Meral Akşener emin adımlarla ilerliyor.
Kaçış yok.
Ayrı parti kurmayacağını açıkladı.
MHP genel başkanı olacak ve MHP iktidara yürüyecek.
Bunun karşısında ise iktidar ile MHP merkezi yani eski Türkiye direnmeye devam ediyor ve iftira kampanyası yürütüyor.
Neymiş efendim:
Tek iddiaları Fethullah Gülen palavrası…
Kimse de yutmuyor bu palavrayı artık.
Tutmadı, tutamaz.
Bu bizzat Meral Akşener’le rotasını bulan ülkücü hareket çizgisinin iktidar şafağının söktüğünün ispatı oluyor.
Saldırılar da vatandaşın kararını keskinleştiriyor.
O gemiye daha fazla rüzgâr vermek için ciğerlerini şişiriyor ve nefeslerini veriyorlar…
Ak Parti’liler, CHP’liler, MHP’liler, BBP’liler, SP’liler ve bütün mazlumlar, iyiniyetliler, sağduyu sahipleri yeni bir merkezin inşasında duacı oluyorlar…
Bu duaya âmin demekten başka ne çare var?
Bilen söylesin…
ABD’de Clinton başkan olmaya hazırlanıyor. Aksi takdirde bir deli başkan olacak.
İngiltere’de de öyle yeni bir kadın başbakan geliyor. Teresa…
Türkiye de ikinci kadın başbakana hazırlanıyor.
Bunu bütün kamuoyu araştırmacıları biliyor da delege mi bilmiyor?
Biliyor elbette. Sadece onlar mı? Sadece MHP’liler mi? Bu değişim ihtiyacının sadece MHP’de bir kongre ihtiyacı olmadığını cümle âlem biliyor. Zira memleketin siyasası üzerine bin bir tezgâh yapıldı ve çıkmaz sokakların adedi çoğaldı.
Lütfen biraz iz’an, insaf ve doğru teşhis peşinde olalım.
Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanını ve devlet kademelerini de korku ve vehimle bu çıkmaz sokaklara sokmayalım. Yazıktır… Bir takım devlet mekanizmalarını –yargı ve istihbarat dahil- MHP’yi mevcut dümenin arka bahçesi olarak görme alışkanlığından vazgeçelim.
Meral Akşener baskın yapılan bayramlaşma faslında açıkça ülkücü iradeyi ortaya koydu. O bir takım mekanizmalara hitaben “elinizi MHP’nin üzerinden çekiniz” dedi.
ÜLKÜCÜ YEMİNİMİZİN SON SÖZLERİNİ HAYKIRDI:
YILMAYACAĞIZ, YIKILMAYACAĞIZ
BAŞARACAĞIZ BAŞARACAĞIZ BAŞARACAĞIZ
‘100 Milyonluk Büyük Türkiye’
Suriyelilere vatandaşlık verilecekmiş…
Verilsin.
Üç milyonu bulan Suriyeliler yetmez…
Iraklılara da vatandaşlık vermeliyiz.
Üç milyon da onlar…
Sonra Mursi yanlısı Mısırlılara da verilmeli değil mi ama vatandaşlık..
Filistinliler başımızın tacı…
Onlara hepsinden evvel verilmeliydi…
Çeçenler ne güne duruyor?
İran’daki Türkler de gelsin…
Yunanlılar yani eski Osmanlı teb’ası da yararlanmalı bu açılımdan.
Nasıl Osmanlı olabiliriz ki sonra?
***
Yine de yetmiyor.
Yüz milyonluk Büyük Türkiye’yi kuramıyoruz bir türlü…
Çin’e, Hindistan’a, Pakistan ve Afganistan’a da kucak açmalıyız.
Bütün Büyük Doğu bir araya gelmeli…
Üstadı yanlış anlamış oluruz ama olsun.
Büyük Doğu bir araya gelsin.
780 bin kilometrekare nemize yetmiyor?
Sonra o büyük patlama gerçekleşsin…
Büyük yürüyüş…
Bir 15 Nisan günü yapalım bunu…
Büyük Yürüyüş…
Eninde sonunda patlar böylesi bir sıkıştırma ister istemez…
***
Başbuğ Erdoğan başkanlığında yürüyelim arkadaşlar.
Marşını ben yazarım…
Büyük bir yürüyüş gerçekleştirelim ve Roma’ya kadar yürüyelim.
Nostrodamus’un o meşhur kehanetini gerçek kılalım.
Üç ne kelime, yüz milyon Doğulu olarak bizler, hepimiz Batı’ya yürüyelim.
Dünyanın kaç bucak olduğunu gösterelim.
Biz de görelim.
Başka açıklaması olamaz yoksa göçmenlerin vatandaşlığa kabul edilmesinin…
Ben öyle anlamak istiyorum.
Öbür türlü büyük çılgınlık…
İngiltere herhalde Avrupa’nın eninde sonunda işgal edileceğini anladığı için olsa gerek AB’den kaçtı.
Eee bizim de “koca Avrupa nemize yetmiyor?” diyeceğimiz ve Manş’ı geçmeye üşeneceğimiz ortada değil mi?
***
Sayın Cumhurbaşkanımız bize söz vermişti.
“Suriyeli kardeşlerimizin memleketlerine dönebilecekleri ortama kavuşulduğunda döneceklerini” söylemişti.
Bu söz yerine getirilmelidir.
Onlar memleketlerine dönebilmelidirler.
Memleketleri de onların dönebileceği ortama kavuşturulmalıdır.
Ötesi bölgeyi kurgulayan senaristlerin ekmeğine yağ çalmaktır.
Üstelik böylesi açıklamalar hiçbir devlet adamına yakışmaz.
“Biz almazsak Kanada kapar” ne demek?
Eğer mültecilerin içerisinde kalifikasyonu yüksek şahsiyetler varsa bunu tespit edemeyen devlet olur mu? Böylesi yüksek eğitimli insanlar varsa şimdiye kadar onlardan çoktan yararlanman gerekmiyor muydu zaten?
Üç milyonun İngiltere, Almanya yahut da Kanada’ya kaptırılmaması ise marifet değil Nostrodamus’un hesabına çalışmak olarak anlaşılabilir.
AB Konseyi’nin en büyük korkusu immigrant korkusudur ve bu artık Avrupa için büyük tehdit olarak algılanmaya başlamıştır.
Türkiye’yi uluslararası göçmen kampı yapmaya kalkmak ise belli Avrupa’ya hizmet etmek demektir. Onların korkularını bertaraf etme anlamı taşır.
Yoksa Türkiye ile Avrupa Birliği arasında gizli bir anlaşma mı var bizim bilmediğimiz?..
Bayramlaşmada Kardeş Kavgası Girişimi
Bayramlaşmaya gidiyorsan büyüklerin elinden küçüklerin gözlerinden öpeceksin.
Başka partilerle bayramlaşıyorsun bizzat senin tarafından milletvekili yapılan ve en demokratik haklarını kullanarak genel başkanlığa aday olanların bayramlaşma yapacağı yeri basıyorsun.
Hareketin lideri Devlet Bahçeli nakaratını tekrarlatıyorsun.
Hiçbir kimsenin inanmadığı lafı…
Lafı güzafı…
O çocukları oraya nasıl gönderiyorsun?
Vicdanın nasıl sızlamıyor?
O çocuklara hayatlarında bin bir pişmanlıkla yad edecekleri, daha doğrusu hatırlamaktan utanacakları bir kardeş kavgasını niye yaşatırsın ki?
Ama yakın bir zamanda ülkücü hareket büyük bir bayram yaşatacak Türkiye’ye ve akabinde büyük bir bayramlaşma gerçekleşecek.
Emin olun.
Başka yolu yok…