Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Zafer Gösterisi mi, Ağır Fatura mı?

Zafer Gösterisi mi, Ağır Fatura mı?

featured

Yazar Atsız Burucu, Türkiye’nin dış politikasındaki söylem ve eylem tutarsızlıklarını sert bir dille eleştirmektedir. Metin, bir yandan anti-emperyalist mesajlar verilirken diğer yandan NATO gibi Batılı askeri ittifakların coşkuyla selamlanmasını trajikomik bir çelişki olarak niteler. Sıradan diplomatik görüşmelerin büyük zaferler gibi sunulmasının ardında, aslında halkın omuzlarına binecek ağır ekonomik yükler ve savunma harcamaları olduğu savunulur. Geçmişte yaşanan diplomatik krizlerin ve sert çıkışların zamanla unutulması, dış politikanın bir algı yönetimi haline getirilmesi üzerinden sorgulanır. Sonuç olarak yazar, gerçek başarının bayrak gösterileriyle değil, vatandaşın refahı ve ekonomik güçle ölçülmesi gerektiğini vurgular.

 

Galata Köprüsü’nde İsrail protestoları düzenlenirken, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde NATO bayraklarının dalgalandırılması, Türkiye’de uzun zamandır süren bir çelişkiyi yeniden gözler önüne serdi.

Bir tarafta emperyalizm karşıtı söylemler… Diğer tarafta Batı’nın en büyük askerî ittifakının simgeleri…

Siyasal İslam, Galata Köprüsü’nde İsrail’i protesto ederken Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde NATO’nun bayraklarını dalgalandırabiliyor. Aynı siyasal dil içinde hem emperyalizme karşı çıkıp hem de emperyalizmin askerî ittifakını görkemli törenlerle selamlamak, kamuoyunda doğal olarak sorgulanıyor.

Gelecek yıl Arnavutluk’ta yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye’de adeta büyük bir diplomatik zafer gibi sunuldu. Oysa NATO zirveleri her yıl düzenli olarak yapılan olağan toplantılardır. Ev sahipliğinin veya bir zirve kararının, ülke tarihinde eşi görülmemiş bir başarı gibi sunulması dikkat çekicidir.

Eğer bu toplantılar gerçekten iktidarlara büyük siyasal kazanç sağlıyorsa, gelecek yıl zirveye ev sahipliği yapacak Arnavutluk’taki iktidarın da oylarının aynı ölçüde artıp artmayacağını hep birlikte göreceğiz.

Asıl dikkat edilmesi gereken ise zirvenin içeriğidir.

Avrupa uzun yıllardır savunma yükünün önemli bölümünü NATO çatısı altında ABD’ye bırakırken, kaynaklarını ekonomik kalkınmaya ve vatandaşlarının refahına yönlendirdi. Özellikle Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrasında güçlü bir askerî yapı kurmasının sınırlandırılması, bu sistemin temel taşlarından biri oldu.

ABD Başkanı Donald Trump ise bu düzenin artık sürdürülemeyeceğini söyleyerek NATO üyelerinin savunma harcamalarını ciddi biçimde artırmasını istedi. Uzun yıllardır gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık %2’si seviyesinde olan savunma hedefinin %5’e çıkarılması yönünde baskı yaptı.

İşte büyük kutlamalarla karşılanan bu zirvede de NATO üyelerinin savunma harcamalarının artırılması yönünde kararların öne çıkması bekleniyor.

Bu değerlendirmenin doğru olması hâlinde Türkiye’nin önüne de trilyonlarca liralık yeni bir yük çıkacaktır. Başka bir ifadeyle, kamuoyuna zafer olarak sunulan gelişmelerin faturası yine vatandaşın omuzlarına yüklenecektir.

Görkemli ışık gösterileri, büyük bayraklar ve kutlamalar eşliğinde anlatılan başarı öykülerinin arkasında, ağır ekonomik yüklerin konuşulmadığı bir tablo oluşmaktadır.

Bu fotoğrafın bir de geçmişi var.

2017 anayasa referandumu sürecinde Türkiye, Hollanda’da propaganda yapmak istedi. İki bakanın ziyareti engellendi. Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’nın Rotterdam Başkonsolosluğuna gitmesine izin verilmedi. Polis müdahalesi yaşandı ve bakan sınır dışı edildi.

O gün Türkiye’den özür dilemesi istenen Hollanda’nın başbakanı Mark Rutte, “Deli misiniz?” diyerek bunu reddetmişti.

Bugün ise aynı Mark Rutte, NATO Genel Sekreteri sıfatıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile el ele objektiflere poz veriyor.

Uluslararası ilişkiler elbette kalıcı dostluklar veya düşmanlıklar üzerine kurulmaz. Ancak dün “kabul edilemez” denilen görüntülerin bugün “zafer” diye sunulması da kamuoyunun hafızasında soru işaretleri bırakmaktadır.

Dış politikada yaşanan tek örnek de bu değildir.

Rahip Andrew Brunson krizi de hafızalardaki yerini koruyor. Uzun süre “Bu can bu bedende olduğu sürece o papazı vermeyiz.” söylemleri kullanıldı. Ancak ABD’nin ekonomik yaptırım baskılarının ardından Brunson serbest bırakıldı ve ülkesine döndü. O süreçte Türk lirasında yaşanan sert değer kaybı ve ekonomik dalgalanmalar da toplumun hafızasına kazındı.

Bugün geçmişte yaşanan bu gelişmeler unutulmuş gibi davranılarak her diplomatik temasın büyük bir dış politika başarısı olarak sunulması, doğal olarak eleştirilmektedir.

Dış politika, alkışlarla değil sonuçlarıyla değerlendirilir.

Gerçek başarı; ülkenin ekonomik gücünü artıran, uluslararası saygınlığını yükselten ve vatandaşına refah sağlayan politikalardır. Fotoğraflar değişebilir, törenler yapılabilir, bayraklar dalgalanabilir. Ancak vatandaşın cebine yansıyan sonuç değişmiyorsa, yapılan kutlamaların anlamı da tartışmalı hâle gelir.

Galata Köprüsü’nde emperyalizm karşıtı sloganlar atılırken Fatih Sultan Mehmet Köprüsünde NATO bayraklarının dalgalandırılması, siyasal İslam’ın uzun yıllardır eleştirilen iki farklı yüzünü aynı gün içinde sergileyen sembolik bir görüntü olarak hafızalara kazınmıştır.

 

Atsız Burucu (Mehmet Hoca), Camcı Çeşme, İstanbul – 08.07.2026

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!