Müyesser Yıldız
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bora Kaplan Davasında “Sayın” Tartışması

Bora Kaplan Davasında “Sayın” Tartışması

featured

Bu metin, Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının kritik ismi Serdar Sertçelik’in mahkemedeki savunmasını ve beraberindeki tartışmaları kapsamaktadır. Sertçelik, kendisi adına oluşturulan sahte dijital verilerle bazı siyasetçi ve yargı mensuplarına kumpas kurulduğunu, bu süreçte emniyet görevlilerinin intikam amacıyla hareket ettiğini iddia etmektedir. Savunma sırasında, söz konusu kayıtların yapıldığı tarihlerde cezaevinde olduğunu vurgulayarak belgelerin gerçek dışı olduğunu savunan sanık, dönemin emniyet müdürlerini suç örgütü kurmakla itham etmiştir. Duruşma tutanaklarına yansıyan bu ifadeler; yargı mensupları, emniyet müdürleri ve savcılararasındaki usul tartışmalarıyla birleşerek davanın gidişatına dair önemli iddiaları ortaya koymaktadır. Netice itibarıyla kaynak, davanın gizli tanığının itirafçı kimliğinden sıyrılarak kolluk kuvvetlerine yönelik ağır suçlamalarda bulunduğu karmaşık bir yargı sürecini özetlemektedir.

Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının M7 kodlu gizli tanığı Serdar Sertçelik, kendisine ait olduğu öne sürülen buluntu telefonda oluşturulan mesajlarla, MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin polisleri “darbeci” olarak nitelendirmesinin intikamının alındığını belirtirken, dönemin KOM Şube Müdürü Şevket Demircan’la yaptığı görüşmelerde adı geçmediği halde eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın da söz konusu buluntu telefonla listeye eklendiğini söyledi.

İstinaf’ın kısmi bozma ve birleştirme kararlarından sonra geçen haftadan bu yana Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülmesine başlanan 76 sanıklı davanın bugünkü celsesinde Serdar Sertçelik’in savunmasının alınmasına devam edildi.

“Ben İstihbarat Başkanı mıyım?”

Dışişleri Bakanlığı kanalıyla Macaristan’dan gelen yazıyla, buluntu telefondaki mesajlar, mailler ve görüşmelerin yapıldığı tarihlerde kendisinin cezaevinde olduğunun, cezaevinde de cep telefonu kullanma imkânının bulunmadığının ve sadece sisteme kaydedilen numaralarla görüşmesine izin verildiğinin doğrulandığını anlatan Sertçelik, kendisiyle ilgili olarak Büyükelçiliğimiz kanalıyla yapılan yazışmalar sırasında Macaristan makamlarının, “Hükümetle mahkeme arasında çelişkiler var” tespitinde bulunduğuna dikkat çekti.

Buluntu telefonu oluşturduğunu iddia ettiği isimler için “Allah’ın belaları, sahtekârlar” ifadelerini kullanan Sertçelik, bu kişilerin soruşturmanın her aşamasında korunduğunu iddia ederken de soruşturma savcısı Mustafa Kaya’yı şöyle suçladı:

“Benim Macaristan cezaevlerindeyken bu yazışmaları yapıp yapamayacağımı soracağı yerde, bana eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın Macaristan İçişleri Bakanı ile İstanbul’da yaptığı görüşmede iadem için uğraştığı dedikodularını anlattı. Senin bu dedikodularla işin ne?”

Sahte telefonda kendi adına açılan mail, X ve Instagram hesaplarının aynı kişi tarafından kullanıldığını öne süren Sertçelik, kendi adıyla bazı devlet kuruluşlarına gönderilen 14 sayfalık maile ilişkin olarak da şunları söyledi:

“Ben istihbarat başkanı mıyım, bu kadar bilgi trafiği bana nereden gelir? İstihbarat başkanı bile bu kadarını bilmiyordur. Bu bilgi ancak emniyet istihbarat müdüründe olur, bu kumpası başıma getiren KOM müdüründe olur.

Sertçelik, yazışmalardaki kimi ifadelere dikkat çekerken de, “Şevket Demircan’ın kullandığı çok sayıda ifade var. Nurullah Özgür Kopuk’a sadece Şevket Demircan ‘Nuri’ diyor. Bu yazışmalarda da ‘Nuri’ deniyor. Ben hiçbir zaman Nuri demedim.” dedi.

“Fahrettin Koca Yoktu”

Türkiye’den kaçtıktan sonra Şevket Demircan’ın kendisiyle yaptığı görüşmelerde; Bekir Bozdağ, Mücahit Aslan, Hasan Doğan, Osman Aslan’ın isimlerini vermesini istediğini hatırlatan Sertçelik, bu konuşmalarda eski Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın adının hiç geçmediğini, ama şimdi buluntu telefondaki yazışmalarla listeye onun da eklendiğini vurguladı.

Savunmasına telefondaki mesajları tek tek okuyarak devam eden Sertçelik, bir bakana takılan lakabı kesinlikle kendisinin koymadığını, bu lakabı takanın Şevket Demircan olduğunu öne sürünce Mahkeme Başkanı, lakabı söylememesi uyarısında bulundu. Sertçelik, yazışmalarda adı geçen bir hâkim için “Bu hâkim, bu davadaki bir KYOK kararını kaldıran adam. Ya bunlarla araları bozuldu ya da başka hesapları var, onu da katmışlar.” deyince Başkan, bunların yargılamanın konusu olmadığını belirterek, söyleyip geçmesini istedi. Sertçelik de, “O zaman onlar amacına ulaşmış olur. Amaçlarına ulaşmamaları lâzım.” karşılığını verdi.

“Adliye Koridorunda Bağırdı”

Buluntu telefondaki mesajlarla; “FETÖ” ile mücadele eden Sabah Gazetesi, Abdurrahman Şimşek, Nedim Şener gibi isimlerden intikam alındığını, İsmail Saymaz’ın da dahil edildiğini anlatan Sertçelik şöyle devam etti:

“MHP’den de intikam almayı unutmamışlar. Devlet Bahçeli’nin grupta yaptığı konuşmanın intikamını almışlar.Biz kimiz ki, öyle bir konuşma metnini hazırlayalım? Abartmışlar, saçmalamışlar. MHP’ye yakınlığıyla bilinen Veysel Kaçmaz’a (Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili) da iftira atarak, intikam almışlar. Polislerin gözaltına alınıp tutuklanmalarından Veysel Kaçmaz’ı sorumlu tuttuklarını, hatta Murat Çelik’in adliye koridorunda, ‘Veysel Kaçmaz seninle görüşeceğiz’ diye bağırdığını herkes biliyor.”

Sertçelik, “Meslektaşınızın namusuna laf edilmiş” diyerek, bir başka yargı mensubuyla ilgili mesaja geçince Mahkeme Başkanı, “herkes okudu, gördü” diye müdahale etti. Bunun üzerine Sertçelik, “Bunların sorumlusu Mustafa Öztaş kaçarsa, kimin yaptırdığını bulamazsınız. Bunların içi bu kadar pislik, bu kadar kötü. Mustafa Öztaş burada kendisini Trump’ın ortağı gibi gösterdi. Oysa emlakçı bir adam. Bir yığın sabıkası var. Beni tanımadığını söyledi. Her dönemin Emniyet müdürleri ile yakın biri. Onlarla mekanlarıma çok defa gelir, localara oturur, sabaha kadar içer, bir kuruş vermeden giderdi.” diye konuştu.

Savcı Mustafa Kaya’nın, gizlilik kararı olduğu gerekçesiyle kendilerine tek bir evrak vermezken dosyanın tamamını polislere verdiğini, onların da bunu haklarındaki idari ve adli soruşturmalara delil olarak sunduğunu kaydeden Sertçelik, savunmasını şöyle tamamladı:

“Bu sahte telefonu oluşturan kim varsa namussuz, şerefsiz; Allah’ı, kitabı olmayan insanlardır. Allah belalarını versin. Bir yığın insana, yargı mensubuna ve siyasetçiye iftira attılar. Bunu yapanları bulalım. Devletimiz bu kadar aciz mi? Bunu yapan adam kaçarsa, sorumlusu heyetiniz olur. Bu yazışmalarda adı geçen herkesin muhatapları Murat Çelik, Şevket Demircan, Mustafa Öztaş, Av. R.Ö. ve Av. T.’dir. Ben söz konusu tarihlerde cezaevinde olduğumu delillerle ispatladım. Yarın öbür gün devletimizin bunları tutuklayacağını, her şeyin aydınlanacağını düşünüyorum.”

Savunmasının ardından Mahkeme Başkanı, Bora Kaplan tarafından tehdit edildiğinin öne sürüldüğünü belirterek, müşteki olmak isteyip istemediğini sordu. Sertçelik, “O mailler bana ait değil. Şikâyetçi değilim.” dedi.

Savcı “Sayın Müdürler” mi Dedi?

Çapraz sorgusunda savcının soruları üzerine polislerin, kaçmasının yolunu açtığını belirten Serdar Sertçelik, “Kaçmasam tutuklanacak ve beni nasıl gizli tanık yaptıklarını anlatacaktım.” dedi. Sertçelik kaçışı, yurt dışında Şevket Demircan’la görüşmesine ilişkin detaylı sorulara da şöyle tepki gösterdi:

“Daha önce defalarca anlattım. Anlatmak istemiyorum. Psikolojim bozuluyor. Sanki her defasında bir farklılık yakalar mıyım gibi sorular soruyorsunuz, o yüzden cevap vermek istemiyorum.”

Sertçelik’in avukatı Alperen Ekinci, savcının sanık olan polislerden söz ederken, “sayın müdürler” ifadesini kullandığını, böylece tarafsızlığını yitirdiğini belirterek davadan çekilmesini isterken Bora Kaplan da, “Savcı bey, bana ‘Bora’, sanık polislere ‘sayın müdürler’ diyerek, onlara değer verdiğini, bizi değersiz gördüğünü göstermiştir. Çekilsin.” dedi.

Mahkeme Başkanı bu konuda karar vermek için araya gideceğini bildirince Savcı, kesinlikle bu ifadeyi kullanmadığını, SEGBİS çözümü yapıldığında bunun görüleceğini kaydettikten sonra, “Bunu söylediğimi hatırlamıyorum, olsa da dil sürçmesidir” açıklamasını yapıp, mevzuatımızda savcının reddine yönelik bir düzenleme bulunmadığını hatırlattı.

Bora Kaplan’ın avukatı Yakup Kılıç da, Savcının ifadesinin dil sürçmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, bu nedenle çekilmesi gerektiğini söyledi.

Mahkemenin, savcının çekilmesi talebinin reddine karar vermesinin ardından söz isteyen sanık avukatlarından İbrahim Kama, davanın tanıklarından Mustafa Öztaş’ın arayıp kendisine küfür ve tehditlerde bulunduğunu, bu konuda da suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.

“Apo’ya Bile Sayın Dendi”

Mahkemenin ret kararına rağmen savcıyla ilgili tartışma sürdü.

Serdar Sertçelik, Mustafa Kaya’dan çok çektiği için hassas olduğunu belirterek, savcının görevini tarafsız bir şekilde yapmasını istedi.

Savcı ise talep reddedilse de konunun açıklığa kavuşması için tartışmalara yol açan ifadelerinin dinlenmesini istedi.

Bora Kaplan’ın avukatı, “Gerek yok”, Sertçelik’in avukatı, “Dinlensin” derken, Emniyet müdürü Murat Çelik’in avukatı Cengiz Varol, “Dinlesek ne dinlemesek ne? Zaten talep reddedildi. Savcı, dil sürçmesi olabileceğini belirtti. Apo’ya bile ‘sayın’ dendi. Bunlarla uğraşmaya gerek yok, daha ciddi meselelerimiz var.” diye konuştu.

Bu beyanlardan sonra savcının tartışmalara yol açan ifadeleri dinlendi ve “sanık polisler” dediği anlaşıldı. Bunun üzerine Bora Kaplan, “Özür dileriz, yanlış duymuşuz. Ağzımız yandı ya, yoğurdu üfleyerek yiyoruz.” dedi.

Macaristan Tartışması

Savcı sorularının devamında buluntu telefondaki maili gündeme getirince Serdar Sertçelik, “Artık beynim dönüyor” diyerek cevap vermek istemeyince Mahkeme Başkanı, “Biz de çok memnun değiliz” yorumunu yaptı.

Sertçelik, Bora Kaplan’ın, “Gerekçeli kararda etkin pişmanlıktan yararlandığınız yazıyor, yararlandınız mı?” sorusuna ise “Hiçbir yere etkin pişmanlık beyanında bulunmadım” karşılığını verdi.

Bir tartışma da savcının, Macaristan’da yakalandıktan sonra Sertçelik’in mahkemede verdiği ifadelere ilişkin sorular yöneltmesi üzerine yaşandı. Av. İbrahim Kama, yönlendirme yaptığı gerekçesiyle savcıya itiraz edince Mahkeme Başkanı, müdahaleye devam ettiği takdirde salondan çıkarttıracağı uyarısında bulundu. Av. Kama itirazlarını sürdürünce de görevlilerden dışarıya çıkarmalarını istedi. Bunun üzerine Av. Kama duruşmadan ayrıldı.

Savcı, Sertçelik’e Macaristan’daki ifadesine ilişkin “neler anlattığı, baskı görüp görmediği, ifadeyi hür iradesiyle mi verdiği” şeklinde sorular sordu.

Sertçelik de, “Anlatmak istemiyorum. Sadece sorduğunuz anlamda polislerin bana burada neler yaptığını söyledim” dedikten sonra şunları kaydetti:

“Ben bu adamların zulmünden kaçmış gitmişim. Yayınlar yapmışım. Türkiye’ye gönderilsem, başıma ne geleceğini bilmiyorum, beni eleğe çevirirlerdi. Oradaki ifademi delil olarak kullanmak istediğiniz anlaşılıyor. Orada avukatlarımın yönlendirmesiyle iltica talebimin kabul edilmesini sağlamak için verilmiş bir ifadedir ve ifadenin tek doğru bölümü polislerin zulmü bölümüdür. Şimdi Macaristan’daki ifademin burada kullanmaya şey yapılması… Benim için sahte rapor veren doktor, gördüğü baskıları anlatınca, ‘kendi inisiyatifin olsa bunu yazar mıydın?’ diye sordunuz. Doktor, ‘yazardım’ dese polisler aklanacak, sorumlulukları ortadan kalkacak mıydı?”

Savcı bu tepki üzerine, “Biz de hakikati arıyoruz Serdar” deyince Sertçelik, “Hakikat böyle aranmaz” karşılığını verdi ve heyete, “Sizin adaletinize sığınıyorum” diye seslendi.

Duruşmaya yarın da Serdar Sertçelik’in avukatlarının savunmasıyla devam edilecek.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Haberiniz ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!