Prof. Dr. Fuat Gürdoğan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ümit’le Zaferin Şafağında

Ümit’le Zaferin Şafağında

featured

Bu köşe yazısı, Prof. Dr. Fuat Gürdoğan tarafından kaleme alınan ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın siyasi duruşunu ve açıklamalarını değerlendiren bir köşe yazısıdır. Yazar, Özdağ’ın iktidarın terörle mücadele politikalarını eleştirmesini ve hükümetin PKK ile yürüttüğü süreçlerdeki tutarsızlıkları belgelerle ortaya koymasını merkeze almaktadır. Özellikle sığınmacı meselesindeki şeffaflık eksikliği ve resmi verilerdeki tutarsızlıklar üzerinden Özdağ’ın devlet adamı kimliğine vurgu yapılmaktadır. Kaynak, halkın gerçek sorunları olan ekonomik kriz ve mutfaktaki yangın gibi konuların yapay gündemlerle örtülmesine karşı sert bir duruş sergilemektedir. Son olarak yazı, vatansever ve milliyetçi kesimleri Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü korumak adına ortak bir irade etrafında toplanmaya davet etmektedir.

 

Bakıyorsun ekrana.

Laf salatası.

Kelime oyunları.

“Süreç” diyorlar, “yasal zemin” diyorlar, “açılım” diyorlar. Şark kurnazlığı yapıyorlar akıllarınca.

Oysa milletin karnı tok bu masallara.

Millet, gerçeği haykıracak bir nefes arıyor.

İşte tam o zifiri karanlıkta, 2 Temmuz günü bir ses yükseliyor Ankara’dan. Ümit Özdağ çıkıyor kürsüye.

Eğip bükmeden. Korkmadan. Gözlerinin içine baka baka, adeta Türk milletinin vicdanı oluyor.

Ne demişlerdi en başta?

“Pazarlık yok” demişlerdi.

“PKK kayıtsız şartsız silah bırakacak” diye caka satıyorlardı.

Geldikleri yer neresi?

AK Parti sözcüsü çıkmış, “Silah bırakmaları için yasal zemin hazırlamalıyız” diyor. Ümit Özdağ işte tam buradan yakalıyor onları.

“20 ay sonra geldiğiniz nokta bu mu?” diye soruyor.

Sorulması gereken, herkesin sustuğu o soruyu tokat gibi patlatıyor:

“Hani kayıtsız şartsız silah bırakıyorlardı?”

Uyan ey ahali, uyan! Oyun yine aynı oyun. Ama bu sefer sahnede oyunu bozacak bir Ümit Özdağ var.

Çünkü o çok iyi biliyor.

Tarih bilinci bunu gerektirir.

Ümit Özdağ, DEM Parti ile PKK’nın nihai hedefinin Türkiye Cumhuriyeti’nin bütünlüğünü zedelemek olduğunu savunuyor.

Siyasi öngörü budur işte.

“Hem PKK’yı mutlu edeyim hem Türk halkını memnun edeyim zihniyetiyle bu tehdide karşı direnilemez” derken aslında bir zihniyetin röntgenini çekiyor.

Taviz vererek vatan savunulmaz!

Ve arkasından o tarihi çağrıyı yapıyor…

Gardaşım, vatanseversen, Atatürkçüysen, milliyetçiysen, bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne inanıyorsan adres belli diyor.

Lafı dolandırmıyor.

“Gelin, Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmak için Zafer Partisi çatısı altında, bir arada duralım” diyor.

Bu bir parti çağrısı değildir.

Bu, Mustafa Kemal’in askerlerinin ortak bir Cumhuriyet iradesi altında toplanma çağrısıdır.

Bitmedi.

Asıl büyük bombayı, o kimsenin dokunmaya cesaret edemediği “sığınmacı” dosyasında patlatıyor.

Açıyor Göç İdaresi’nin resmi rakamlarını. Matematik yalan söylemez.

Rakamlar ortada. Resmi verilere göre tam 1 milyon 75 bin 996 Suriyeli ortada yok! Buharlaşmış!

Özdağ, ‘Abrakadabra mı yaptınız, yoksa vatandaşlığa mı aldınız?’ diye sordu.

Bir muhalefet lideri olarak, kamu adına sordu.

Kimse cevap veremiyor.

Çünkü karşılarında belgesiyle, bilgisiyle, resmi verileriyle konuşan bir devlet adamı var.

Milletin hakkını, hukukunu, geleceğini böylesine didik didik arayan başka bir lider yok bu ülkede.

Ve en nihayetinde…

Siyasetçiler suni gündemlerle, hukuki terimlerle, “mutlak butlan” gibi halkın anlamadığı fildişi kule laflarıyla birbirini yerken, o yüzünü sokağa çeviriyor.

“Bırakın bu yapay tartışmaları” diyor.

“Ülkenin asıl gerçeği, mutfaktaki mutlak krizdir” diye haykırıyor.

Yangını görüyor Ümit Özdağ.

Milletin tenceresinin boş kaldığını, cüzdanının eridiğini biliyor.

Özdağ, iktidarın seçim öncesi zam politikalarını eleştirerek bu tarz suni gündemlerin seçmeni etkilemeye yönelik olduğunu savunuyor.

Halkın derdiyle dertlenen, mutfaktaki yangını siyasetin merkezine oturtan gerçek bir liderlik izliyoruz.

Lafı uzatmaya gerek yok.

Herkesin sindiği, herkesin bir köşede hesap kitap yaptığı bu puslu havada…

Ümit Özdağ, 2 Temmuz günü attığı o adımla, söylediği o her bir sözle karanlığı yırtıyor. Sözleri adeta bir nakış gibi işleniyor Türk milletinin bağrına.

Korkma. Çünkü her gecenin bir sabahı vardır.

Ve bugün Ankara’dan yükselen bu kararlı ses, tam da ümitle zaferin şafağında olduğumuzun müjdesidir!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!