Bu metin, Başkurt halk kültüründe aile yapısını, eşlerin rollerini ve çocuk yetiştirmenin önemini atasözleri ile deyimler üzerinden analiz etmektedir. Kaynakta evliliğin bireyi tamamlayan temel bir unsur olduğu ve eşlerin birbirine olan muhtaçlığı çeşitli benzetmelerle aktarılmaktadır. Çocuklar, bir hanenin neşesi ve serveti olarak nitelendirilirken, anne ile babanın onlara karşı olan ağır sorumlulukları vurgulanmaktadır. Metne göre sağlıklı bir aile ortamı, hem çocukların karakter gelişimini hem de toplumun geleceğini doğrudan şekillendiren en önemli etkendir. Atasözleri aracılığıyla, iyi ve hayırlı evlat yetiştirmenin önemi ile aile içindeki huzurun yaşam kalitesine etkisi zarif bir dille özetlenmiştir. Tüm bu kültürel miras, aile içi bağların Başkurt toplumundaki sarsılmaz yerini gözler önüne sermektedir.
Ailede erkeğin rolü kadına nazaran farklıdır. Erkekler, ailede koca ve babadır. Yanı sıra erkekler genelde, kanunlara göre aile yükümlülüğünü taşıyan aile reisleridir. Erkek ile ilgili atasözlerine bir göz atalım:
- Uruğu olmayan erkek olmaz, kalıbı olmayan kürk olmaz;
- İyi erkek atını över, kötü erkek eşini över;
- Orta deli atını över, zırdeli eşini över;
- İyi erkek – ilin güzelliği, iyi kadın – erkeğin güzelliği;
- İyi koca ile kadın rezil olmaz;
- Kadının kanadı – erkek, erkeğin kanadı – toprak;
- Kadınla erkek ikisi bir;
- Kadınsız erkek – dizginsiz at;
- Eşin – ömürlük yoldaşın;
- Eşinden ayrılanın kanadı kırıktır;
- Evlenmeyenin evi olmaz, evi olmayanın ili olmaz;
- Evlenmeyenin kökü kurur;
- Evlenmeden yaşlanandan akıl alma;
- Akıllı erkek kadınını şikâyet etmez;
- Yaşlı olsa da kocan olsun, yamuk olsa da evin olsun;
- Yola çıkarsan atın ölmesin, eve döndüğünde – eşin ölmesin; (Nederşina 2006: 144, 152, 164, 194, 195, 207, 210, 211).
Atasözlerinde de gördüğümüz üzere kadın-erkek (karı-koca) birbirlerini tamamlamaktadır. Karı-koca, hayat arkadaşı, birbirinin kanadıdır. Bunlardan biri eksik olduğundan olumsuz sonuçların yaşanması olasıdır. Kadınsız erkek, dizginsiz at, atasözünden de anlaşıldığı üzere aile yaşamında her ne kadar erkekler aile reisi pozisyonunda olsa da onları yönlendiren kadınlardır.

“Şahin kuşa gökyüzü değerli, koşan ata bozkır değerli, anne-babaya çocuk değerlidir” (Nederşina 2006: 210) şeklindeki Başkurt atasözü çocuğun aile için önemini vurgulamaktadır. Her aile için çocuk önemli ve değerlidir. “Çocuklu ev pazar, çocuksuz ev mezar” (Nederşina 2006: 173) atasözü çocuklu evin neşe saçtığını, çocuksuz evin ise mezardan bir farkı olmadığının altını çizmiştir. “Çocuksuz ev – kuşun ötüşünü duymayan hüzünlü ormandır” (Nederşina 2006: 172) atasözü de çocuksuz ailenin neşeden, olması gereken temel gereksinimlerden yoksun olduğunu göstermektedir. Aile içi ilişkiler hassastır. Anne-babaya büyük sorumluluklar yüklemektedir. Zira ailenin yetiştirdikleri çocuklar yalnız ailenin değil bir milletin, bir ülkenin de geleceğidir. Çocuk eğitimine verilen önem, anne-babaya yüklenen sorumluluklar atasözleri ve deyimlere de yansımıştır.[1]
- Çocuk gönlü – beyaz kâğıt;
- Çocuk gördüğünü yapar;
- Çocuk için babanın bileği, annenin yüreği sızlar;
- Çocuk – söğüt dalıdır;
- Çocuğun mutluluğu – annenin mutluluğudur;
- Çocuklu insan – zengin insandır;
- Çocuğun olursa – çok olsun, çok olmazsa yok olsun;
- Çocuğun olursa – afacan (canlı) olsun, afacan olmazsa yok olsun;
- Çocuksuz baş – yarılmış taş;
- Çocuksuz ömür – sönmüş kömür;
- Çocuksuz insan başkasını çekiştirir, çocuklu insan çocuğunu anlatır;
- Çocuksuz kadın – meyvesiz ağaçtır;
- Çocuksuz evin – güzelliği olmaz;
- Bir tane çocuk – bir mutluluk, iki tane çocuk – iki mutluluk;
- Parmağının hangisini ısırırsan ısır acır;
- Çocuk döneme benzeyerek doğar;
- Çocuğun acısını anne, erkeğin acısını il bilir;
- Çocuk doğurmak – zor, çocuğa bakmak bin kat daha zor;
- Çocuğu doğurmak değil, bakmak marifettir;
- Orakla ekin biçmek – oyun oynamak, çocuk bakmak – can sıkmaktır;
- Çocuğu beşikte eğit;
- Çocukken öğrendiklerin bir ömür boyu kalır;
- Çocuk büyütürsen sadece boyunu uzatma, aklını da geliştir;
- Çocuğun kusuru – annen-babanınkidir;
- Çocuğun derdi kendi ile birlikte büyür;
- Çocuğun ölürse, balın da tadı olmaz;
- Çocuğun öldü – altın direğin yıkıldı;
- Çocuğun kötü olursa – ecelin evindedir;
- Üvey evlat – alıngandır; (Nederşina 2006: 172, 173, 206, 207)
Çocuk ailenin aynasıdır, derler. Her aileye kendi çocuğu değerlidir, tıpkı “Karga yavrusuna apağım, kirpi yavrusuna yumuşağım, der” (Nederşina 2006: 192) atasözündeki gibi. Simsiyah olan karganın bembeyaz, dikenli kirpinin yumuşak olduğu nerede görülmüş? Huy, kişilik, karakter ve fiziği nasıl olursa olsun anne-baba için kendi evlatları en iyisidir. Anne-babanın mutluluğu, başarısı yetiştirdikleri çocuklarında saklıdır. Genelde iyi aileden çıkan çocuk iyi, kötü aile çocuğu kötüdür şeklinde bir algı vardır halk arasında. Bir de bu düşüncenin tersini de bulmak mümkündür Başkurt atasözlerinde.
- İyiden iyi doğar, kötüden kötü doğar;
- İyiden iyi doğarsa – âdet, iyiden kötü doğarsa – acayip;
- İyiden kötü doğarsa – çaresi bulunmaz, kötüden iyi doğarsa – eşi benzeri bulunmaz;
- Ayıbının ne de olduğunu, çocuğun büyünce öğrenirsin;
- Herkesin kendi delisi kendine yakındır;
- Herkesin kendininki kendine azizdir;
- Herkesinki kendine ay gibi gözükür gözüne;
- Kendi gölgen kendine yakındır;
- Herkes – ata balasıdır;
- Kardeşi iyi olursa – ağabeyinin bahtı, çocuğu iyi olursa – babasının bahtı; (Nederşina 2006: 192, 207, 210).
Çocuklar arasında da “iyi evlat”, “hayırsız (kötü) evlat” vardır. Evlat, iyi veya kötü olursa ne gibi sonuçlar ortaya çıkabileceğini atalarımız şu sözlerle ifade etmişlerdir:
- İyi evlat iline baş olur, kötü evlat iline düşman olur;
- İyi evlat kötü babayı kapıdan köşe başına alır, kötü evlat iyi babayı köşe başından kapıya koyar;
- İyi evlada baba malı gerekmez, kötü evlada mal bırakılmaz.
Çocukların gelişmesinde huzurlu ve mutlu ailenin de büyük etkisi vardır. Sevgi dolu bir ortamda büyüyen çocuklar huzurlu, mutlu, başarılı ve öz güvenli olurlar. Anne-babanın birbirine saygı duymadığı ortamdan çocuklar etkilenir ve bu onların ileriki hayatına da yansır. Uyum, hoşgörü, sevgi olmayan bir ailede büyüyen çocuklarla aile saadeti olan bir ortamda büyüyen çocuklar arasında büyük fark vardır. Her ne kadar “Kavgasız ev yok, azapsız mezar yok” (Nederşina 2006: 210) denilse bile bunun aksini dillendiren atasözleri de mevcuttur.
- Uyum olmayan evde hayat olmaz, kavgalı evde aş olmaz;
- Aralar huzurlu olursa, aile çelik olur;
- Hamarat evin çocuğu birbirine “batur” der, beceriksiz evin çocuğu birbirine “kâfir” der; (Nederşina 2006: 206, 210)
[1] Çocuk eğitimi ile ilgili daha geniş bilgi için, Roza Kurban “Çocuk Ailenin Aynasıdır” 2016, s: 11.