Celal Duruoğlu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Tarih Yazmak

Tarih Yazmak

featured
0
Paylaş

Celal Duruoğlu tarafından kaleme alınan bu yazı, Galatasaray’ın Juventus karşısında aldığı galibiyeti teknik ve eleştirel bir perspektifle değerlendirmektedir. Yazar, zaferi kutlamakla birlikte teknik direktör Okan Buruk’un taktiksel hatalarını ve bazı oyuncuların bireysel performanslarını sert bir dille eleştirmektedir. Özellikle Yunus Akgün ve Abdülkerim Bardakcı’nın yetersizliklerine vurgu yapılırken, Barış Alper, Osimhen ve Sara gibi isimlerin oyuna katkısı övülmektedir. Metinde ayrıca Juventus’un uyguladığı modern sistem ile Türk futbolundaki yapısal eksiklikler arasında kıyaslamalar yapılmaktadır. Sonuç olarak yazar, bu başarının aslan payını kulüp yönetimine verirken, galibiyetin takım üzerindeki psikolojik üstünlüğü pekiştirdiğini savunmaktadır.

 

Merhaba değerli okurlarımız, Salı gecesi “Galatasaray Tarih Yazdı.” Maç öncesi endişeli olanlar tarafındaydım.

Bizim yazılarımızı izleyen dostlarımız, Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk hakkındaki düşüncelerimizi bilirler.

Endişelerim ilk yarıda oldu ve ilk yarı Juventus 1-2 önde bitirdi.

Ama ikinci yarı “Galatasaray Ruhu ortaya çıktı ve zafer geldi…” Bu arada Okan Buruk’u ve ekibini de kutlayarak teknik analizimize başlayalım.

Juventus 1-0 geriden gelip, 1-2 öne geçti. İlk yarı Juventus 12 kişiyle oynadı…! Nasıl mı oldu?

Yunus yaptığı saçma sapan pas hatalarıyla, Galatasaray’ı 10 kişi oynattı. Allah’tan beraberlik golü erken geldi.

Toprağı bol olsun Galatasaray’ın efsane hocası Jupp Derwall, “Futbolu basit oynamak çok zordur…!” derdi. Bu söz, “Futbolun çok kısa özetidir…!”

Özellikle Sane geldikten ve “Youtube’un beğeni dilencisi skor yorumcularının” Yunus’un “oyun kurucu 10 numara oynaması” önerisi sonrası şımaran Yunus Efendi, “fantezi pas atma” hastalığına tutuldu. Yunus’a, “İngiltere’ye gittin, oradan döndükten sonra da öğrendiklerini mi unuttun…!”

derler sana…! Yeter gerçekten yeter, yaptığın “riski yüksek pas hataları” yüzünden takım her maçta gol yemeye başladı…! En son örneği Juventus maçı… Futbola yeni başlayan bir çocuğa ilk öğretilen, “Pası arkadaşının arkasına değil, önüne at…!”

komutudur. Osimhen, Yunus sayesinde delirebilir…!

Abdülkerim’in yavaşlığı sayesinde yenilen gol ayrı bir dert…! Yeter artık yeter sözü, Abdülkerim’i oynatan “manevi babası” vasat Okan Buruk’a…!

Okuyucularımız, bu kadar muhteşem galibiyetten sonra bu eleştirileri niye yapıyorsun diyebilirler. Önemli olan işler kötüyken eleştirebilmektir…!

Bu arada sevgili Uğurcan’a bir anımsatma yapayım: “Topu asla ön tarafa tokatlama, her zaman yanlara tokatla…!”

O pozisyonda Abdülkerim değil de Singo olsaydı, asla gol olmazdı…!

Vasat Okan Buruk bu maçın ikinci yarısını çok dikkatli izlesin…! Bu takımın nasıl oynaması gerektiğini görsün.

Bu galibiyetin ilk öğretmesi gereken konu, “futbolun hareketli oynanması” ilkesidir. Haftalardır “Galatasaray statik oynuyor” demiştik; Juventus karşısında bunu yapmadılar.

İki, “futbolda enine pas yaparsanız” karşı takım size alan bırakmaz…! Neymiş; futbol “dikine pasla oynanırmış..!”

Üç, bu takımda Yunus “on numara ve merkezde asla OYNAMAZ, OYNAYAMAZ…!” Abdülkerim Avrupa maçlarında OYNAMAZ…!

Bu iki futbolcu artık yedek kalmalı.

Allah nazar değdirmesin, maçın en en en iyisi Barış’tı. Muhteşem oynadı.

“Oyuncu geliştirme bilgisi olmayan hocaya” önerim, “Barış Alper Yılmaz’a top tekniğini geliştirme antrenmanı yaptırsın.” Adım gibi eminim ki asla YAPMAZ…!

Osimhen bir başka yıldız. Spalletti’den adeta intikam aldı. Okuyucularımıza anımsatalım; Osimhen’i Napoli’de istemeyen hocası Spalletti’ydi…!

Yaptığı baskılar sayesinde iki golü hazırladı. Bu arada haftalardır durgun olan Osimhen, eski kimliğine dönme sinyali verdi.

Gelelim Sara’ya. Vasat Okan Hoca gördün mü; “oyunu dikine oynayıp Sara’yı ikinci, üçüncü bölgede yoğunluklu kullanırsanız” oyuna katkısı ne kadar artıyor.

Statik oyun anlayışıyla ve enine paslarla, “oyunu kendi alanına gelerek birinci ve ikinci bölgede oynamaya mahkûm ederek” Sara’yı harcıyorsunuz sayın vasat Okan Buruk…!

Aynı oyun anlayışının diğer kurbanı İlkay Gündoğan… Sara büyük oynadı gerçekten.

Gelelim Sallai’ye. Bu çocuk tam bir “görev adamı ve yüreğini koyan savaşçı…!” Sallai, kaleci dışında her mevkide oynar…!

Tek kusuru “orta yapma sorunu…!” Takımın hocası bunu göremiyor; niye? “Onun için ceza alanına atılan her top tehlikeli…!”

Cümlemizi açalım; bu takımda Lang, Sara ve Asprilla dışında “ceza alanına orta yapmayı bilen futbolcu yok…!”

Bunun Türkçe meali: “Takımın vasat hocası kanat futbolcularını GELİŞTİREMİYOR VE EĞİTEMİYOR…!”

Burada Derwall’i yeniden analım. Alman hoca geldikten sonra, “Türk futbolcuların temel futbol bilgileri çok zayıf, bu yönleri geliştirmeye çalışıyoruz…!” demişti.

Jupp Derwall niye büyük hoca, yeteri kadar anlatıyor mu? Galatasaray’ın İmparatoru Fatih Terim’in yetiştirip Avrupa’ya ihraç ettiği genç futbolcuları da anımsatalım…!

Torreira demek “istikrar ve enerji” abidesi demek…! Uruguaylı futbolcunun kötü oynadığı kaç maç sayarsınız?

En çok beş maç; eh, o kadar olacak. Allah nazar değdirmesin.

Lang’a gelirsek; futbolu aklıyla oynayan, gerektiğinde orta yapmasını bilen, “futbol altyapısı çok sağlam” bir Hollandalı…! Lang bu takımda banko oynar.

Singo bu takımda Abdülkerim’in yerine oynamalı…! Fizik gücü mükemmel bir futbolcu. Allah onu stoper olması için yaratmış adeta…!

Abdülkerim’e göre “oyun bilgisi ve yer tutuşu” bakımından çok önde.

“Davinson, Singo, Lemina, Jacobs / Boey, Davinson, Singo, Jacobs / Sallai, Davinson, Singo, Jacobs” Bir solukta dörtlü çeşitlemeleri yaptık…!

Abdülkerim’in kesinlikle yedeğe çekilmesi gerekli…! Abdülkerim “eski Amerikan tankları gibi” maşallah…! O rakip forvetle koşarken, rakip geriden gelip Abdülkerim’i geçiyor…!

Bunu bir tek vasat Okan Buruk göremiyor… Manevi evlat kontenjanından yararlanıyor Abdülkerim.

Boey’in gelişi son derece iyi oldu. Bakın, Boey de orta yapamayan ama süratli bir bek.

Boey takıma oturduğu zaman Sallai’yi çok yönlü kullanabilirsiniz. Bunu başaracak bir teknik direktör yok ama koşullar bunu gerektirecektir.

Bakın, izleyin ve görün…!

Gelelim Juventus’a… Juventus, Spalletti ile “Güney Amerika’da oynanan yeni bir sistemi” deniyor. “Kaos futbolu” adı verilen bir sistem bu.

Okan Buruk basın toplantısında, “Juventus’un ne oynayacağını tahmin edemiyoruz” dedi. Zaten bu sistemin temeli, “klasik futbolun dizilişinden farklı olması…!”

Yani sağ bek gerektiğinde kanat forvete gidebiliyor ya da altı pasta santrfor olabiliyor.

Geleceğin “öngörülemez ve önlem alınamaz oyun biçimi” diyebiliriz…! Hani ABD’nin “Hayalet B-2 Bombardıman Uçağı” mantığı.

Peki, Juventus bu oyun biçimini Galatasaray’a karşı niye uygulayamadı? Bunun en önemli nedeni, “Juventus’un baskı karşısında topla çıkamaması oldu…!”

Spalletti, Galatasaray’dan korktuğu için bu sistemi tam uygulayamadı ama ilk gol de bu sistemin eseri oldu…! Abdülkerim’in pozisyon bilgisizliği, Jacobs’u iki futbolcuyla baş başa bıraktı. Çünkü Abdülkerim’in ezberinde “ceza sahası içinde tek futbolcuyu tutma ve alanını kontrol etmeden oynama” olduğu için Juventus çok rahat bir gol attı….!

Türk Futbol Tarihinin en önemli zaferlerinden biridir bu maç. Asla unutulmayacak bir zafer. Bu muhteşem galibiyetin mimarı “Galatasaray Yönetimidir…!”

Başta Galatasaray Başkanı sayın Dursun Özbek olmak üzere yönetimi kutluyorum.

Transferleri beğenmeyenler, vasat Okan Buruk’un tercihleri için “yönetim istifa” diye bağırıyorlarsa, bu zaferin baş mimarı Galatasaray Başkanı sayın Dursun Özbek’i kutlamalılar.

Bakın, bu galibiyetle “Galatasaray’ın üzerindeki durgunluk” ortadan kalkacaktır. Artık ligde “psikolojik üstünlük, net olarak Galatasaray’da olacaktır…!”

Galatasaray’ın fikstürü zor diyenler hayal kırıklığına uğradı. Fenerbahçe’nin kalemşorları bu galibiyeti küçültmek için ellerinden geleni yapıyorlar…!

Bu ülkenin sporuna kin ve nefret tohumu atanlar utansın. Ulusal konularda bile birlik sağlanamıyor maalesef…!

Bu arada geçen hafta “İyi kâhin miyiz?” deyip Trabzonspor-Fenerbahçe maçı için tahminde bulunmuştuk… Kötü bir kâhin olduğumuz kesin.

Fenerbahçe, oynamadan ve yorulmadan Trabzonspor’u yendi…! Deneyim galip geldi.

Fatih Tekke, deneyim kazandıkça çok önemli hoca olacak inşallah. Bu arada Trabzonspor’un en temel sorunu, yedek kulübesinin çok zayıf olması. Galatasaray’ın Süper Kupa maçında yaşadığı sorunu yaşadılar. Zubkov olsaydı işler farklı olurdu. Bu arada kaleci Onana çok ilginç bir oyuncu; iyi olduğu zaman takımı kurtarıyor, kötüyse çok amatörce goller yiyor…!

Sözümüzü şöyle bitirelim: “Galatasaray’ı Türkiye’de yenebilecek takım yok, hele bu maçtan sonra, vasat Okan Buruk hata yapsa bile…!”

Galatasaray artık havaya girmiştir. Galatasaray taraftarının dediği gibi;

“GERÇEKLERİ TARİH YAZAR, TARİHİ DE GALATASARAY..!” Sevgilerimizle.

 

 

NOT : Bize ulaşmak isteyen dostlarımız ve okurlarımız [email protected] adresine mail atabilir. Düşünce ve önerilerinizi bekliyoruz. Sevgiyle kalın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!