Yusuf Dülger
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Konya Karanlıklar Ocağı

Konya Karanlıklar Ocağı

0
Paylaş

Gençlik yıllarımızda; “İmanlıyız, İslamcıyız, milliyetperveriz” diyen kimi kişi ve oluşumlarla birlikte olduk. Zaman bize, bu oluşum ve iddiaların (çoğunun) arkasında İngiltere ve Amerika’nın olduğunu gösterdi. Sonra kimimiz aklımızı başımıza aldık, yanlışımızdan döndük. Kimimiz o de kafayla, aklına kullanmadan, halâ emperyalizmin sıçrama tahtası olmayı sürdürüyor.

Başlıkta kastettiğim yer Konya Aydınlar Ocağı’dır. Bu derneğin başkanı Mustafa Güçlü ve bazı arkadaşları tek yönlü ve çok fanatik oldukları, Türkiye’yi anlatırlarken gerçekleri gizlemeye çalıştıkları, haksız suçlamalar yaptıkları, yakın geçmişimize sürekli saldırdıkları için böyle diyorum. Bilinmeli ki, herhangi birisine hasım değilim. Konya aydınlar Ocağı’nda karanlık olmayanlara sözüm yoktur.

İddiamı örneklendireyim.

Tarih 18 Aralık 2023. Mustafa Güçlü, konusu İsmet İnönü olan konferansın açış konuşmasında İsmet İnönü’nün ana tarafından yabancı/başka olduğunu anlatmaya çalıştı. Şu alıntıyı dikkatle okuyalım.

Sakarya vadisini at üstünde, inceden inceye gözden geçirdim. Boşluklarda savaşın izleri kalmıştı. Orada burada belki, elle tırnakla kazılmış çukurlar vardı.

 Bir hafta kadar bir Tatar köyünde kaldım. Onları Rus saydıkları için, Yunanlılar bir şey yapmamışlardı. Köy çok temiz bir yerdi. Kadınları yorgun değil, çocuklar okuyup yazıyordu. Öğretmenleri vardı. Kısacası Anadolu’da o sınıf halkın biraz üstünde görünüyorlardı. Bunlar elli yıl önce, Kırım Savaşı sırasında göç etmişlerdi. Çocuk ölümü az olduğu için de çoğalmışlardı. O zaman Türkiye’nin büyük sorunu, nüfusunun az olduğu için, bir gün İsmet Paşa’ya Kırım’dan göçmen getirtmek fikrini vermek istedim. İsmet Paşa, pencereden, bahçede su taşıyan Moğol yüzlü, elmacık kemikleri çıkık yaşlıca bir kadına bakıp başını salladı ve:

 “TÜRK IRKININ YÜZÜNÜ DEĞİŞTİRİRLER. ONLARA BENZEMEK İSTEMEM” dedi. Halide Edip Adıvar; Türkün Ateşle İmtihanı, s.200, Atlas Kitabevi, İstanbul 1987.)

Selçuk Üniversitesi’nden tarih hocası olarak emekli olmuş bir tanıdığım var. İkiye bir “İsmet İnönü Türk değil, …’dir” diye aşağılar durur. İnönü için böylesi lafları çok duyarız. Demek istediğim o ki:

Türkiye’de, İsmet İnönü’nün ırkı, inancı ve yaşayışı için sürekli ağır ve çirkin iddialarda bulunan birkaç kesim var. Bunlar kendilerini: “Maneviyatçı, milliyetçi” olarak topluma lanse eden kesimler/kişiler. Toplumu ayrıştırmak, nefret duyguları üretmek, ülkemize az çok hizmet ettikten sonra ölüp giden insanların arkasından sürekli dedi kodu yapmak manevi ve millî kültürümüzle hiç uyuşmaz ki.

Bugün Türkiye’de kendilerini, “Geçerli Müslüman, Türk milliyetçisi” diye pazarlayan kişi ve kesimlerin birçoğuna bakın; milletimizi dininden, imandan, Türklüğünden uzaklaştırdılar. Arapçı tutkularıyla, Suriyeli, Faslı, Mısırlı, Ukraynalı, Uzakdoğulu kadın ve kızlarla yaptıkları (yaptırdıkları) evliliklerle nemiz varsa kararttılar.

İsmet İnönü’nün bir şu (yukarıda anlatılan olaydaki) duygu ve hassasiyetine, bakın, bir de bunların yaptıklarına. Hangisi daha insani ve samimi siz karar verin.

Gençlik yıllarımızda; “İmanlıyız, İslamcıyız, milliyetperveriz” diyen kimi kişi ve oluşumlarla birlikte olduk. Zaman bize, bu oluşum ve iddiaların (çoğunun) arkasında İngiltere ve Amerika’nın olduğunu gösterdi. Sonra kimimiz aklımızı başımıza aldık, yanlışımızdan döndük. Kimimiz o de kafayla, aklına kullanmadan, halâ emperyalizmin sıçrama tahtası olmayı sürdürüyor.

Yanlışı gördükten sonra düzelmek ve düzeltmek bir erdemdir.

 Yahu siz ne zaman kendinize geleceksiniz?

Geçmişi karıştırmanın bir yararı olmayacağı için açıklamalara girmiyorum.

Hoşça kalın.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!