Yazar Nazım Peker, Türkiye’nin Irak ile olan resmi anlaşmaları ihlal ederek yasal olmayan yollardan petrol ticareti yapması sonucunda mahkûm edildiği 1,5 milyar dolarlık tazminat konusunu ele almaktadır. Metinde, Barzani yönetimiyle kurulan bu hukuksuz iş birliğinin uluslararası mahkemelerde Türkiye aleyhine sonuçlandığı ve devletin ciddi bir mali yükle karşı karşıya kaldığı vurgulanmaktadır. Peker, bu usulsüz satışlardan devasa karlar elde eden şahıs ve kurumların kim olduğunu sorgulayarak sorumluluğun onlara ait olduğunu savunmaktadır. Yazar, bu ağır cezanın masum halkın vergileriyle ödenmesine karşı çıkmakta ve mali bedelin asıl muhatapları tarafından karşılanması gerektiğini ifade etmektedir. Sonuç olarak kaynak, ekonomik zorluklar yaşayan Türk halkının bu yolsuzluk ve ihmallerin faturasını üstlenmemesi gerektiği fikri üzerine yoğunlaşmaktadır.
Sevgili okurlarım! Türkiye ne yazık ki uluslararası mahkemelerde insan hakları ihlalleri ile anılan bir konumda iken; bir de Irak petrollerini, Irak merkezî hükümetinin izni olmadan Türkiye’de birilerinin İsrail’e ve üçüncü ülkelere yasal olmayan yollardan satışı sonrası 1,5 milyar dolar tazminat ödemeye mahkûm edilmesiyle gündemde.
Soru şu:
Bu borcu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kasasından mı ödesin yoksa bu işi yapıp para kazanan kişi ya da firmalar mı ödesin? Bu satıştan parayı kimler kazandı, devlet kazanmadığına göre!
Sizce kim ödemeli?
Kaçakçılığın yapıldığı Kerkük-Ceyhan Boru Hattı nedir, yasal prosedürü ne diyor, bir bakalım mı?
Boru hattı, 1973 yılında Türkiye-Irak arasında yapılan bir anlaşma ile başlayıp 1976 yılında tamamlanarak devreye alınmış bir proje. Amaç, Irak petrolünü deniz yoluyla üçüncü ülkelere pazarlayıp kolayca ulaşımını sağlamak.
Gel gör ki Sam Amca, Irak’ı işgal edip düzeni bozup yönetim değişikliği yapınca; bunu fırsat bilen Türk düşmanı Barzani, boru hattını kullanmak istemiş ve Türkiye’de birileri ile bu yasal olmayan işe ortak olmuştur.
Bu iki nedenden dolayı yanlıştı:
1- Barzani Musul ve Kerkük’te tapu ve nüfus dairelerini yakarak Türkmen mallarına çökmüştü.
2- Boru hattı anlaşması, Türkiye-Irak devletleri arasında uluslararası hukuk garantisi ve çerçevesinde yapılmıştı. Barzani, uluslararası hukuka göre bu anlaşmanın asla tarafı olamazdı.
Ama Türk ve Türklük düşmanı Barzani, bu nedenle yasal olmayan milyon dolarları kendine akıtmış, kasasını doldurmuş ve güçlenmiştir. O para kazanmış, Türkiye’de birileri de bu yolsuzluğa ve hukuksuzluğa yol vermiş ve ne yazık ki alet olmuştur.
“Biz ekonomistiz, bunların kafası basmaz ya!”
Bu yasal olmayan ticaretin bedeli ağır olmuş; Türkiye 1,5 milyar dolar (yazı ile: Bir buçuk MİLYAR dolar) tazminat ödemeye çarptırılmıştır, gecikmiş faizleri hariç.

Soru:
1- Bu petrolü kimler sattı?
2- Bu satış nereye ve kime yapıldı?
3- Bu satıştan kimler ne kadar kazandı?
4- Bu cezayı kim ödeyecek?
Sevgili okurlarım!
Bizde bir söz vardır ve benim çok hoşuma gider: “İti, öldürene sürütürler.” diye.
Petrolü satan, yol veren, kâr edenler kimdi?
Bu cezayı 85 milyon Türk insanı mı ödemeli?
Yoksa boru hattını kullandıran, o kullanım iznini veren, hukuksuzluğa göz yuman, bu işten cüzdanını dolduranlar mı ödemeli?
Ortada mahkeme kararıyla kanıtlanmış bir hukuksuzluk ve ihmal var.
Bedelini de buna alet olanların, cüzdanını dolduranların ödemesi gerekmez mi?
Milletin ne suçu ne sorumluluğu var?
Sonra “emekliye kaynak yok” diye bağırıyoruz.
Esen kalınız.
