Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınan bu manzume, ülkenin içinde bulunduğu toplumsal ve siyasi yozlaşmayı sert bir dille eleştiren hiciv dolu bir eserdir. Yazar, adalet sistemindeki eşitsizlikleri, liyakat kaybını ve dini değerlerin kişisel çıkarlar için suistimal edilmesini temel sorunlar olarak sunar. Şiirsel bir anlatımla, yolsuzlukların cezasız kalması ve devlet kademelerindeki tutarsızlıklar üzerinden derin bir toplumsal huzursuzluk dile getirilir. Metin, muhalif seslerin baskı altına alınmasını ve hukukun kişiye göre işlemesini trajikomik bir dille betimler. Son bölümlerde ise bu çarpık düzene karşı çıkanların karşılaştığı polis müdahalesi ve tutuklanma korkusu vurgulanarak mevcut karamsar tablo tamamlanır.
Hırsızına, soysuzuna, hainine, kalleşine bir başkadır benim memleketim.
Çalanların yanına kâr kaldığı,
Adalet terazisinin kendilerine göre tarttığı, vatan topraklarının ova ova satıldığı, verilen oyların satıldığı
Bir başkadır memleketim.
Olan diplomanın iptal edildiği,
Olmayanın var sayıldığı,
Mülakatlarda kul hakkı yenildiği,
Devenin hamuduyla yendiği
Bir başkadır benim memleketim.

Cübbeli Ahmet’in 600 kilo altın için yanmaz kefen yaptığını,
Her gün bir meczubun cenneti huri ve içki dolu diye ağzı sulanarak anlattığı,
Bir komedyenin dini değerleri aşağıladığı için hapse atıldığı,
Kafayı çekip ayet sallayan Egemen Bağış’ın büyükelçi yapıldığı
Bir başkadır benim memleketim.
Askerî hastaneler açılsın diyenlerin,
Sonra oylamada reddedenlerin,
Devlet aklı diye seksenlik aklı bilenlerin
Bir başkadır benim memleketim.
Aşık Mehmedî der ki alıştık artık bu işe,
Dönen dümenleri yapsak oynar kapalı gişe.
Sonra sabah kapına gelir birileri,
Ters kelepçe takarak alırlar içeri.
Aşık MEHMEDÎ
