Çorum Türk Ocakları Başkanının Türk Ocakları sitesinde yazmış olduğu bir yazıdan dolayı 100 yıllık koskoca Türk Ocakları suçlu gösterilmeye çalışılmış, yazılan yazılara yapılan yorumlar da zaman zaman hakaret boyutuna varmıştır. Hatta yazılar okunmadan yorumlar yorumlar yapılmıştır.
Sayın yazarın bu anlamdaki yazıları ve tavrı hiç biri bir meseleyi çözmek anlamında yapıcı olmayıp, tam aksine kışkırtıcı ve Türk Milliyetçilerini birleştirici olmaktan ötedir. Yapılan yorumların birçoğu da… Bu gün için ayrılıkların, küskünlüklerin yok edilmesi en önemli meseledir. Kaybedecek zaman da yoktur. Kendi ülkesinde birlik için çaba sarf etmeyen insanlar, Nihal ATSIZ’ın “Bütün Türkler birleşecektir” milli ülküsünü nasıl gerçekleştirebileceklerdir? Yazarın böyle bir derdi olmayabilir ama yorum yapanlara ne denebilir?
Sayın Neval Kavcar’ın 12 Kasım 2011 tarihinde “Saidi Kürdi Haftası” başlıklı yazısı yayınlandı. Bu aslında bir haftadır yazılan diğer yazıların açıklaması, cevabı ya da yorumu veya özeti ya da her ne derseniz deyin…
Sayın yazarın en son yazısına bir cevap olarak her bir paragrafı ayrı ayrı değerlendirilirse konu daha iyi anlaşılacaktır kanaatindeyim.
Türk Ocaklarının sayfasından yazının kaldırıldığını belirterek kazanılmış bir zafer edası ile kaldırılan yazıdan örnek vermektedir.
“Uzunca bir süredir İslam’ın iman davasının büyük mütefekkiri Bediüzzaman Said Nursi’nin bazı fikirleri ile etnik fitnenin bölücü Kürtçülük davası arasında bir ünsiyet peyda etme çabalarını hayretle takip ediyoruz. ……..
Cümlesinden, Said Nursi’nin bazı fikirlerinin bu günkü etnik fitne ile o tarihteki Kürtçülük davasının aynı olmadığı ifade ediliyor.
“Bu cihetle biz Üstadın fikirlerinin izaha gerek görülmeyecek kadar aşikâr olduğunu, onun Kürt ve Türk milleti arasında menfi bir milliyet davası gütmediğini kendi eserlerinden okunduğunda görülebileceğini düşünüyoruz.”
Kendi eserlerinde millet kavramının bir şey ifade etmediği vurgulanıyor. Hatta yorum yapmadan, Said Nursi’nin kendi ifadelerini olduğu gibi koyuyor ve yorumu okuyuculara bırakıyor…
Ayrıca Genel Merkez yazınıza gereken cevabı bütün vakarlığı ile vermiştir. Yazıyı kaldırmasının nedenine dair sayfanızda yorum yapmama rağmen sayfada yaptığım yorum gösterilmemiştir. Herhangi bir hakaret içermeyen seviyeli yorumlarımın yazılmaması dürüst bir anlayış olmaması da ayrı bir konudur.
***
Nur davası denilen, kanaati gereği Kuran’ın kendisinden bahsettiğini söyleyen zavallının zırvalarını isteyen okuyabilir, inanabilir de. Allah, şeytana kıyamete kadar izin vermiş. Arkasında önünde, büyük güç de bulunabilir.
Hilmi Demir’in, yazısında yukarıdaki gibi bir ifade yok. Zavallı, zırva, şeytan, kutsanma, sayıklama gibi ifadeler yazara ve yorumculara ait ifadelerdir.
***
Diyor ki Neval hanım;
Diyor ki Neval hanım;
“Her şey olabilir. İyi de, doğruyu ahrette mi söyleyelim? Mahkeme kurulmadı. Kimse mahkûm edilmedi. Türk Ocakları bir STK ise tüzüğüne uygun davransın dedik. Demeyelim mi?”
Şunu diyebilirsiniz: “Türk Ocaklarının sayfasında bu yazıya gerek yok.” Bu anlaşılabilir. Yapıcı bir yaklaşımdır denilebilir. Ancak neredeyse hakaret boyutuna gelen ve tartışma yaratarak olayı büyüterek Türk Milliyetçilerini bölecek ifadelerle yazı yazmanız, kendini Türk Milliyetçisi sayan kişilere yakışmaz… Bunun arkasında pek çok şey aranır. İyimser tavırla, Genel Merkez ile aranızda bir husumet olduğundan, kötüsü bölücülük yaptığınıza kadar daha bir sürü şey…
***
Yaptığım yorumları yazmış Neval Kavcar;
“* Türk Ocakları Açılımı desteklememiştir. O yazıda Said Nursi kutsanmamaktadır.
*Said-i Nursinin kendi ifadeleriyle Türk Milletine yaptığı övgüleri, hayranlığı ve methiyeleri ifade etmek Kürtçülük olarak nitelendiriliyor.Kendisini eski Said ve yeni Said olarak değiştiğini ifade etmesi geçmişteki hata ve pişmanlığını ifade ediyor.Ayrıca bunları yazmam da benim o kişinin ardından onu izlediğim veya övgüler sunduğum anlamına filan gelmiyor.
*Said-i Nursinin kendi ifadeleriyle Türk Milletine yaptığı övgüleri, hayranlığı ve methiyeleri ifade etmek Kürtçülük olarak nitelendiriliyor.Kendisini eski Said ve yeni Said olarak değiştiğini ifade etmesi geçmişteki hata ve pişmanlığını ifade ediyor.Ayrıca bunları yazmam da benim o kişinin ardından onu izlediğim veya övgüler sunduğum anlamına filan gelmiyor.
* Siz onu bırakın da Said Nursi’nin 2. Döneminde Türk Milletine ithafen söylediği o ifadelerindeki yanlışları bulun herkes aydınlansın..”
Ben de Diyorum ki; yazdıklarımda yanlışlık nerede? Nerede Kürtçülük yaptığım, Said Nursi’yi kanatlandırdığım!
***
Devamla diyor ki;
***
Devamla diyor ki;
“O ilin başkanı, bir hafta boyunca savundu, savundu, savundu.
Said Okur’u yanlış tanıyoruz anlamına gelen, yukarıdaki satırlarını okuduk.
Yazının Türk Ocakları sitesinden kaldırılışıyla ilgili, tek kelâm etmedi.”
Said Okur’u yanlış tanıyoruz anlamına gelen, yukarıdaki satırlarını okuduk.
Yazının Türk Ocakları sitesinden kaldırılışıyla ilgili, tek kelâm etmedi.”
İşte burası daha vahim.. Çünkü bununla ilgili söylediklerim de maalesef bazı yorumlarım da silindi ya da yayınlanmadı. Bu şahsımın bir ayıbı ya da küçümsenecek bir durum değil sizin vehminizdir. Bunu yazı yazdığınız sitenin yöneticileri ile görüşmenizi öneririm. Yazılar objektif olmalıdır. Yoksa kendin çal kendin oyna olur, gerçekler saklanmış olur, tek taraflılık olur… İşte budur anlayışınız.
Ayrıca 09.11.2011 günü bu konuda yazdığım yorum, bir gün sonra yayınlandı. Neval Hanım da yorum sonradan yayınlandığı için okumamış demek ki…
***
Sayın yazar;
Sayın yazar;
“Üstelik Türk Ocakları, Kürt Ocaklarına dönüşüyor diye bir iddia yok ortada.. Said-i Kürdi Kürtçülük eylemiyle ömrünü geçirmiş, Kuvay-i milliye karşıtı söylemin odağında bulunmuş, devran değişince de Türklere methiye düzüp, zırvalarını “Nur davası” diye piyasaya sunmuş yanar döner uyanığın biriydi. Kimlerin teşvikiyle o dönem kanatlandı, devlet kayıtlarında var deniliyor. Bir gün açığa çıkacaktır.”
Hanımefendi yapılan yorumları okumamışınız demek ki! Hatta daha ileri gidenler, PKK’lı diyenler, yarın Öcalan’ı da savunabileceğimizi ifade edenler…
Ayrıca devlet kayıtlarına ulaşmaya gerek yok zaten siz biliyorsunuz her şeyi…
***
Diyor ki;
“Ben sadece Türk Ocakları “Nur Davası” sayıklamalarına ev sahipliği yapacak yer midir dedim, demeliyiz.”
Neval Hanım, doğru demişiniz. Keşke dediğiniz bu kadarla ve kalsaydı. 100 yıllık bir koca ocağın yüz milyon tane yazısının içinden birini seçip yazıyı bile okumadan yorum yapan, yazan, destekleyici birilerini de bularak anlamsız saldırılarda bulunmasaydınız.
Elbette eleştirmeliyiz. Eleştirilecek herkesin, partinin ocakların, medyanın, aydınlar yada aydın geçinenlerin o kadar çok şeyi var ki…
***
Hatta diyor ki;
“Genel merkez konumu itibariyle ortak şuur oluşturmak ve Türk Milliyetçilerinin etkisizleştirildiği bazı projelerde yer alıyor.Kürt Açılımda “problem çözülmeli – Bask modeli”, 12 Eylül referandumunda “mahkemelerde davalar birikiyor, düzenlemeye gidilmeli”, AKP’nin kapatılma davasında “dava siyasi” gibi, arkadan dolaşmalı kanaatler oluşturuyor. Sırada Anayasa değişikliği var. Şubelerin hangi görüşte olduğunun hiç önemi yok. Önemli olan basına yansıyan fısıltılarla halkın “Türk Ocağı da böyle düşünüyormuş, tamam o zaman “ kanaatine gelmesi.”
Hanımefendi;
Söylediğiniz, vatandaşta uyanan kanaat Samancı, Tarafçı, Zamancı malum medya tarafından oluşturulmaya ve yayılmaya çalıştığını görmüyor musunuz? Bunu görmeden tarafçılarla aynı çizgide aydınvari yazılar yazabiliyorsunuz. Koskoca bir camiayı zedeleyebiliyorsunuz. Bunun kime yararı var? “Sırada Anayasa var” mış!!! Terör ve bölücülüğe, cemaat yapılanmasının yanlışlığına, ülkenin ekonomik kültürel bir sürü meselelerine karşı ürettiğiniz bir çözümü yazın. Anayasayı siz yazın… Öğrenelim. Aydınlanalım.
Ayrıca Said-i Nursi ile ilgili yazdığınız hangi yazınızda o zâtı övücü yada size karşı yapılan bir yorum yazı yazmışız? Sapla samanı karıştırmamak lazım. Ne kadar Türk Ocağının şahsiyetine dokunur laf ederseniz buna kayıtsız kalmamız mümkün olmaz.
***
Bakınız yazarın tahrik edici söylediklerine;
“Said-i Kürdi, araziye uyum sağladığı döneme, 2. Said diyor. Bazıları da inanmaya hazır bekliyor. Şube başkanı arkadaşımız bundan etkilenmiş zinhar. Birkaç yıla kalmaz Yeni Öcalan’ı alırız gündeme. PKK dönemindeki katliamları ve açılımı, fitneci aslı nesli belirsiz bir yazar anlatır nasılsa. Türk Milliyetçilerini bölmek, aralarına nifak sokmak için.
Olur mu olur.”
Olur mu olur.”
Hanımefendi; o dediğiniz ifade şahsıma ait değildir. Hilmi Demir’in yazısında; Said Nursinin kendi ifadesidir. Türk Milletini övdüğü, şerefli dediği, İslam’ın bayraktarlığını yaptığı ifadeleri de benim söylediklerim değildir. Hilmi Demir’in de değildir. Said Nursi’nin ifadeleridir. Yazdığı diğer ifadeler de… Siz şimdi çıkıp bunları Said Nursi dedi diye bize saldırıyorsunuz daha açık nasıl söyleyebilirim?
Şayet Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Said Nursi takiye yaparak böyle bir ifade kullandığını söylüyorsanız, iddianızı saldırmadan, uslûbuyla, belgeleriyle ortaya koyarsınız, Hilmi Demir de bunu kabul eder yada karşı deliller koyar… Hatta sunduğunuz belgeleri de Türk Ocaklarının sayfasında yayınlarsınız, olur biter… Tabii ki maksat üzümü yemek ise…
Öcalan’ı da alacakmışız gündeme. Evet alacağız gündeme… Ama bölücülerin ve fitnelerin işine gelmeyecek… Öcalan ile ilgili konuya hiç girmeyin isterseniz. Böyle derseniz birileri çıkar niye asmadınız der. Sizin şu anda açıklamakta zorlandığınız anlamsız eleştirinize döner. Açıklayacağım diye uğraşır mısınız bilemem. Biri bir gün çıkar, anlatır…
***
Sonuç olarak diyorum ki;
Bazı şeyler vardır ki “Kol kırılır yen içinde kalır”. Ama mızrak da çuvalda gizlenmez. Türk Ordusuna, Türk Askerine, Türk Polisine kimse laf edemez. Etmemeli… Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapabileceği hatalı tutumlar veya hareketler için Türk Ordusu suçlanmaz. Aksaklıklar var ve düzeltilecek ise bu da medya aracılığıyla ulu orta yapılmaz. Yapılmamalı. Eğer iyi niyetli iseniz… Zira Türk Ordusuna zarar verirsiniz… Türk Ordusuna karşı bir husumetinizi olduğunu gösterir. Malum medyada Türk ordusuna dair atılan başlıklar, yazılan yazılar, gerçekte Türk Ordusunu yıpratmaya, yok etmeye yönelik yazılardır. TSK’ya güvenen kişi %80’lerden %20’lere dişer. Oyunuz %13’lerden %8’lere düşer.
Sorun var ise çözümü bu değildir.
Neval KAVCAR’ın yaptığı ile “Tarafçıların” arasındaki fark nedir?
Hanfendiden, Türk Dünyasını birleştirecek projelerini bekliyoruz!!!
Olur mu? Olur!…