Mehmet Edip Ören
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Siyasetin Arka Bahçesi ve Toplumsal Kangrenler

Siyasetin Arka Bahçesi ve Toplumsal Kangrenler

featured
0
Paylaş

Mehmet Edip Ören, sunduğu köşe yazısında günümüz Türkiye’sinin siyasal ve toplumsal meselelerini keskin bir dille eleştirmektedir. İçerik, büyükşehirlerdeki erkeklik rollerinden başlayarak iktidar figürlerinin etnik kökenlerine ve uluslararası liderlerin çelişkili ilişkilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Toplumsal düzenin bozulmasına dikkat çeken metin, suç yaşının düşmesi ve motosikletli kuryelerin yarattığı trafik güvenliği sorunları için acil önlemler talep etmektedir. Ayrıca yazar, muhalefet partileri içerisindeki stratejik hamleleri ve siyasi figürlerin samimiyetini sorgulayan iddialarda bulunmaktadır. Genel olarak bu yazı, ülkenin gidişatına dair duyulan derin endişeyi ve çeşitli kurumlara yönelik güven kaybını yansıtan bir yorum bütünüdür.

 

Bugünkü rahatlama kısmında, geçtiğimiz günlerde içinde bulunduğum bir sohbet setinin gelişimini paylaşmak istiyorum.

Konu, ideal metropol Türk erkeği nasıl olmalı… Sadece neticeyi yazmam yeterli olur kanaatindeyim… Kendi fikirlerini özgürce düşünen ama karısının fikirlerinden başka uyacak şeyi olmayan kimselere, ideal metropol Türk erkeği denir… Gerçek hayatla çakışıyor, hatta iyi tarafları bile var.

En azından düşüncelerinizden dolayı hapsedilme tehlikeniz yok.

Son zamanlarda bir Bilal Oğlan modası aldı gitti… Yalnız burada piştov patlamıyor, oklar atılıyor… Bu oğlanımızın nelerle övündüğü de tek tek ortaya çıkıyor.

Anasının Arap olduğunu zaten biliyoruz. Özellikle benim “Yerli ve Milli Emita” olarak değerlendirdiğim bu müstesna hanımefendinin değeri ve mevcudiyeti, yakınlarınca da baltalanıyor ve de önü kesiliyor… Bilo; “Dedem ve nenem Arapça konuşurlardı, anam da Araptır” diyerek bir yerde örtülü olarak baltalama yapıyor.

“Yerli ve milli” oluşundan şek ve şüphe götürmeyen bu değerli hanımefendi, kolundaki güzel çantasıyla, biz “yerli ve milli” diye birçok şeyi yuttururken “Bu laflar ne?” diye Bilo’nun kafasına kafasına vurursa hiç şaşırmam… Bizim oralarda bir laf vardır: “Herkes anamı sorar, babamı soran çıkmaz” diye.

Biz de bu lafın açtığı yoldan giderek, Bilo Can’a babasını da soralım. Baba tarafı dede ve nenesi nece konuşurdu?

Gürcüce mi, Rumca mı, Türkçe mi… Yunan Başbakanı Simitis ile tercümansız konuşacak kadar Rumca bilmesi, ustasının Rum olmasından mı kaynaklanıyor, yoksa öğrenmek için kursa falan mı gitti… Öğrenecek o kadar çok şey var ki.

El-Cezire, inşallah bir yayın daha yaparsa bu merak edilenleri de öğreniriz.

Bizim için “yerli ve millilik” çok önemlidir.

Biliyoruz ama emin olmamız da gerek…

Dünya, Trump denilen bir delinin, bir dengesizin eline kalmış durumda. Yarın ne yapacağı belli değil. Bugün dediğini akşam değiştiriyor.

Bu durum bize çok da yabancı değil ama durumun dünyaya tesir edecek bir adamın özelliği olması çok tehlikeli… Bu adamın tek iyi ve güzel yanı, bizim RT’yi çok seviyor olması.

Her seferinde övgüler yağdırıyor, methiyeler düzüyor. Asrın delisinin, asrın liderine davranışları gururumuzu okşasa da kazın ayağı öyle değil… Siyasal otoriteler, Trump’ın aleni olarak RT’nin seçim kampanyasını yürüttüğünü söylüyor.

Bana göre böyle bir şey yok. Zannımca olay şundan kaynaklanıyor… Trump da RT’nin sadece alyansından başka mal varlığının olmadığını gördü.

Daha önce söylediği “Senin ve ailenin mal varlığını açıklarım” tehdidinden nedamet duydu, telafiye çalışıyor… Ben böyle düşünüp böyle değerlendiriyorum; sizi bilmem, bildiğinizin peşinden gidin…

Gelelim kanayan yaramıza. Suç yaşı, tıpkı uyuşturucuya başlama yaşı gibi neredeyse ilkokula kadar indi.

Yeni model çeteleşmelerde %80 seviyesinde 18 yaş altı kimseler kullanılıyor.

Bu durum, çocuk yaştakilere, yani kanuna göre 18 yaş altındakilere uygulanacak cezaların azlığından kaynaklanıyor.

15 yaşında; silah kullanmayı, tehdit, şantaj vesaireyi bırakın, en ağır suç olan cinayet işleyenler bile infaz kanununa göre 8-9 bilemedin 10 yıl yattıktan sonra dışarı çıkıyor.

Yani 25 yaşında bir mafya babası adayı aramıza salınıyor… Bu işin ivedilikle çözülmesi, cezaların yaşa göre değil, suça göre verilmesi esas alınmalıdır… Bu tip çocukların ailelerine, öğretmenlerine de bazı yaptırımlar getirilmeli; onların bu tip çocukları ihbar edip psikolojik tedavilerini yaptırmaları sağlanmalıdır… Testi kırıldıktan sonra yapılacaklar beyhudedir, öteye geçemez…

Defalarca gündeme getirdim. Bu konuda halk çok tedirgin ve çaresiz gibi… Motokuryelerden bahsediyorum.

Kimse hayatımızı kolaylaştıran bu oluşuma karşı olduğumu düşünmesin ama acil bir ıslah planı da devreye girmeli… İlk başta bu araçlar trafik kurallarından muaf mı, değil mi, onu sorgulamalıyız… “Muaf değildirler” deniyorsa, tedbirler mesele kangren olmadan ivedilikle ele alınmalı.

Bir ceza furyası acilen başlatılmalı. Sadece kurye değil, işletme de cezalandırılmalı. Ancak bu yolla otokontrol sağlanabilir.

Tekrarlarda, aracın uzun süre bağlanmasına kadar bir dizi tedbir şart görünüyor…

Son gelişmeleri gördükten sonra, rahatlıkla “her yer Güneş Motel olmuş” diyebiliriz.

Seçim kazanmanın hiçbir işe yaramadığı çok müstesna günler içindeyiz. Münferit örnekler ise; bataklık yerine sivrisinekle uğraşmak anlamına geldiği için ilgi alanımın dışında… Keçiören’i bırakıp M. Edip Ören’e kulak verin… Sürekli okurlarım bilir.

Gazete arşivleri de yerinde duruyor, isteyen incelesin… İşin başından beri, “Kart Kripto (Kemal K.) gitti, Genç Kripto (Özgür Ö.) geldi” diyorum.

Tıpkı önceki tespitlerim gibi herkes aynı görüşe geldi, gelmeyenler de yaklaştı… Ekrem İmamoğlu’ndan sonra sıranın Mansur Başkan’a geleceğini haykırdım.

AKP bu konuda beceriksiz kalınca, işi Genç Kripto ele aldı.

Operasyon, bizzat Özgür tarafından Mansur Başkan için planlanmış bir kurgu operasyondur… Şimdilik bu kadar, daha sonra devam ederiz.

Hepiniz Allah’a emanet olun. Hoşça kalınız…

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!