehditlere dikkat çekerken, Batılı güçlerin bu süreçteki rollerini eleştirmektedir. Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlama konusundaki kararlılığı ve savunma sanayiindeki yerli atılımları aracılığıyla geleceğe dair güven dolu bir tablo çizilmektedir. Ayrıca, dijital dünyadan gelen sosyal tehlikeler ve beşinci kol faaliyetlerine karşı devletin alması gereken iç güvenlik önlemleri vurgulanmaktadır. Milli birlik mesajlarıyla son bulan yazı, ülkenin hem askeri hem de toplumsal sahada teyakkuza geçmesi gerektiğini savunmaktadır.
İttifak; iki veya daha fazla devletin, ortak çıkar veya hedefler doğrultusunda anlaşma yapmaları anlamına gelmektedir. Bizim konumuz ise; İsrail’in Türk ve Türkiye düşmanlığı konusunda Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi ile anlaşmış olması, bu anlaşmanın hayata geçirilmiş olmasıdır.
Rum Kesimi’nden gelen saçmalıklar ve cesaret gösterileri, üzerinde düşünülmesi gerekli konulardan birisidir. Yunan yöneticilerinde akıl ve feraset yoktur. Önlerine konulacak bir tutam ot için uçurumdan atlarlar. I. Dünya Savaşı’nda ve İstiklal Savaşı’nda da benzer tutum sergilemişlerdi. Batılı emperyalist ülkeler Yunanistan’a silah yağdırıyorlar; ABD ise Yunan topraklarının tamamına yerleşmiş durumda. İsrail’in önünü açmak için Yunanları, Zeus’a kurban etmek üzereler! Yunanistan kuruluş felsefesine hizmet etmeye dünden teşne!
Türkiye ise; doğu ve güney sınırlarını emniyete almış, Irak’taki silahlı terör örgütlerinin işlerini bitirme aşamasındadır. Cephe gerisinde büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Birlik ve beraberliğimizi güçlendirme çabalarından sonuç almıştır.

Türkiye Cumhuriyeti, yeni ittifaklar kurmuş, kurmakta ve kuracaktır! Kurduğu ittifakların birçoğu hayata geçmiş ve iş başındadır. Parayı, silahı ve gücü bir araya getirmiştir (Pakistan-Türkiye-Suudi Arabistan). İran-ABD görüşmeleri Pakistan’da yapılıyor. Türkiye, Suriye’ye verdiği hayat öpücüğü sayesinde ateş sahasından uzak durmayı başarıyor. Suriye fitne ateşine düşmeyeceğe benziyor. Önümüzdeki şartlar, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını artırabileceğini ortaya koymaktadır.
Devletimizin yeni komando tugayları kurması rastgele bir olay değildir. Devletimizin geçmişi ve geleceği çok iyi okuduğundan eminim. Savunma sanayi ürünlerimizin seri üretime hızla alınması, yeni ürünlerin devreye sokulması, soydaş ve kardeş ülkelerin donatılması geleceğe güvenle bakmamızı sağlıyor.
Türkiye’de; internet ortamı, sanal medya ve oyun dünyasında bir takım tersliklerin yaşandığı, son yaşanan okul baskınlarıyla görülmüştür. Kanlı okul baskınlarının yalnızca ABD’de olduğunu sanırdım; yanılmışım. Devletimizin sanal dünyada daha ciddi önlemler alacağına inananlardanım. İşin bu alanında faaliyet gösteren, etki alanları oluşturmaya çalışan istihbarat örgütlerini de incelemeye alacağından şüphe duymuyorum. Cephe gerisinde, düşmanın her sahada icra ettiği 5. kol faaliyetlerine engel koyacağını, İ.K.K. (İstihbarata Karşı Koyma) faaliyetlerini yoğunlaştıracağını düşünüyorum. Gençlerimizin ve diğer insanlarımızın, “menüde” yer almasına asla izin verilmeyeceğini biliyorum.
Elektronik serpintilerden ve kirlilikten kurtulmak, karşı hamleleri icra etmek, insanımızı çok geniş yelpazede koruma altına almak için ilgili kurumların harekete geçeceğini; TBMM’nin yasal boşlukları gidermek için üzerine düşeni yapacağını, siyasal iktidarın tüm bu işleri organize edeceğini düşünenlerdenim.
Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; cephede, cephe gerisinde ve cephe ötesinde düşmana karşı koyanların, devletini, ulusunu ve özgürlüğünü özünden çok sevenlerin, “Doğruyum, çalışkanım, ülküm; yükselmek ve ileri gitmektir” diyenlerin üzerine olsun. Vesselam.