Atsız Burucu
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Yeni Düzenin Eşiğindeki Dünya

Yeni Düzenin Eşiğindeki Dünya

featured
0
Paylaş

Atsız Burucu yazısında, Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel ölçekteki mutlak hakimiyetinin sona erdiğini ve dünyanın çok kutuplu yeni bir düzene geçiş yaptığını savunmaktadır. Yazar, ABD’nin ekonomik borç yükü ve petro-dolar sisteminin zayıflaması nedeniyle artık tek başına dünyayı yönetemediğini, Batı ittifakı içinde ciddi çatlaklar oluştuğunu vurgulamaktadır. NATO’nun eski işlevini yitirmesi ve Avrupa ülkelerinin kendi bağımsız savunma stratejilerini araması, bu büyük dönüşümün en somut göstergeleri olarak sunulmaktadır. Teknolojik gelişmelerle değişen savaş yöntemleri ve güç merkezinin Doğu’ya kayması, mevcut sistemin sancılı bir şekilde çözülmesine neden olmaktadır. Sonuç olarak eser, Türkiye gibi bölgesel güçlerin bu yeni ve karmaşık jeopolitik döneme hazırlıklı olması gerektiğini hatırlatan bir analiz sunar.

 

Dünya, uzun yıllardır alıştığı tek kutuplu düzenin çözülüşünü izliyor. Bir dönem her bunalımı yöneten, her savaşa yön veren ve her bölgeyi baskı altında tutabilen Amerika Birleşik Devletleri artık aynı kudrete sahip değil.

Bu yalnızca askeri bir aşınma değil; aynı zamanda ekonomik, siyasal ve ruhsal bir çözülmedir.

Asıl önemli olan ise şudur: Ortaya çıkan boşluk, yeni bir dünya düzeninin doğum sancısını başlatmıştır.

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün içinde yükselen çatlak sesleri bu dönüşümün yalnızca görünen yüzüdür.

Avrupa ülkeleri ile Amerika arasındaki görüş ayrılıkları artık gizlenemiyor. Özellikle İran konusunda yaşanan gerilim, Batı dünyasının artık tek bir irade gibi davranamadığını açık biçimde ortaya koydu.

İtalya ve İspanya gibi ülkelerin, İran’a yönelik olası saldırılarda hava alanlarını ve askeri üslerini kullandırmak istememesi sıradan bir diplomatik ayrıntı değildir.

Bu durum, Avrupa’nın artık Amerika’nın her siyasal ve askeri hamlesine koşulsuz boyun eğmek istemediğini göstermektedir.

Çünkü Avrupa, Amerika’nın yürüttüğü sonsuz savaşların yükünü taşımaktan yoruldu.

Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği’ne karşı kurulan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Sovyetler çöktükten sonra varlık nedenini büyük ölçüde kaybetmişti.

Ancak örgüt kapanmadı; tersine, yeni düşmanlar üreterek genişledi. Yugoslavya’dan Irak’a, Libya’dan Afganistan’a kadar uzanan süreçte örgüt giderek savunma yapısından uzaklaşıp küresel müdahale aracına dönüştü.

Bugün ise Avrupa’da şu düşünce giderek güçleniyor: “Amerika’nın dünya üzerindeki hesaplaşmalarının bedelini neden biz ödeyelim?”

Asıl kırılma burada başlıyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nin yaklaşık kırk trilyon dolara yaklaşan borcu artık yalnızca ekonomik veri değildir; doğrudan doğruya bir egemenlik sorunudur.

Çünkü borç büyüdükçe, dünyanın her köşesinde askeri güç bulundurmanın maliyeti taşınamaz hale geliyor.

Yetmişe yakın ülkede yüzlerce askeri üs bulundurmak, küresel denetim sağlamak için gerekliydi. Fakat artık bu düzenin giderleri, getirilerini aşmaya başladı.

Petro-dolar düzeninin zayıflaması da bu süreci hızlandırıyor. Uzun yıllar boyunca dünya enerji ticaretinin dolar üzerinden yapılması, Amerika’ya sınırsız para basabilme rahatlığı sağladı.

Ancak bugün Çin, Rusya, İran ve kimi Asya ülkeleri kendi para birimleriyle ticaret yolları arıyor.

Bu durum yalnızca ekonomik değişim değil; küresel gücün yön değiştirmesidir.

Dünyanın ağırlık merkezi Batı’dan Doğu’ya kayıyor.

Bir başka önemli değişim ise savaş anlayışında yaşanıyor. Yirminci yüzyılın dev uçak gemileri, dev üsleri ve yüz binlerce askeri üzerine kurulu savaş modeli aşınıyor.

Artık küçük maliyetli insansız hava araçları, yapay zekâ destekli savunma dizgeleri, siber saldırılar ve yüksek duyarlıklı füzeler savaşın yönünü değiştirebiliyor.

Ukrayna-Rusya savaşı bunun açık örneği oldu. Savaş, yalnızca Rusya’nın eksiklerini göstermedi;

aynı zamanda Batı’nın da düşündüğü kadar hazırlıklı olmadığını ortaya çıkardı.

Avrupa ülkeleri mühimmat üretiminde zorlandı, enerji bunalımı yaşadı ve ekonomik baskı altında kaldı.

Bu nedenle Avrupa artık kendi savunmasını kurma düşüncesini daha yüksek sesle tartışıyor.

Almanya’nın yeniden silahlanma sürecine girmesi, Fransa’nın Avrupa ordusu düşüncesini savunması ve İngiltere’nin bağımsız güvenlik çizgisi araması boşuna değildir.

Çünkü Avrupa şunu görüyor: Amerika artık eski Amerika değil.

Ancak burada önemli bir yanılgıya düşmemek gerekir. Amerika çökmüyor; fakat dünyayı tek başına yönettiği dönem kapanıyor.

Yeni çağın temel özelliği çok kutupluluktur. Bundan sonra yalnızca bir büyük güç değil;

birçok bölgesel ve küresel güç aynı anda etkili olacak.

Çin ekonomik gücüyle, Rusya askeri sertliğiyle, Türk Devletleri jeopolitik konumuyla, Hindistan nüfus ve üretim gücüyle, Körfez ülkeleri enerji birikimiyle yeni düzenin parçaları olmaya hazırlanıyor.

Yani bugün yaşanan şey yalnızca bir örgüt tartışması değildir.

Asıl yaşanan, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Atlantik merkezli düzenin çözülüşüdür.

Yeni dünya düzeni doğuyor.

Ve doğan her yeni düzen gibi, sancılı geliyor.

Soru şu:

Biz buna ne kadar hazırız?

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!