Prof. Dr. Harun Demirkaya, Cumhuriyetin yüz üçüncü yılı vesilesiyle kaleme aldığı yazısında, bu yönetim biçiminin sadece bir rejim olmadığını, bireylerin akıl ve emeklerine değer veren fırsat eşitliği ve birlikte yaşama sanatı olduğunu vurgulamaktadır. Toplumun farklı kesimlerinin siyasi görüşleri veya yaşam tarzları ne olursa olsun, ortak bir gelecek hayali etrafında birleşmesi gerektiğinin altı çizilmektedir. Yazıda, günlük hayatın eleştirilerine bir günlüğüne ara verilerek gülümseme, hoşgörü ve karşılıklı anlayışın önemi esprili bir dille hatırlatılmaktadır. Atatürk ve silah arkadaşlarının mirası olan bu değerlerin, çalışma, üretim ve güvenle geleceğe taşınmasının şart olduğu belirtilmektedir. Son olarak, yeni yüzyılda akıl, bilim ve adalet ışığında yürümek yerine koşulması gerektiği vurgulanarak toplumsal birlik ve umut duygusu pekiştirilmektedir.
5 gün önce 29 Ekim’di… Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun!
Dile kolay, tam 103 yıl! Cumhuriyetimiz bir asrı devirmiş, ikinci yüzyılında gençliğini koruyor. Bizim yaşımız ilerlese de Cumhuriyetimizin maşallahı var; ne diz ağrısı çekiyor ne de emeklilik dilekçesi veriyor!
Bugün eleştiriye biraz ara verelim. Zaten yılın geri kalanında memleketi kurtarmak için yeterince mesai harcıyoruz! Bir gün de ortak güzelliklerimizi konuşalım, birbirimize gülümseyelim, farklılıklarımızı zenginliğimiz sayalım. Her konuda aynı düşünmek zorunda değiliz; ama aynı ülkenin gökyüzüne bakıyor, aynı bayrağın altında yaşıyor, aynı geleceğe umut bağlayabiliyoruz. Bu bile başlı başına kıymetli değil mi?
Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değildir. İnsanın doğduğu aileye, taşıdığı soyadına, cebindeki paraya değil; aklına, emeğine, yeteneğine ve hayallerine değer verilmesi idealidir. Cumhuriyet, bir çocuğun köy okulundaki sırasından üniversitenin kürsüsüne uzanan yolun açık olmasıdır. Kadının, erkeğin, gencin, yaşlının kendisini bu ülkenin eşit ve onurlu bir yurttaşı olarak hissedebilmesidir.
Ve elbette Cumhuriyet, biraz da birlikte yaşayabilme sanatıdır. Komşumuzla her konuda anlaşamayabiliriz; yeter ki selamımızı esirgemeyelim. Siyasette ayrı saflarda durabiliriz; yeter ki memleket sevgisini birbirimize karşı silah hâline getirmeyelim. Çünkü ülke dediğimiz, yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak değil, birbirimize karşı taşıdığımız sorumluluktur.

Atatürk ve silah arkadaşları, 103 yıl önce bu millete yalnızca bir devlet değil, kendi geleceğini belirleme iradesi de bıraktılar. Bize düşen, bu emaneti kavga ederek yıpratmak değil; çalışarak, üreterek, öğrenerek ve birbirimize güvenerek büyütmektir.
Hayatın bütün sorunlarını bir günde çözemeyiz. Ama bir günde daha anlayışlı, daha nazik, daha umutlu olabiliriz. Bir tebessümün maliyeti sıfır, getirisi ise bazen bir servet! Üstelik enflasyondan etkilenmeyen nadir yatırımlardan biri de budur!
Öyleyse bugün birbirimize biraz daha güzel sözler söyleyelim. Gençlerimizin gözlerindeki ışığı, çocuklarımızın neşesini, büyüklerimizin birikimini ve bu ülkenin bitmeyen yaşama sevincini görelim. Cumhuriyetimizin yeni yaşını yalnızca geçmişe duyduğumuz minnetle değil, geleceğe duyduğumuz güvenle de kutlayalım.
İyi ki Cumhuriyet var! İyi ki bu ülkenin ortak hikâyesi var!
Cumhuriyetimizin 103. yılı kutlu olsun.
Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık yolunda hep birlikte sadece yürümeyelim, koşalım…
Aklın, bilimin, özgürlüğün, adaletin, eşitliğin, kardeşliğin ve umudun ışığı hiç sönmesin.
Nice yüzyıllara Cumhuriyet…
Sen hep genç kal; biz de sana ayak uydurmaya çalışalım!











