Lütfullah Kaleli

Uyarı

featured
0
Paylaş

Yazar Lütfullah Kaleli, Batı medeniyetinin savunduğu demokrasi ve insan hakları gibi kavramların samimiyetten uzak birer araç olduğunu iddia ederek Türkiye’yi bekleyen emperyalist tehditlere karşı uyarılarda bulunmaktadır. Tarihteki savaşlardan ders çıkarılması gerektiğini savunan metin, Türkiye’nin erkenden bir çatışmaya çekilmek istendiğini ve buna karşı milli savunma sanayiinin güçlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurgular. Devletin savunma kapasitesine duyulan güvenin altı çizilirken, tam bağımsızlık için nükleer caydırıcılığın bir gereklilik olduğu ifade edilmektedir. Toplumun korkuya kapılmadan milli birlik ve vakar içinde devletin yanında durması gerektiği güçlü bir dille öğütlenir. Bu kaynak, küresel güçlerin oyunlarına karşı uyanık olunması gerektiğini hatırlatan vatansever ve korumacı bir perspektif sunmaktadır.

 

Şu günlerde yaşadığımız, İran’a yapılan emperyalist saldırılar üzerinde duracağım. Yapılan saldırının şekli ve dozajı bizlere bazı fikirler vermektedir.

Hava savunması ve saldırısının sonuçlarını görüyor ve yaşıyoruz.

Bir de savaş hukukuna değineceğiz. Savaş hukuku, yeterince gücü olmayanları cezalandırmak için kullanılan bir aparattan ibarettir.

İçi boş bir şeydir. Tıpkı diğerleri gibi! (İnsan hakları, demokrasi, soykırım, hukukun üstünlüğü…) Batılı ülkeler (Batı medeniyeti) tarafından ortaya atılan kulağa hoş gelen tüm değerlerin içi boştur.

Adı geçen İsevi medeniyet; çıkarları için tüm insanlığa soykırım uygulamaktan çekinmez! Özellikle Türklere; çünkü kuyruk acıları vardır!

Türkler üzerinde üç yüz yıllık hesapları vardır. Çok öncelerden beri, Türkiye’yi vakitsiz bir savaşın içine çekmek için yanıp tutuşuyorlar!

Örneğin: 1. Dünya Savaşı’na girmemiz için hazırlanan tuzaklar; Goben ve Breslau gemileri Karadeniz’e geçerek Rus limanlarına saldırmış, gemiler isimlerini değiştirerek Yavuz ve Midilli adını almışlar, Rusların Osmanlı’ya saldırmalarını sağlamışlardı!

Sonrasında ise yurtlarımız viraneye dönmüş; Osmanlı yıkılmış, Anadolu ve yurdumuzun tamamı işgal edilmiş, İstiklal Savaşı yapmak zorunda kalmıştık. Dört yıl boyunca çocuklar vahşice öldürülmüş, kadınların meme uçlarından tespihler yapılmış, papazlar boyunlarına asmışlardı.

Şimdilerde ise aynı yöntemi, kıçı kırık birkaç füze ile yapmaya çalışıyorlar! Amaçları 1. Dünya Savaşı’ndaki senaryoyu tekrarlamak! Ancak yemezler!

Yapılan açıklamalardan tuzağın farkında olunduğu anlaşılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti; bugünlerin geleceğini 1970’li yıllarda görmüş;

Gerekli çalışmaları yaparak bugünlere gelmiş, onurlu, cesur ve akılcı açıklamalar yapma ve uyarılarda bulunma olasılığına kavuşmuştur.

Çıldırmışçasına hazırlanan hava savunma sistemlerinin devreye alınma zamanı takdire şayan olaylardandır.

Türkiye’nin kendi uçaklarını (Kaan ve benzerlerini) çok sayıda seri üretime geçirmesi için biraz daha vakte ihtiyaç olduğunu sananlardanım.

Batı medeniyeti ile yapılan hiçbir anlaşmaya güvenilemez! Bunun için atalarımız “Küffara itimat caiz değildir.” demişlerdir.

Hava savunma sistemlerinin geliştirileceğinden ve sayılarının artırılacağından kimsenin endişesi olmamalıdır. İsevi medeniyet vahşidir! İnsafı, acıması yoktur!

  1. Dünya Savaşı’nda yenemeyeceğini anlayınca, Almanlardan çaldıkları nükleer teknolojiyi kullanarak ürettikleri atom bombalarını kahraman Japon halkının üzerine atmaktan çekinmemişlerdir.

Çünkü Japonlar İsevi değildiler! Ölmeyi çoktan hak ediyorlardı.

İşte bu nedenle; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir yolunu bulup, atom ve hidrojen bombalarını imal edip kullanıma hazır tutacağına inananlardanım.

Konya’da jetlerin ses hızını aşması nedeni ile oluşan patlama sonucu;

Alt katta oturan ailenin çocuklarının koşarak bize sığınmalarını, gözlerindeki korkuyu ve akan gözyaşlarını görmek; akıl sahiplerine çok önemli dersler vereceğinden hiç şüphem yok!

Sonradan Valilik açıklama yapmış. En ufak bir şeyde korkanlara derim ki: “Korkmayın! İstiklal Marşımızı saygı ile anlayarak okuyun, okutun! Devletimize güvenin! İşte o zaman altınıza kaçırmaz, onurunuzla yaşarsınız.” İstiklal Marşımız okunurken ayağa kalkmayanlara da derim ki: Türk’ün gücü karşısında kaçacak delik bulamayacaksınız!

Korkmayın, endişelenmeyin, geride durmayın; bize devletimiz ve Çalap’ımız yeter! Bizlere ve görevlilere daha çok çalışmak ve soğukkanlılığımızı korumak yaraşır.

Devletimiz bize nerede durmamızı isterse orada durmalıyız. Ben böyle yapıyorum.

Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları; sıra dağlar gibi devletimizin yanında duranların, korkmayanların, soğukkanlılığını koruyanların, çok çalışan yurtseverlerin, birliğini ve dirliğini korumak için her şeyi yapanların; işine, aşına ve eşine kimseyi karıştırmamak için uğraş verenlerin üzerine olsun vesselam.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!