Mehmet Edip Ören, Türkiye’nin hem iç hem de dış politikada karşı karşıya olduğu stratejik riskleri ve gizli tehlikeleri eleştirel bir dille ele almaktadır. Metinde, NATO’nun bölgesel faaliyetleri ile Yunanistan ve İsrail arasındaki ittifakın Türkiye’yi istenmeyen bir savaşın içine çekme potansiyeline dikkat çekilmektedir. İç siyasette ise iktidar ve muhalefet arasındaki ilişkiler sorgulanırken, yozlaşmış yönetim anlayışları ve medya aracılığıyla yürütülen algı operasyonları ironik bir üslupla yerilmektedir. Özellikle Macaristan’daki seçim sonuçları üzerinden otoriter eğilimlerin geleceğine dair küresel bir projeksiyon sunulmaktadır. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’nin uluslararası kumpaslar ve ekonomik manipülasyonlar karşısında milli bir dayanışma sergilemesi gerektiğini savunmaktadır.
Size her sarılanı, her kucaklayanı dost bilmeyin. Orta Anadolu’nun bazı yerel bölgelerinde bu iş farklı maksatlar için yapılır; gelen kimsenin belinde bir şey var mı, yok mu diye kontrol edilir.
Ne için mi söyledim? Onu da sizler bulun. Hepinize merhabalar olsun. Türkiye birden büyüktür…
Savaş, eğer kutsal bir sebebi yoksa her daim kötüdür ama şu İran Savaşı iyi ki çıktı… Ekonomi tam yoluna girdi (!!!), tam düze çıkmıştık ki (???) tekrar sil baştan olduk.
Gerçi halkımız durumları değerlendirecek kabiliyettedir. Bu badireyi de sadece halihazır iktidarla (!!!) sağ salim geçeceğini bilir.
Bu yüzden, iki paket makarnasını koltuğunun altına sıkıştırıp mevcutla yola devam eder… Yok yok bir yanlışlık yok, hepsini bilerek yazdım.
Önümüzdeki günler ve seçim dönemine girdiğimizde duyacağınız laflara alışın, yabancı kalmayın diye bunları dile getirdim.
Düşünün bir kere: Bir partinin birçok belediye başkanına operasyon yapılıyor.
Çeşitli kumpaslarla seçim dönemine kadar neredeyse hiçbirinin kalmaması planlanıyor gibi… Durum bu iken, bir yaş bakla, hem de yıllar sonra alınan bir yerin belediye başkanı ne yapıyor? Otel odasında genç bir kadınla yasak ilişki halindeyken basılıyor. Bunu, Görele Belediye Başkanı ve benzerlerini de dahil ederek, ibret-i alem için, çocukların görmesine mani olunarak suç organından şehrin meydanına asmak lazım… İnanmayanlar varsa da yola gelmeye başladınız mı? Küçük Kripto, Kart Kripto diye isimlendirdiklerimizin dışında CHP’ye kriptolar yatağı dememiz yanlış mıydı? Herkes aklını başına alsın.

CHP, AKP’nin teminatıdır. Hangi birisinden umutluysanız, neticenin hüsran olacağını bilesiniz… Milliyetçi Blok’un, bütün cesametiyle, şahsi ihtiraslardan arınmış, birleşmiş ve kenetlenmiş olarak ortaya çıkmasından başka çare kalmamıştır. Bu olguya bilerek veya bilmeyerek mâni olanlar, tarih önünde en aşağılayıcı sıfatlara muhatap olacaklardır.
Türkiye’ye bir İran balistik füzesi daha, dördüncü kez fırlatıldı. Bunu normal sayabiliriz.
Bizde, İran’dan kalkan sineği bile İsrail-ABD ikilisine haber veren tesisler var… Bence sıradışı olan, her seferinde Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO gemisinden bertaraf edilişi… Bu ne demek? ABD, Avrupa’y yanına çağırıyor ama cılız destekler dışında bir şey yok. Bu durumda NATO’nun devreye girmesi, otomatikman bütün Avrupa’yı işin içine sokar; tabii ki bizi de… İran ile tek sınırı olan ve İsrail müttefiki Azerbaycan’ın sınırda yığınak yaptığı bir ortamda, Türkiye istenmeyen bir oldu-bittiye sürüklenebilir.
Eğer bu da olmaz ise PKK’nın katıldığı PEJAK üzerinden oluşturulacak kabul edilemez durumlarla Türkiye sahaya inmeye mecbur edilebilir.
“Hayır, Türkiye bu oyuna gelmez” denirse, B planı devreye girer.
- Madde’ye aykırı hareket ettik diye NATO bünyesinden tasfiyemiz gündeme taşınır.
Bu aynı zamanda Güney Kıbrıs ve İsrail’in NATO’ya alınması önündeki veto engelini de ortadan kaldırır.
Ayrıca İran sonrasındaki hedef için de el kuvvetlenmiş olur… Şimdi anladınız mı, her füzeden sonra niye NATO vurgulaması yapılıyor? Gelelim şu meşhur Kürecik’e konuşlandırılan Patriot’ların komutanı olan Yunan subaya… Bu kadar ülke varken niye Yunan subay?
Şu an İsrail’in en iyi müttefiki Yunanistan dersem durumu anlar mısınız?
Size Kıbrıs Barış Harekatı olurken cereyan eden bir olayı anlatırsam taşları yerine oturtmuş oluruz: Rusya’ya karşı ABD tarafından Yunanistan’a konuşlandırılmış nükleer bombaların olduğu tesis, bir Yunan general tarafından basılıyor.
Niyet, bu nükleer başlıklı füzeleri Türkiye’ye atmak… ABD askerleri ile bu grup arasında saatlerce çatışma oluyor.
Neyse ki fanatik Yunan maksadına ulaşamıyor ama bu işlerin ne kadar bıçak sırtında olduğunu da hepimize gösteriyor.
Şimdi Kürecik’teki Yunan komutanı daha iyi değerlendirebilirsiniz.
Bu konuyla alakalı son bir şeyle noktayı koyalım: Trump bir konuşuyor petrol 120 dolara çıkıyor, bir konuşuyor altının gramı iki bin lira düşüyor vs… Bu çalkantıları bilen, sabahtan akşama milyar dolarları kaldırır… Halihazır dünya delisi pedofilinin, Kasımda hayati önemde bir seçimi var.
Acaba bu yolla seçim dönemi için paralar mı istifleniyor, ne dersiniz?
Peki, onun çok sevdiği biri de aynı şeylerden istifade ediyor olabilir mi? Ben söyledim kaçtım, gerisini sizler düşünün… Son bir iki laf söyleyip “iki orta, bir sade, hadi bana müsaade” diyeceğim. Sabahtan bir dahaki sabaha televizyonlardaki laf salatalarına, kıymetleri kendinden menkul uzmanlara asla itibar etmeyin.
Bu sizin için sadece zaman kaybı olur. Egemen güçler, halkın ne kadar neyi bilmesini istiyorlarsa onu pompalar ama bu da hiçbir zaman gerçeği yansıtmaz.
Geçen haftaki yazımız neşredildikten sonra Türk dünyasının ileri karakolu konumundaki Macaristan seçimleri yapıldı. Medyayı ele geçiren, yandaşları abat eden, yargıyı siyasetin emrine veren ve sopa gibi kullanan, liyakat yerine sadakate dayalı tercihlerin sahibi ve de Trump’ın kankası konumundaki her türlü rezilliğin mimarı Orban, kütük gibi devrildi… Halk bir “Hoh” dedi.
Dünyadaki otokratik sistemlere fragman olabilecek bu olay çok iyi değerlendirilmeli… Allah’tan bizim ülkemizde böyle bir durum yok (!); demokrasi tıkır tıkır işliyor, adalet tam bağımsız hareket ediyor, medya ise iktidar dahil kimsenin gözünün yaşına bakmıyor… Sadakatin değil liyakatin yatağı konumunda oluşumuz, ihalelerdeki adaletin dünyanın gündeminde oluşu, Trump’a yüz vermeyişimiz vs. vs… Bu durumda bizim telaşlanmamızı gerektirecek bir durum yok.
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Hoşça kalınız.