Lütfullah Kaleli

Parça!

featured
0
Paylaş

Lütfullah Kaleli tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olma çabasını sert bir dille eleştirerek, Batı medeniyetinin Türk ve İslam dünyasına karşı tarihsel olarak düşmanca ve sömürgeci bir tutum sergilediğini savunmaktadır. Yazar, Balkan Savaşları’ndan günümüze kadar uzanan süreçteki zulümleri ve soykırımları hatırlatarak, Türk aydınlarının ve siyasetçilerinin Batı hayranlığına kapılmasını büyük bir hata olarak nitelendirmektedir. Avrupa’nın “tek dişi kalmış bir canavar” olarak tasvir edildiği yazıda, Türk devletinin kendi öz değerlerine dönerek Kızıl Elma ülküsü doğrultusunda ilerlemesi gerektiği vurgulanmaktadır. Kaynak, dışa bağımlı bir “parça” olmak yerine, binlerce yıllık devlet aklı ve yerli bir duruşla küresel bir güç olmanın önemini ifade ederek son bulmaktadır.

 

Bütünden ayrılmış veya ayrılabilir durumdaki, bölüm; ya da ana düşünceyi destekleyen, tamamlayan ve somutlaştıran diğer cümlelere parça denilir.

Yazımın konusu ise; bir bölüm aydınımızın, siyasetçimizin Türkiye’yi ve Türk yurdunu Avrupa’nın parçası olarak görmeleri, sanmaları ve yerli yersiz dillendirmeleridir. Önce; Avrupalılar Türk’ü düşman, Türk yurdunu ise ele geçirilmesi zorunlu hedef olarak görmekte ve inanmaktadır. Öteden beri Avrupalı; Türkleri önce Avrupa’dan sonra Anadolu’dan atmayı kendine tek hedef olarak benimsemiştir.

Örneğin; Osmanlı’nın duraklama ve gerileme dönemlerine yüzeysel olarak bakmak yeterlidir. Balkan Savaşları’nda gerçekleşen soykırımlar, savaşlar ve yaşanan vahşetler aydınlarımızın ve bir kısım siyasetçilerimizin aklını başına getirmeye yetmemektedir. Özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde, bir kısım saraylının arasındaki Fransızca modası ve Avrupa sevdası örnek gösterilebilir. Girit’te üç günde 20.000 Türk’ün öldürülmesi hiç olmazsa günümüzdeki parçacı zihniyete sahip zavallıların aklını başına getirmelidir. Balkanlardan tren tepelerinde çoluk-çocuk Anadolu’ya sığınan Türkleri görüntüleyen resimleri görmek, en katı yürekleri bile yakmaya yeterlidir.

İstiklal Savaşı’nda yaşananları yazmıyorum bile! Avrupa medeniyeti: sömürme, soygun, kan, gözyaşı, zulüm ve gaddarlık genlerine işlemiş, bunların üzerine bina edilmiştir. Fransızların Afrika’da yaptıkları soykırım, İtalyan saldırıları, Yunan soykırımları, Kıbrıs’ta 1974’te yapılan kanlı baskınlar, Ermenilerin 1990’lı yıllarda son olarak gerçekleştirdikleri Karabağ soykırımı ve vahşeti ile ABD’nin Irak’ta ve İran’da yaptıkları saldırılar ve birkaç milyon ölen kişi işin cabasıdır. Milyonların kaçkın (göçmen) olması da cabasıdır. Suriye’de ABD ve Avrupalıların desteği ile gerçekleşen vahşet ve günümüzdeki sömürü faaliyetleri, bizim Avrupa’nın parçası olmamızın önündeki engellerden birisidir. Türk-İslam medeniyetinde sömürü, soykırım, zulüm, gaddarlık, kan ve gözyaşı yoktur. Parçası olmaya çalıştıkları Avrupalı ise bizi düşman olarak görmektedir.

Örneğin en son Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in akla zarar açıklamaları, Avrupa’nın parçası olma sevdalılarına verilen net cevaplardan biridir. Eğer bu bizi kesmez denirse; Fransa Cumhurbaşkanı’nın Atina’da yaptığı açıklamalar yetmez mi! Mehmet Akif Ersoy’un deyimiyle “Tek dişi kalmış canavara” hayran olanların, kasabın bıçağını yalayan koyundan ne farkları olabilir ki! Tabii ki işin içinde bir soya çekim veya ihanet yoksa! Birden Ömer Seyfettin’in Piç romanını hatırladım, her ne hikmetse!

Neyse! Biz bize yeteriz! Parçacılardan sayımız oldukça fazla; yalnızca onların konumu bizden biraz daha iyi! Bu durum bizler için büyük bir engel değil! Devletimizin aklı, parçacıları çok iyi tanıyor; yerine ve zamanına göre davranıyor. Türk şahlandı; etkisini görmeye çok az kaldı. Kürşad’ın hayalleri gerçek olmak üzere. Tek dişi kalmış medeniyetin çöküşü hızlı başladı; hızlı devam ediyor. Tek dişi kalmış medeniyetin bayatlamış numaralarına devletimizin de, bizim de karnımız tok! Başta Doğu Türkistan olmak üzere tüm zulme uğrayanların kurtuluşu belki yarın; belki yarından da yakın. Unutmayalım ki binlerce yıllık Türk devlet aklı her daim görevinin başındadır. Parça olma sevdası olanları gözden kaçırmadan, Kızıl Elma’ya doğru yola devam etmeliyiz!

Bir zamanlar bizim olan ve bir vakit bizim olacak topraklarda yatan şehitlerimizi rahmetle anarken; şimdilerde taverna olarak kullanılan camilerimizde özgürce ibadet edebilmeyi görklü Çalap’ımız nasip eylesin. Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları, Avrupa’nın parçası olma sevdasına tutulanları gözlerden ırak etmeyen, Kızıl Elma uğruna yollara düşenlerin ve nizam-ı âlem uğruna çalışanların üzerine olsun, vesselam!

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!