Dr. Lütfü Şahsuvaroğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Çıkanlar ve İnenler

Çıkanlar ve İnenler

featured
0
Paylaş

Lütfü Şahsuvaroğlu’nun “Çıkanlar ve İnenler” başlıklı yazısı, Çin edebiyatının klasik eseri Kızıl Odanın Rüyâsı üzerinden iktidarın geçiciliğini ve erdemin önemini ele almaktadır. Metin, yükselenlerin bir gün mutlaka düşeceği gerçeğini hatırlatarak mevcut iktidar sahiplerini ve hukuktan sapan hâkimleri uyarmaktadır. Konfüçyüs felsefesinin izinde, insanların hırslarına köle olmaması gerektiğini vurgulayan yazar, güzellik arayışının ancak erdemle bütünleştiğinde gerçek değerine ulaştığını belirtir. Sonuç olarak erdem; dini ritüellerde veya maddiyatta değil, mazlumun ve masumun yanındaki duruşta aranmalıdır.

 

Şapkası başına küçük gelen hâkimler,
Gün gelir suçlu prangasını giyerler.
Dün paçavralar içinde titreyenler,
Bugün mor urbaya burun bükerler.
Dünya tiyatrosunda karmaşa hüküm sürer;
Biri çıkarken sahneye, biri iner.

(Cao Xuequin, Kızıl Odanın Rüyâsı, çev. Serpil Demirci, Ankara 2022)

 

Kızıl Odanın Rüyâsı ya da diğer adıyla Taş’ın Hikâyesi’nde iki bin sayfayı aşan sayfalar arasında romanın özeti nasıl Beşinci Bölüm’deki şarkılarda gizliyse, vermek istediği erdemlilik mesajı da bu şiirde gizli.

Evet, bütün yeryüzü iktidarlarının sahipleri bu romanı okumalı. Çin edebiyatının bu güçlü romanı 1792’de basılmış ama bütün Doğu için Konfüçyüs’ün felsefesi sadece bu romanda değil, bütün dünyaca ilk roman kabul edilen Genji’nin Hikâyesi’nde de var.

Bu ifadeler bugün de geçerli olan alttakiler ve üsttekiler çelişkisini, yükselenler ve alçalanlar travmasını, iktidar ve muhalefet ilişkisindeki sınırları ve ikazları göstermesi bakımından ders alıcı mahiyette değil mi?

Bugün hukuka göre değil de keyfine, daha doğrusu efendilerine göre karar veren hâkimler yok mu?

Bu hâkimler, tıpkı FETÖ’nün hâkimleri gibi bir gün alaşağı olacaklarını nasıl düşünmezler? İşte Kızıl Odanın Hikâyesi’nde bu anlatılıyor: Koskoca bir hanedanlığın yükselişi ve düşüşü…

İnsanlar, dünya nimetlerinden paylarını alırlarken bu kadar hırslarına, nefislerine niçin köle oluveriyorlar?

Konfüçyüs, gerek Genji’yi yazan Murasaki Shikibu’nun gerekse Kızıl Odanın Rüyâsı, yani Taş’ın Hikâyesi’ni yazan Cao Xuequin’in her ikisinin de kulaklarına fısıldamış: “Keşke güzelliğin peşinde olanlar biraz da erdemin peşinde olsalar.

Konfüçyüs yanılıyor aslında ya da erdem dersini tam anlatamamış çevresine. Erdemin peşinde olmak zaten güzelliğin peşinde olmak değil midir?

 

Ne Şaban’da ararız ne Ramazan’da erdemi
Ne Recep’teki hazırlık ne okyanusta gemi.
Masumun göz ferindedir, mazlumun ahındadır;
Erdemle geçer her anı, hayatının her demi.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!