Nazım Peker - Eğitimci/Yazar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. ABD + İsrail – İran Savaşı Üzerine

ABD + İsrail – İran Savaşı Üzerine

featured
0
Paylaş

Nazım Peker bu yazısında, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında tırmanan gerilimin küresel etkilerini ve bölgedeki stratejik dengeleri analiz etmektedir. Yazar, çatışmanın temelinde enerji kaynakları üzerindeki kontrol arzusunun yattığını belirterek, Washington’ın müttefiklerini korumaktan ziyade kendi çıkarlarına odaklandığını vurgulamaktadır. İran’ın askeri kayıplarına ve iç yapısındaki istihbarat zafiyetlerine değinilirken, savaşın bölgedeki ayrılıkçı grupları güçlendirerek Türkiye’nin sınır güvenliğini tehdit edebileceği uyarısı yapılmaktadır. Batılı güçlerin ve Arap koalisyonunun müdahil olduğu bu sürecin dünya ekonomisini sarsacağı ve uzun süreli bir istikrarsızlığa yol açacağı öngörülmektedir. Son olarak Türkiye’nin bu karmaşık tabloda aktif ve hazırlıklı bir dış politika izlemesi gerektiği ifade edilerek, diplomasinin önemi hatırlatılmaktadır.

 

Sam Amca’nın İran’da ne işi var diyenleredir sözüm.

Ne denmişti, bir düşünür “Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikeli olan; petrol kokusu almış bir ABD’dir.” İşte işin özeti.

Sanırım ABD’yi yöneten ve ne yapacağı kestirilemeyen Trump, beklemediği bir İran direnişi ile karşı karşıya. İran ne kadar direnirse, ABD’nin ve Trump’un kredisi de güvenilirliği de sarsılacak.

Cephe de genişliyor.

İran; İsrail, Güney Kıbrıs, Irak, Ürdün, S. Arabistan, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman’ı vurdu. Körfez ülkeleri ve Güney Kıbrıs, İran’ın kendilerine böyle saldırılar düzenleyeceğini, tahmin etmiyorlar ve beklemiyorlardı. Hazırlıksız yakalandılar. Dubai havalimanı kapatıldı, bölgedeki uçuşlar iptal edildi, hava sahaları kapatıldı. Torunum da Qatar’da kaldı.

Savaş uzayacak gibi: eğer uzarsa Sam Amca’nın desteğe gereksinimi olacak: bunu kimler yapacak? Arap ülkelerinin, İngiltere ve Fransa’nın, ABD yanında yer alacağı kesinleşti. Fransa Charles de Gaulle uçak gemisini Doğu Akdeniz’e sevk etti. Savaş uzarsa, diğer bazı ülkelerin, 2003 Irak işgalinde olduğu gibi ABD yanında yer alacakları unutulmamalı.

  1. Arabistan’ın başını çektiği Körfez ülkeleri, İran’a karşı bir koalisyon oluşturma hazırlığındalar. Sam Amca’nın istediği de bu işte.

İranlı mollalar, Perşembe’nin geleceği Çarşamba’dan belli olmasına rağmen gerekli önlemleri almamışlar ki, İlk günde Hamaney ve üst düzey askeri ve siyasi lider kadrosunu kaybetti. Bu önemli bir sonuç. Hem de nokta atışı ile. İran’da toplam 50’den fazla üst düzey siyasi ve askeri lider öldürüldü.

Buna karşın İsrail ve ABD’nin beklediği, İran’da iç karışıklık/İsyan/ayaklanma olmadı. Bu moral bozukluğu ila ABD/İsrail savaşın şiddetini artırdılar ve artıracaklar.

ABD üslerinin bulunduğu körfez ülkeleri, ABD’nin kendilerini koruyacağını düşünmüşlerdi. Ne yazık ki ABD, İsrail’i koruma ve kollamaya odaklandı, üsleri bulunduğu ülkeleri yalnız bıraktı.

Nasıl bir açıklama ise Kuveyt 3 adet ABD’nin F 15 uçağını düşürdüğü açıklandı. Oysa dost-düşman uçağını belirleyen sistemleri vardı.

Bizi ve İran’ı derinden etkileyecek bir konu, silah bıraktı denilen PKK’nın ve İran’daki kolu PJAK’ın “Siyasi Güçler Koalisyonunu” oluşturmasıdır. Pjak’ın, ABD’nin yanında İran’a savaş açtığı söyleniyor. Hiçbir egemen ve emperyalist güç, kendi insanını kolay kolay sahaya sürmez.

ABD, Irak ve İran’daki PKK ve uzantılarını, İran’da savaşa katılmalarını istemektedir. Yani Tarlanın taşı ile tarlanın kuşunu vurmak derdinde.

Mollaları ben de istemiyorum ama, eğer İran rejimi çökerse; PJAK’ında Türkiye sınırında özerklik ilan edecekleri kaçınılmaz bir gerçektir. Böylece Suriye, Irak ve İran olmak üzere 3’lü halka tamamlanmış olacaktır.

Türkiye acilen, “Kabe’de hacılar hu der Allah” modundan çıkarak, buna odaklanmalıdır. ABD- İsrail, bu hedeflerini de gizlemiyorlar artık.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere: İran’ın en zayıf yönüne, kilit noktalara sızan Mossad-CIA ve M16 istihbarat örgütlerinin varlığı ve içte çıkabilecek bir karşı ayaklanmaya.

Sevgili okurlarım bu savaş, sadece ABD-İsrail ve İran’ı etkilemiyor; dünyayı ve dünya ekonomisini de çok yakından ilgilendiriyor ve etkiliyor. Çünkü bölge, dünya akaryakıt üretim ve tüketiminin % 20’sini karşılamakta.

Savaş ne zaman biter ya da savaş ne kadar sürer sorusunun yanıtına: Trump’un karargâhı 5-6 hafta derken Nato uzmanları ise İran’ın savunma gücü ve yeteneğine göre Mayıs, Haziran demekteler.

Savaş öyle ya da böyle bitse de bölge; uzun yıllar istikrarsızlığa ve olumsuz gelişmelere gebe olacaktır.

Savaş ABD’ye güvenen Körfez ülkelerinin bir kez daha düşünmeye, yeni stratejiler oluşturmaya itecektir. Biz ise çok yönlü planlara hazırlıklı olmalıyız. En çok biz etkileneceğiz.

Son sözüm: “hiçbir savaşın kesin galibi yoktur; az zarar göreni ile çok zarar göreni vardır.” Ve her savaş sonrası mutlaka bir antlaşma olur. Keşke bu antlaşmayı, savaşmadan yapma iradesini gösterebilsek.

Esen kalınız.

 

NOT: Rusya’dan bir gururla aldığımız S-400’leri bu günlerde kullanamayacaksak, neden almıştık, ortalarda görünmüyorlar da.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!