Bu makale, kötü niyetli bireylerin maskelenmiş doğasını ve kurbanlarını manipüle etmek için kullandıkları psikolojik stratejileri derinlemesine analiz eden bir rehber niteliğindedir. Yazar, bu kişilerin kendilerini haklı çıkarma mekanizmalarını ve çevrelerindeki insanların özgüvenini sarsarak nasıl kontrol sağladıklarını çarpıcı bir dille anlatmaktadır. Metne göre bu karakterler, sevgiyi bir araç olarak görüp karşısındakinin duyusal algısını bozarak kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederler. Temel odak noktası, bu tür yıkıcı kişiliklerin değişmeyeceği gerçeğini kabul ederek onları erkenden teşhis etmektir. Sonuç olarak kaynak, okuyucuyu intikam almaya değil, bu karanlık kişilik özelliklerini tanıyarak kendisini korumaya davet etmektedir.
Duyusal Algı, Güç ve Gasp Üzerine Bir Okuma
Kötü insan, bağırarak gelmez. Çoğu zaman “dostum” diye omzuna dokunur. Arka sokaklardan yürür, iz bırakmaz; ama girdiği her hayatı eksiltir.
Tehlikesi şuradadır: ilk bakışta kötü görünmez. İşte bu tiplerin ortak psikolojisi:
(Gözden kaçan temel madde) Kendilerini kötü olarak görmezler. Zihinlerinde yaptıkları şey “hak”, “denge”, “karşılık” ya da “normal”dir. Bu yüzden vicdanla değil, gerekçeyle hareket ederler.
Seni kırmanın onlara güç verdiğine inanırlar. Senin acın, onların egosuna yakıttır.
Yaptıkları kötülüğü haklı göstermek için seni suçlarlar. Bu bir savunma değil, bilinçli bir saldırı tekniğidir.
En büyük silahları seni kendinden şüphe ettirmektir. “Acaba ben mi yanlış anladım?” dediğin an kayıp başlar.
Seni kaybetmekten değil, seni artık kontrol edememekten korkarlar. İtaat bittiğinde ilişki de biter.
Seni sevmezler; yalnızca egolarını beslediğin sürece yanlarında tutarlar. Sevgi değil, kullanım söz konusudur.

Dostlukları koşulludur. İhtiyaçları bittiğinde, sen de bitersin.
Arka sokak ahlakıyla yaşarlar. Dost dediklerinin eşi, sevgilisi, itibarı ya da emeği…
İhtiyaçları olmasa bile “alabileceklerini” alırlar. Bu bir arzu değil, gasp refleksidir.
Başkasının sahip olduğu şey, onlarda bastırılamaz bir iştah yaratır. Çünkü sahip olmak değil, elinden almak haz verir.
Duyusal algıyı bozarlar. Söylenenle yapılan arasındaki fark bilinçli olarak açılır; kafa karışıklığı yaratılır.
Kurbanı seçerken güçlü ama iyi insanları tercih ederler. Çünkü direnç vardır; ama kötülük yoktur.
Üçüncü kişiler üzerinden yayılırlar. Dedikodu, ima ve yarım cümlelerle alan genişletirler.
Suçüstü yakalandıklarında mağduru oynarlar. Böylece gerçek fail görünmez olur.
En tehlikeli halleri masumiyet maskesidir.
A kadın, B erkek düşünelim: Erkek güce; kadın duyguya ve etik görünümüne yaslanıyorsa, burada meşruiyet üretilmiş olur.
Biri yol açar, diğeri o yoldan yürür. Sonuç değişmez: eksilen hep iyidir.
Bu yazı bir intikam çağrısı değildir.
Bir ayırt etme rehberidir.
Kötü insanı tanıdığınız an, onu yenmiş olmazsınız; ama kendinizi kurtarırsınız.
Çünkü bazı insanlar düzelmez. Sadece teşhis edilir.