Av. Mehmet Bacaksız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yabancı Dil Kime, Ne Zaman Lazım?

Yabancı Dil Kime, Ne Zaman Lazım?

featured

Yazar Mehmet Bacaksız, Türkiye’deki yabancı dil eğitimine yönelik toplumsal algıyı ve mevcut sistemin aksaklıklarını eleştirel bir perspektifle değerlendirmektedir. Metin, dil bilmenin tek başına bir medeniyet göstergesi veya kültürel üstünlük aracı olduğu yönündeki yaygın inancın gerçeği yansıtmadığını çeşitli ülke örnekleriyle savunmaktadır. Herkese zorunlu olarak sadece İngilizce öğretilmeye çalışılmasının verimsiz ve mantıksız bir yaklaşım olduğu vurgulanmaktadır. Yazar, devlet okullarındaki başarısız eğitim yöntemleri yerine, ihtiyaca yönelik ve hedef odaklı modellerin benimsenmesi gerektiğini ifade etmektedir. Sonuç olarak, yabancı dilin bir fetiş haline getirilmeden, yalnızca gerçekten ihtiyaç duyan kişilere doğru yöntemlerle öğretilmesi önerilmektedir. Bu yaklaşım, dil öğreniminin bireysel gereksinimler ve pratik fayda temelinde yeniden yapılandırılmasını amaçlamaktadır.

 

Ülkemizde son 60-70 yıldır devam eden bir yabancı dil furyası var. Bu furyanın sözcüleri yabancı dil bilmeyi o kadar yüceltiyorlar, o kadar abartıyorlar ki; sanki yabancı dil bilmek, medeni olmanın temel şartı gibi propaganda ediliyor. Peşin olarak söyleyeyim ki; yabancı dil öğrenmeye kesinlikle karşı değilim. Gerektiği zaman, gereken yabancı dillerin ihtiyacı olan kişilere en iyi şekilde öğretilmesi düşüncesindeyim. Karşı olduğum husus: Hiçbir temele dayanmadan, mantıklı açıklaması olmadan yabancı dil öğrenme konusunun abartılmasıdır.

Ortaokul öğrencisi olduğum 1960’lı yıllarda öğretmenlerin dillerinden düşürmedikleri bir cümle vardı: Bir dil bir insan, iki dil iki insan. Bu cümlenin anlamını, “Bir insan ne kadar dil biliyorsa o kadar kalitelidir, değerlidir.” diye açıklıyorlardı. Sadece bireyler açısından değil, ülkeler, toplumlar açısından da yabancı dil bilmenin kültürlü ve medeni olmanın temel şartlarını oluşturduğu kanaati yayılıyordu. Öğrenci iken bu cümle bana doğru gibi geliyordu. Ancak, yıllar geçtikçe, dünyayı tanıdıkça, düşünme yeteneğim geliştikçe bu cümlenin çok da doğru olmadığını anlamaya başladım. Yabancı dil bilmek, yerine ve zamanına göre önemli, değerli olabilir. Ancak, yabancı dil bilmeyi kaliteli, kültürlü, medeni olmanın temel şartı saymak doğru değildir. Hindistan ve Pakistan’da resmi dil ve eğitim dili İngilizce’dir. Yani bu ülkelerde yaşayanlar kendi ana dillerinin yanında İngilizce bilirler. Birçok Afrika Ülkesi’nde resmi dil ve eğitim dili Fransızca’dır. Bu ülkelerde yaşayanlar da kendi ana dillerinin yanında Fransızca bilirler. Ama, Pakistan, Hindistan ve resmi dili Fransızca olan Afrika ülkeleri gelişmiş ülkeler değiller. Kültür ve medeniyet alanında da bu ülkeler ön sıralarda yer almıyorlar. Demek ki, yabancı dil bilmek her şeyi halletmiyor. Yabancı dil bilmekle kültürlü ve medeni olunmuyor.

1960’lı, 1970’li yıllarda yabancı dil deyince, akla gelen diller   İngilizce, Fransızca, Almanca idi. Şimdilerde ise yabancı dil deyince herkesin aklına sadece İngilizce geliyor. Sanılıyor ki; İngilizce bilirseniz, dünyanın neresinde olursanız olun derdinizi anlatabilir, işinizi görebilirsiniz. İngiltere, ABD, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan ve Pakistan açısından bu doğru. Ancak, dünyanın geri kalan kıtaları, ülkeleri açısından bu doğru değil. Avrupa’da İngilizce bilmeniz pek işe yaramaz. Özellikle, Almanya, Fransa ve İtalya’da yaşayanlar İngilizce biliyor olsalar dahi sizinle iletişim kurmazlar. Kendi ülkelerinin diliyle konuşmanızı isterler. Afrika ülkelerinde İngilizce bilenlerin oranı çok azdır. Yukarıda açıkladığımız üzere pek çok Afrika ülkesinde geçerli dil Fransızca’dır. Güney Amerika Ülkelerinde geçerli dil İspanyolca’dır. Hindistan, Pakistan, Güney Kore dışındaki Asya Ülkelerinde İngilizce çok bilinen bir dil değildir.

Devlet okullarında ve özel okullarında öğretilmeye çalışılan tek dil vardır. O da İngilizce’dir. Ancak, o kadar çabaya rağmen İngilizce çok büyük oranda öğretilememektedir. Benim neslim ortaokul, lise ve üniversitede yabancı dil olarak İngilizce okudu. Ancak, şahsım dahil olmak üzere benim yaşıtlarımdan hiçbir kişi ortaokul, lise ve üniversitede okuduğu İngilizce ile bırakın bir İngilizce gazete, kitap okumayı, çok basit düzeyde sohbet edebilecek İngilizce bilgisine sahip değildir. Bu, yaşı benden küçük olanlar açısından da doğrudur.

Devlet okullarında ve çoğu özel okullarda yabancı dil öğretilememesinin sebebi, hatalı öğretim yöntemi, yabacı dil öğretiminde başarılı öğretmen ve öğretim görevlisi eksikliğidir. Devlet okullarındaki bu başarısızlığa karşın Ankara Üniversitesi’ne bağlı TÖMER (Türkçe Öğretim Merkezi) dil öğretimi konusunda oldukça başarılıdır. TÖMER’de yabancı öğrencilere bir yılda üniversite eğitimi alabilecek düzeyde Türkçe öğretilmektedir. Aynı şekilde birçok yabancı dil bir yılda o dillerde üniversite eğitimi alabilecek düzeyde öğretilmektedir.

Herkese İngilizce öğretmeye çalışmak rasyonel bir davranış değildir. Bazı insanlarımız, hiç yurt dışına çıkmadan hayatlarını devam ettirebileceklerdir. Bu insanlarımızın hayatları boyunca bir yabancı dile ihtiyaçları olmayacaktır.Yabancı dil öğrenmeye ihtiyacı olanların ise bir kısmı İngilizce, bir kısmı Almanca, bir kısmı Fransızca, bir kısmı Arapça, bir kısmı Rusça ve başka kısımları da Japonca, Çince vb. dilleri öğrenmeye ihtiyaç duyacaklardır. O halde yapılması gereken en doğru iş, herkese İngilizce öğretmeye çalışmak yerine, yabancı dil ihtiyacı olan herkese öğrenmek istediği dili TÖMER’in uyguladığı yöntemlerle en iyi biçimde öğretmektir.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!