Özgür Çelik
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Türkiye’yi Çevreleme Mesajı

Türkiye’yi Çevreleme Mesajı

featured
0
Paylaş

Özgür Çelik’in köşe yazısı, Batılı stratejik çevrelerde Türkiye’nin artan bölgesel gücüne karşı gelişen çevreleme stratejilerini ve bu yaklaşımların jeopolitik arka planını analiz etmektedir. Bradley Martin’in makalesi üzerinden şekillenen tartışma, İran’ın zayıflaması durumunda oluşacak otorite boşluğunun Türkiye tarafından doldurulmaması için erken önlem alınması gerektiğini savunmaktadır. Yazar, Ankara’nın bağımsız politikalarını ve askeri kapasitesini Batı çıkarları için potansiyel bir risk olarak gören bu yaklaşımın, aslında Türkiye’nin ulaştığı stratejik ağırlığı tescillediğini vurgular. Metne göre, Türkiye’nin bir müttefikten ziyade dengelenmesi gereken bir güç olarak tanımlanması, uluslararası sistemdeki yükselen konumunun bir yansımasıdır. Sonuç olarak yazı, bu tür analizlerin Türkiye’nin zayıflığını değil, aksine küresel aktörler tarafından ciddiye alınan jeopolitik potansiyelini gösterdiğini belirtmektedir.

 

4 Mart 2026’da The Wall Street Journal gazetesinde Bradley Martin imzasıyla yayımlanan “An Urgent Need to Contain Turkey” başlıklı makale, Ortadoğu’daki güç dengeleri üzerine yazılmış bir yorum gibi görünse de aslında çok daha açık bir stratejik öneri ortaya koymaktadır. Yazıda İran’ın bölgesel etkisinin kırılması halinde ortaya çıkabilecek boşluğun Türkiye tarafından doldurulmasının engellenmesi gerektiği savunulmakta ve ABD ile İsrail’in bu ihtimali şimdiden hesaba katması gerektiği ileri sürülmektedir. Makalenin merkezindeki fikir nettir: İran’dan sonra Ortadoğu’da yükselme ihtimali bulunan bir başka aktör Türkiye’dir ve bu ihtimal Batı stratejik çevrelerinde dikkatle izlenmelidir.

Yazarın kullandığı dil dikkatle incelendiğinde, Türkiye’ye yöneltilen eleştirilerin belirli bir politikadan çok daha geniş bir çerçeveye dayandığı görülür. Türkiye’nin NATO içinde sorun çıkaran bir ortak olduğu, Ortadoğu’da Batı çizgisinden bağımsız davrandığı, İran konusunda Washington ile aynı politikayı izlemediği ve bölgesel krizleri kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı iddiaları makalenin ana dayanaklarını oluşturur. Bu bağlamda Türkiye yalnızca eleştirilen bir müttefik değil, gerektiğinde sınırlandırılması gereken bir güç olarak tarif edilmektedir. Makalenin asıl dikkat çekici yönü ise Türkiye’nin ilk kez bu kadar açık biçimde “denge içinde tutulması gereken aktör” olarak tanımlanmasıdır.

Yazıda kullanılan “contain” yani çevreleme kavramı uluslararası siyasette sıradan bir ifade değildir. Bu kavram genellikle büyük güçlerin yükselen veya bağımsız hareket edebilecek devletleri kontrol altında tutmak için kullandıkları stratejik bir yaklaşımı ifade eder. Türkiye hakkında böyle bir kavramın kullanılması, bazı Batılı çevrelerin Ankara’yı yalnızca bir müttefik olarak değil, aynı zamanda potansiyel bir güç merkezi olarak gördüğünü göstermektedir. Metnin satır aralarında dikkat çeken bir diğer unsur ise tartışmanın hükümet veya lider üzerinden değil, doğrudan devlet kapasitesi üzerinden yürütülmesidir. Yazı Türkiye’nin belirli bir kararını eleştirmekle yetinmemekte; ülkenin askeri gücünü, coğrafi konumunu ve bölgesel etki potansiyelini birlikte değerlendirerek bu kapasitenin ileride nasıl bir jeopolitik rol oynayabileceğini tartışmaktadır.

Bu yaklaşım uluslararası siyasetin klasik reflekslerinden biridir: güç kazanma ihtimali olan devletler erkenden analiz edilir ve gerektiğinde dengelenmesi gerektiği savunulur. Bu tür yazılar çoğu zaman duygusal tepkilerle karşılanır; oysa asıl önemli olan bu metinlerin ne söylediğini doğru okumaktır. Uluslararası sistemde hiçbir devlet kalıcı dostluk veya kalıcı düşmanlık üzerinden değerlendirilmez; devletlerin birbirine bakışı büyük ölçüde güç dengeleri tarafından belirlenir. Bir ülke kendi bölgesinde etkili bir aktör haline gelmeye başladığında, başka güç merkezlerinde o ülkenin nasıl sınırlandırılabileceğine dair fikirlerin ortaya çıkması şaşırtıcı değildir.

Bu nedenle söz konusu makale yalnızca Türkiye’ye yönelik eleştirilerden oluşan bir yazı değildir; aynı zamanda Ortadoğu’da oluşabilecek yeni güç dengelerine dair bir uyarı metni niteliği taşır. İran’ın etkisinin azalması ihtimali tartışılırken Türkiye’nin adı bir sonraki belirleyici aktör olarak anılmaktadır. Bu durum Türkiye’nin uluslararası sistemde nasıl algılanmaya başladığını gösteren önemli bir işarettir. Sonuç olarak, böyle yazılar çoğu zaman bir ülkenin zayıflığını değil, aksine potansiyel gücünün fark edildiğini gösterir. Bir devletin çevrelenmesi gerektiğini savunan fikirler genellikle o devletin etkisinin artabileceği düşüncesinden doğar. Bu nedenle ortaya konan görüşler yalnızca bir polemik olarak değil, uluslararası siyasette Türkiye’nin hangi konumda görüldüğünü anlamaya yarayan bir belge olarak okunmalıdır.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!