Bu köşe yazısı, gazeteci Alican Uludağ’ın tutukluluğunu ve onun daha önce takip ettiği, iş insanı Murat Çeçen hakkındaki tehdit davasını konu almaktadır. CCN Holding Başkanı olan Çeçen, bir taşeronu tehdit ettiği iddiasıyla yargılanırken, duruşmalara katılmaması ve ifade vermekten kaçınması nedeniyle hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Makale, yargı sürecindeki aksaklıkları, sanık avukatlarının savunma stratejilerini ve mahkemenin delil olarak sunulan ses kayıtları üzerindeki incelemelerini detaylandırmaktadır. Yazar, güçlü siyasi bağlantıları olan bir müteahhidin yargı karşısındaki tavrını eleştirirken, davanın asıl takipçisi olan gazetecinin mahrumiyetine dikkat çekmektedir. Sonuç olarak kaynak, Türkiye’deki hukuk sisteminin işleyişini ve nüfuzlu kişilerin yargılanma süreçlerindeki zorlukları bir dava üzerinden özetlemektedir.
Ankara’da yaşadığı ve görev yaptığı halde “Cumhurbaşkanına hakaret, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, devletin kurumlarını aşağılama” suçlamalarıyla gözaltına alınıp İstanbul’a götürülen ve sadece “Cumhurbaşkanına hakaretten” tutuklanan gazeteci arkadaşımız Alican Uludağ 57 gündür Silivri’de.
Hem de iddianamesini kabul eden mahkeme “yetkisiz” olduğunu bildirip davanın Ankara’da görülmesini kararlaştırdığı halde.
Alican’ın tutuklanmadan önce takip ettiği bir dava vardı. Sanık; Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu Projesi, Antalya Havalimanı, New York Türkevi, Akkuyu Nükleer Santrali, Ankara-İstanbul Hızlı Tren Projesi 2. Etap 1 ve 2. Bölüm gibi büyük kamu ihalelerini alan, iktidara yakınlığıyla bilinen CCN Holding Başkanı ve IC İçtaş İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Murat Çeçen;
7 yıl sonra açılan davanın konusu ise Mersin ve Bilkent Şehir Hastaneleri inşaatında taşeron olarak görev yapan ve alacaklarını talep eden iş insanı C.D.’yi tehdit ettiği iddiasıydı.
İşte Alican tutuklanmadan 35 gün önce bu davanın ocak ayındaki ilk duruşmasını haberleştirmişti.
Olaya ilişkin iddiaları özetlersek; Murat Çeçen, C.D.’yi 22 Şubat 2018’de Ankara Bilkent Şehir Hastanesi şantiyesinde tehdit ederken, C.D. bu tehditleri telefonuyla kayda almış, ardından “hakaret, yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve tehdit” suçlarından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.
Ancak Çeçen hakkında uzun süre dava açılmamış, savcılık tarafından çağrıldığında ifadeye gitmemiş, nihayetinde de hakkında takipsizlik kararı verilmişti.
C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya’nın itirazı üzerine Ankara 4. Sulh Ceza Hakimi bu kararı 19 Temmuz 2023’te kaldırdığında ve yeniden soruşturma açıldığında ise savcılık Murat Çeçen’in ifadesini yine alamamış; soruşturma sonucunda da 7 Mayıs 2025’te sadece “tehdit” suçundan iddianame düzenlenip 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası istenmişti.
Ocak ayındaki o ilk duruşmaya Murat Çeçen yurt dışında olduğu gerekçesiyle katılmazken, avukatları, İstanbul’da ikamet ettiği için bir sonraki duruşmada orada talimat yoluyla dinlenmesini istemiş, C.D.’nin delili olan ses kaydını kabul etmemekle birlikte, öyle olsa bile kayıttaki ifadelerin tehdit niteliği taşımadığını öne sürmüştü.
Mahkeme de Murat Çeçen’in SEGBİS’le dinlenmesini, ayrıca sesin ona ait olup olmadığının tespiti için ses örneğinin alınıp bilirkişi incelemesi yaptırılmasını kararlaştırarak duruşmayı 27 Şubat’a ertelemişti.

İKİNCİ DURUŞMAYA DA KATILMADI
Alican hapiste olduğu için onun yerine izlediğim ikinci duruşmada yaşananları da madde madde hatırlatayım:
- İlk celseden 15 gün sonra mahkemeye bir dilekçe gönderen Murat Çeçen’in avukatları, ifadesinin SEGBİS’le değil, bildirdikleri İstanbul’daki bir otel adresinden talimatla alınmasını ve “yargılamanın sürüncemede kalmaması” için ses örneğinin alınmasından vazgeçilmesini talep etti.
- Ses örneğini almak üzere görevlendirilen polislerin 19 Şubat’ta düzenleyip mahkemeye gönderdiği tutanakta; Çeçen’in telefonla arandığı, sekreterinin il dışında olduğunu ve geldiğinde arayacaklarını söylediği ama arayan olmadığı; makul bir süre bekledikten sonra yeniden arandığında, bu defa konuyla avukatının ilgilendiğinin belirtildiği anlatıldı. Bunun üzerine aranan avukatın, “İkameti İstanbul’da, iş ve işlemleri Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü ile yapıyoruz, bununla ilgili işlemsiz iade yazısı yazdıracağız” dediği; böyle bir yazının da gelmemesi üzerine evrakta belirtilen adrese gidildiği, ancak kapıyı açan olmadığından ses kaydının temin edilemediği belirtildi.
- 27 Şubat’taki duruşma öncesinde avukatları, Murat Çeçen’in yurt dışında olduğu için SEGBİS’le duruşmaya katılamayacağını bildirirken, SEGBİS’le dinlenmesi ve ses örneğinin alınması kararlarından vazgeçilmesi taleplerini tekrarladı.
- Duruşma günü de mahkemeye sadece C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya geldi.
- Bu arada hâkimin izne ayrıldığı, bu nedenle duruşma yapılmayıp gün verileceği söylendi. Av. Kaya’nın ısrarı üzerine de geçici hâkim mahkeme kaleminde oturup dava görülmüş ve savcının mütalaası alınmış gibi 8 maddelik bir tutanak düzenleyerek duruşmayı 15 Nisan’a erteledi.
Tüm bu süreci aktardığım yazıyı, “İnşallah Alican o vakte kadar özgürlüğüne kavuşur da bu duruşmayı bizzat izleyip yazar” diye bitirmiştim.
Maalesef bu dileğim gerçekleşmedi ve önceki gün görülen üçüncü celseyi de ben izledim.
HÂKİMİN RAPORLU OLACAĞINI 35 GÜN ÖNCEDEN ÖĞRENDİLER
Duruşmada yaşananlara gelmeden önce sürece ilişkin ilave bilgileri yine madde madde aktarayım:
- Mahkeme 19 Ocak’ta, Gölbaşı Emniyet Müdürlüğü’ne Murat Çeçen’in 27 Şubat’taki ikinci duruşmaya zorla getirilmesi yönünde müzekkere gönderdi.
- Yine mahkeme 30 Ocak’ta, Üsküdar Emniyet Müdürlüğü’nden, ses kaydında yer alan; “Benim kimsede hakkım kalmaz bak ben Murat Çeçen’im… Ben ne yaparım ben seni evden kaldırtırdım o gün, anlatabildim mi?.. Ya ben adamın a… korum… Bana kimse silik diyemez anlatabildim mi seni burada öyle bir beceririm ki yemin ederim… Ne karın ağrın varsa ne gazın varsa benim adamıma anlatacaksın… Eğer kabul ettin ettin, etmedin düşmanımsın… Öyle yaralı bırakmam bırakmam merak etme…” şeklindeki sözlerin Murat Çeçen’e tekrarlatılmasının sağlanarak İVEDİ olarak gönderilmesini istedi.
- Murat Çeçen’i 27 Şubat saat 14.00’teki duruşmaya zorla getirmesi talimatı verilen polisin duruşma günü düzenlediği tutanakta; Çeçen’in 27 Şubat günü saat 13.59’da telefonundan arandığı, cevap veren olmadığı; öncesinde 23 Ocak’ta adresine gidildiği ama bulunamadığı belirtildi. Avukatının arandığı, avukatın da “hakimin raporlu olduğu bilgisini aldıklarını, bu sebeple mahkemeye mazeret sunup duruşmaya katılmayacaklarını” söylediği; hasıl-ı kelam, Murat Çeçen’e adresinden ulaşılamadığı anlatıldı.
- Mahkeme 2 Mart’ta Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne bir müzekkere daha göndererek Murat Çeçen’in ses kaydı örneğinin akıbetini sordu.
- 9 Mart’ta Murat Çeçen’in avukatı, Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne; müvekkilinin yurt dışı projeleri nedeniyle çoğunlukla yurt dışında olması ve ses kaydı alınmasına ilişkin ara karardan dönülmesi talebi nedeniyle müzekkerenin işlemsiz iade edilmesi talebinde bulundu.
- 10 Mart’ta Üsküdar Emniyet Müdürlüğü şöyle bir tutanak düzenledi: “Murat Çeçen isimli şahıs hakkında yapılan tahkikatta; bahse konu adreste adı geçen şahsa ulaşılamamış, şahsın avukatına telefonla ulaşılmış… ‘İlgili mahkemeye, müvekkilime ait olduğu söylenen ses kaydının doğru olduğu beyanında bulunduk’ dendi. Şahsın yurt dışında olması sebebiyle evrakta istenilen talimat yerine getirilememiştir.”
- Çeçen’in avukatları eş zamanlı olarak mahkemeye de; ses kayıtlarının içeriklerine yönelik herhangi bir itirazlarının bulunmadığını ve ses içeriklerini kabul ettiklerini belirterek bu ara karardan vazgeçilmesini talep eden bir dilekçe gönderdi.
Film gibi, değil mi?!
ÜÇÜNCÜ DURUŞMAYA DA GELMEYİNCE
Geldik önceki gün yapılan üçüncü celseye…
Murat Çeçen yine katılmadı. Hâkim, sanığın savunmasının alınması için İstanbul Anadolu 75. Asliye Ceza Mahkemesi’ne SEGBİS istemli yazı yazıldığını belirterek neden bağlanmadığını sordu.
Çeçen’in avukatları, kendilerine tebligat gelmediğini söyledikten sonra yine SEGBİS’ten dönülüp talimatlı ifade alınması için yazı yazılmasını talep etti. Avukatlar, hukuka aykırı şekilde elde edilen ses kaydına itibar edilmemesini isterken de; “Ses kayıtlarının dinlenmesini bu usulsüzlüğü göstermek için kabul etmiştik. Evet ses kayıtları müvekkile aittir, o nedenle ses örneği alınmasıyla ilgili ara karardan rücu edilsin” dedi.
Müşteki C.D.’nin avukatı Abdullah Kaya ise Murat Çeçen’in savunmasının soruşturma aşaması dahil alınamadığını hatırlatarak şöyle konuştu: “Kaçak olduğu belli, gelmiyor. SEGBİS dendi, zorla getirme kararı alındı; ama polis, jandarma getiremiyor… Bu ses kaydı, yağma suçunu oluşturmaktadır. O nedenle yetkisizlik kararı verilerek dosya ağır ceza mahkemesine gönderilsin.”
Yeniden söz alan Murat Çeçen’in avukatları da; bütün yurt dışı seyahatlerinin belgeli olduğunu, kaçmanın söz konusu olmadığını ve olayın ticari bir uyuşmazlık niteliğinde olduğunu savundu.
Beyanların ardından savcı, eksik hususların giderilmesini istedi.
Hakim de; sanık avukatlarının ses kaydını kabul etmesi nedeniyle Murat Çeçen’in ses örneğinin alınmasından vazgeçildiğini açıkladıktan sonra, “usulüne uygun tebliğe rağmen duruşmaya katılmadığı” gerekçesiyle Murat Çeçen hakkında savunmasının alınmasına yönelik yakalama kararı verdi.
Çeçen’in avukatları ise “tebligat gelmedi”, “duruşma tarihi bildirilmedi” gibi gerekçelerle yakalama kararına tepki gösterdi.
Hâkim, “Duruşma gününü siz biliyorsanız, o da biliyordur” karşılığını verdi.
Avukatların ikna çabasını sürdürmesi üzerine de hâkim, “Duruşma bitti. Kararımızı açıkladık” demek zorunda kaldı.
Ve duruşma eylül ayına bırakıldı.
Alican’ı daha fazla cezaevinde tutmak için başka yol ve yöntemler bulunamayacağına göre, Allah’tan da bir engel olmazsa bu duruşmayı da artık birlikte izleriz!..
Bu dava süreci hakkında daha detaylı bilgi edinmek ister misiniz?